Reklamı Kapat

Bu düzen kimin?-2-

İdeolojiler, idrakimize giydirilen deli gömlekleri...” “İdeolojiler, Batı’da dinin reddinden sonra edinilen kılavuzlardır; bunlardan kurtulmadıkça kurtulamayız. Sağ-sol kavramlarından, ideolojilerden kurtulmak zorundayız. Bunlar bizi bölüp, çatıştırmak için alındı. Bizde karşılığı yok. Kendi kavramlarımıza, kimliğimize dönmek zorundayız.” (C. Meriç)

“Mağluplar, galipleri taklit ederler.” (İbni Haldun) “Ne Batılı olduk; ne kendimiz kaldık.” “Ülkemizde Haim Nahum doktrini uygulanmakta.” Buna göre; “işsiz, yoksul, borçlu, ahlaksız/İslamsız ve parça parça alacağız.” Ki, Sevr, Arz-ı Mev’ud/BOP gerçekleşebilsin. Ne yazık ki bu doktrin başarıyla uygulanageldi. Kılavuzlar “karga” olunca olanlar oldu. Şaşırıp kaldık. Çırpınıyor, çatışıyoruz. Zihinlerimiz, kalplerimiz, ümmetimiz, milletimiz parça parça... Tevhidimizin gereği olarak tüm beşeri düzenlere “la” diyoruz. İfsad projeleri başarı ile uygulanabiliyor. Bu sihirli/büyülü düzen ne zamana kadar? Gelin bu düzeni, tek alternatifiyle değiştirelim: “Adil Düzen”

Zulüm düzenlerinin tek alternatifi adil düzendir. Zulüm düzenleri/ideolojiler, günümüzde Firavun’un zulüm düzeninin devamı özelliğindedir. Materyalizme, hile ve aldatmaya, sömürüye dayalı büyülerle/illüzyonlarla/göz boyamalarla yürütülen düzenlerdir. Firavun’un yanındaki sihirbazlar halkın gözünü boyamak suretiyle, Firavun tağutuna köleliğe/itaate yönlendiriyor, Firavun ve düzenini yüceltiyorlardı. Firavun halkını bölerek, kutuplaştırarak, ötekilerini de yok ederek veya köleleştirerek yönetiyordu. “Bırakın Musa’yı öldüreyim. O sizin dininizi/düzeninizi değiştirmek, ifsad etmek (büyücülüğü ile), sizi yurdunuzdan çıkartmak istiyor.” Sihirbazlık çok önemli, rağbet edilen şeydi. Düzene destekle Firavun’un tağutluğunu kolaylaştırıyor, hükümranlığını güzel göstermeye çalışıyorlardı. Gerçekler örtülüyor, gözler boyanıyor, algılarla yönetiliyordu. Sihirbazların ellerindeki ip ve değnekler, günümüzde medyaya, farklı ideolojilere/düzenlere karşılıktır. İdeolojiler zulüm, zorbalık, aldatma ve sömürüye dayanır. Sihirlerle zulüm gizlenmeye çalışılır. Hz. Musa’nın Firavun’la mücadelesi tevhit ve adalet mücadelesiydi; tağuta, şirk ve zulme karşı... Hz. Musa’nın (A.S.) elindeki “asa” ise Rabbani hakikatin ayeti/delili/sembolü olarak meydana çıkınca -mücadele edince- sihir bozuldu. Hak delil “asa”, büyücülerin ip ve değneklerini yutup, yok etti. “Hak gelince batıl gitti.” Taklitçi partilerin elindeki ideolojiler zulüm düzenini temsil ediyorlar. Milli Görüş’ün Adil Düzen’i, Hakk’a dayalı ve “milli” olduğu için mevcut zulüm düzeninin tek alternatifidir.

Bir ülkede “din” toplumun aynası iki sınıf (ümera ve ulema) eliyle tahrifle, “sömürü” ve “uyuşturucu” aracına indirgenebileceği gibi, adil yönetici ve Rabbani âlimler eliyle de uyarıcı, diriltici, düzeltici, çözümleyici, doğrultucu özelliklerine ulaştırılabilir. Birincisinde ülkede ifsad, zulüm, gerilik, cahillik yaygınlaşır. İkincisindeyse ıslah, adalet, barış, kalkınma ve kardeşlik olur. Çünkü “bu iki sınıf nasılsa, toplum da öyle olur” buyurmuş Efendimiz (S.A.V.). Âlimler Rabbani olurlarsa, yöneticiler de adalete yönelir, zulümden uzaklaşırlar. Ulema, ümeraya dalkavukluk ederse, Firavun’un yanındaki sihirbazlar gibi halk kolay büyülenir, aldatılır. İfsad, ıslah gösterilebilir.

İçerde barışı, dışarıda güvenlik ve saygınlığımızı, bağımsızlığımızı sağlayamayan bu düzen bizim değil.

Bizi işsiz, borçlu, yoksul, ahlaksız, muhtaç bırakan bu düzen bizim değil. İnancımızı, canımızı, aklımızı, neslimizi, malımızı koru(ya)mayan bu düzen bizim değil. Temel hak ve özgürlüklerimizi sağlayamayan bu düzen bizim değil. Milletin değerleriyle çatışan bu düzen bizim değil. “Nesli ve harsı koru(ya)mayan, ifsad eden” bu düzen (Bakara/205) bizim değil.

“...İyilikleri emretmeyen, kötülükleri yasaklamayan” bu düzen (Hac/41) bizim değil. Adaleti her alanda sağlamak yerine, bunun tersine yürütülen bu düzen bizim değil. Devletin halkına, halkın birbirine ve devletine güvenmediği bu düzen bizim değil. Milleti, halkı farklı kimliklerinden dolayı ayrıştıran, kamplaştıran, düşmanlaştıran bu düzen bizim değil. Bizi aldatan bu düzen bizim değil. Irkçı emperyalist küresel sistemin bir parçası olan bu düzen bizim değil. Haramları helal, helalleri de haram kılan bu düzen bizim değil. Azınlıklara tanıdığı hak ve özgürlükleri, çoğunluktan esirgeyen bu düzen bizim değil.

Bu düzen bir projedir. Millete rağmen, millet adına dayatılmış, Hakk’ın da, halkın da rızasına uygun olmayan bir düzendir.

“Bu sistemden beslenenler bu sistemi değiştirmezler.” (Necmettin Erbakan)

Mevcut düzeni değiştirmeye muhtacız, mecburuz. Bunun için önce toplum olarak kendimizi değiştireceğiz (Rad/11, Enfal/53), toptan tevbe edeceğiz (Nur/31), Allah’ın dinine yardım edeceğiz (Muhammed/7) ki ilahi yardımla kurtulabilelim ve “iman ve salih amellerle” yeniden yeryüzünde izzete, devlete kavuşabilelim (Nur/55). Vesselam.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?