Reklamı Kapat

Müslüman Topluluklar Birliği 28. Kongresi

ESAM (Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi) ev sahipliğinde düzenlenen 28. Uluslararası Müslüman Topluluklar Kongresi geçtiğimiz hafta sonu yurt içi ve yurt dışından yoğun bir katılımla Ankara’da icra edildi.

Bazen toplantılarda insan, bazı işlerin önemini işin içindeyken kavrayamaz. Dışarı çıktığında ne anlama geldiğini çok daha iyi anlar.

Bazen insanlar, “Bu kadar insan toplanıyor da ne oluyor, ne işe yarıyor” diye düşünebilir. Hatta konuşmacı olarak davet edilen kimse bile kendi kendine bu soruyu sorabiliyor. Onlara şunu söylemeliyiz ki:

Öncelikle bu toplantıların yapılabilmesi bile başlı başına büyük bir başarıdır. ESAM, tam 28 yıldan beri 28 defa, her yıl Müslüman grupları toplayıp dünya gündemindeki Müslümanların meselesinin müzakere edilmesini sağlıyor.

İkinci olarak, Müslüman topluluklar arasında büyük bir kaynaşma gerçekleşiyor.

Üçüncü olarak, fikirler tartışılıyor, önemli konular müzakere ediliyor ve yeni yeni yaklaşımlar ortaya çıkıyor.

Dördüncüsü, tecrübe aktarımı gerçekleşiyor. Bazen insanlar çok basit bir konuyu bile kendi iç dünyasında çözemeyip bir başka ülkedeki farklı yaklaşımı kendi ülkesi için çözüm önerisi olarak görebiliyor.

Mesela, halen Fas’ta iktidarda olan Milli Görüş çizgisine yakın Adalet ve Kalkınma Partisi, bu toplantılar neticesinde siyasi harekete dönüştü. Bu durum tamamen buradaki etkileşim sonucunda gerçekleşti.

Bir diğer örnek, Endonezya’da bir süre önce iktidar ortağı olan Refah ve Adalet Partisi yine buradan etkilenmesi neticesinde siyasi mücadele içerisine girdi.

Son olarak da; gündemde tutulması gereken konular, güç birliği oluşturularak canlı tutuluyor. Bunlar çok önemli.

Filistin davasının yanı sıra Keşmir sorunu gibi Moro Müslümanları bütün önemli hadiselerini buradaki toplantılar vasıtasıyla canlı tutuyor. Böylece Müslümanların gündeminde kalıyor ve yeni çözüm önerileri ortaya konuluyor.

Bu yılki toplantının katılımcılarından birisi olan Filipinler Bangsamoro Özerk Bölgesi Başbakanı ve Moro İslami Kurtuluş Cephesi Lideri Hacı Murat İbrahim idi.

Nihayet, bildiğiniz gibi Moro Müslümanları, problemlerini bu toplantılarda gündeme getirerek, yapılan istişareler sonucunda uygulamaya koyup zafere ulaştılar ve özerklik ilan ettiler, Başbakanlık aldılar.

Ancak şu an geçici bir süreç yaşanıyor ve bu yönetim başarılı olmazsa İslami yönetim orada da kaybetmiş olur. Bizim buraya sahip çıkmamız gerekiyor. Kaldı ki bunlara alternatif rakip olacak seküler bir yapı, bir şekilde ortaya çıkarırlar. Onun için de Başbakan Hacı Murat ısrarla herkesi oraya yardıma, yatırıma davet etti. Bu da çok önemliydi.

Toplantının bir başka katılımcısı Doğu Türkistanlı heyette sıkça duyduğumuz, kendilerine yapılan zulümlere ilişkin çok önemli bilgiler paylaştılar.

Diğer kriz bölgelerindeki ülkelerden de yoğun katılımcılar vardı. Çünkü kriz bölgelerindeki insanlar bir çıkış yolu arıyor. Kendilerine yardım eli uzatabilecek birilerini arıyorlar. Bu nedenle de bu tür toplantılara ilgi gösteriyorlar.

Toplantıda zulüm altındaki bazı ülkelerden eksik katılımcılar dikkatimi çekti. Pakistan Cemaat-i İslami  ile Mısır Müslüman Kardeşler’i ve Yemen ile Suriye’den katılımcı olmadı. Oralarla ilgili pek fazla bilgi sahibi olamadık. Bunlarda toplantının eksik yönü olarak kaydedilebilir.

Bu toplantının önemli yönlerinden birisi de Amerika kıtasından yoğun katılım oldu. 11 Eylül saldırıları sonrası Amerika Müslümanları büyük ölçüde dışa kapalı iken Türkiye’deki organizasyonlara hiçbir şekilde katılmak istemeyen; Amerika, Kanada, İrlanda vs. gibi katılımcıların olması önemliydi. Görüldüğü kadarıyla bu katılımcılar bu bölge insanı ile hemhal olma açısından yönlendirilmek üzere işbirliği yapma arzusu içerisinde olduklarını müşahede ettik.

Her toplantının olumsuz yönleri olabilir. Biz olumlu yönleriyle devam edelim.

Hiçbir kamu desteği olmadan tamamen kendi inisiyatifi ile bireysel, kendisine tahsis edilen süreleri aşarak konuşması hem şahsiyetlerini bitiriyor hem de konuşmalarındaki etkilerini sona erdiriyor. Ayrıca haksızlığa sebep olduğu için o toplantıdaki muhabbet ortamının nefret ortamına dönüşmesine neden oluyor.

Her zaman böyle toplantılarda, konuşmasında saat-zaman mefhumu dinlemeyen, burada en önemli konuşmacı benim, herkes mutlaka beni dinlesin havasında olan insanlar gördüm. Katılımcıların çoğu, “Keşke bu adamın bir dahaki seneye gelmesine müsaade etmeseler” sözleri oluyor. Bir de tabii kendi bulunduğu siyasi ortamlarda artık ıskartası çıkmış değer verilmeyen kredisi bitmiş adamların da buralara yeni pis kokular yaymaları da ayrıca doğru bir şey değil.

Evet bu kapılar herkese açık ama kapıdan edeple nezaketle girilir, girilmelidir. Edeple girilen bu kapıdan ilim ve irfanla çıkılır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doç. Dr. Necmettin Çalışkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?