Reklamı Kapat

Kanal İstanbul tartışmaları

Bir Aztek atasözünde deniliyor ki, “Biz bu dünyayı atalarımızdan miras almadık, çocuklarımızdan ödünç aldık”… Aslında yaşadığımız dünyaya sahip çıkmak, bir sonraki kuşağa olduğu gibi aktarmak ve sahip olduğumuz değerleri yücelterek gelecek nesillere de aynen devretmek gibi çok önemli bir misyonu yerine getirmemiz gerekiyor. Elbette buna içinde yaşadığımız şehirlerden başlamamız, şehirlere ruhumuzu aktarmamız, sokağına, caddesine sahip çıkıp bu mirası çocuklarımıza da aynen yansıtmamız çok önemli.

Şehirlere ruhunu katan, o şehirde yaşayan insanlardır. Şehrin havasını soluyan, caddesinde gezinen, her sokağına sahip çıkan, bunu çocuklarından ödünç aldıkları değerleri aynen korumaları bilinciyle yapan yerel yönetimlerdir, o şehri idare edenlerdir.

Yerel yönetimler, bir şehri rant ve talan kültürüyle yönetemezler, sürekli değiştirdikleri imar planlarına kurban edemezler, gecekondu zihniyetine teslim edemezler. Şehrin ana arterlerine yapılan AVM’lerin mantar gibi türemesine ve merkezi yerlerdeki gökdelenlerin bir bıçak gibi şehrin silüetini yırtmasına göz yumamazlar. Zira, tarihe damga vurmuş her şehrin kendisine has bir ruhu, bir güzelliği, değeri, silüeti vardır. Bir bakışta “Bu şehir işte o şehirdir” diyeceğiniz, kartpostallarına konulacak güzellikleri içinde barındıran bu silüetlere şehrin yöneticilerinin asla müdahale etmemesi, bu değerleri olduğu gibi koruması ve bir sonraki kuşağa aktarma misyonu vardır.

Maalesef, geçtiğimiz dönemde tarihi yarımadanın tüm güzelliğine bir hançer gibi sokulan, Kadıköy’den, Üsküdar’dan Eminönü’ne vapurla geçiş güzergâhından seyrettiğinizde bu şehrin tarihsel değerine ihanet eden, Zeytinburnu’ndan yükselen çirkinlik abidesi bir yapıya maalesef bu şehrin yerel yöneticileri tarafından rant adına izin verildi. O dönemde başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın da “Bu gökdelenin müteahhidine kızdım, küstüm” diyerek acayip ve garaip bir tepki verdiği, aslında kamulaştırılıp yerle bir edilmesi gereken çirkinlik abidesi, silüet katili yapı hakkında ne yerel idareciler, ne merkezi otorite hiçbir şey yapamadı, yapmadı. Türkiye’de maalesef, yapan yaptığıyla kalıyor….

Bu girizgâhtan sonra gelelim, İstanbul için güncel tartışma konusu olan Kanal İstanbul meselesine… Kanal İstanbul, Karadeniz ile Marmara’yı birleştirecek, özünde Boğaz’daki tankerlerin buraya yöneltilerek orada sürekli var olan tehlike ve tehditlerin ortadan kaldırılmasını amaçlayan bir proje. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Kanal İstanbul’u “Olmazsa olmaz” bir proje olarak kabul ediyor ve ısrarla bu projenin hayata geçirilmesi yönünde adımlar atıyor. İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise Kanal İstanbul projesine karşı çıkıyor ve “Yaptırmam” diyor. Türkiye’nin en önemli, en büyük, ekonomisiyle, ürettiği değerle, ihracatıyla dünyanın gözbebeği olan bir şehri yönetme makamında olan yerel ve merkezi otoritenin arasındaki bu kavga gerçekten çok hazindir. Kanal İstanbul projesinin bu şehrin geleceğine vereceği her şeyin yerel yönetim ve Ankara’daki merkezi otorite tarafından etraflıca bu şehrin insanlarına aktarılması gerekmektedir. Kanal İstanbul’un yapılacağı güzergâhta, Karadeniz ve Marmara ekosistemine ne zararlar verebileceği, iklim değişikliği açısından getireceği riskler, arazi kullanım değişikliklerine neler katabileceği sorunlarının bilim ışığında tartışılması ve insanımızın zihnindeki tüm soruların izale edilmesi icap etmektedir.

Diğer yandan Kanal İstanbul’un yanına yapılacak olan yeni oturum alanlarının, bu boğazda meydana gelebilecek kaza risklerinden nasıl korunabileceği çok önemli bir sorudur.

Kanal İstanbul’un stratejik olarak ne getireceği, ne götüreceği her yönüyle izaha muhtaçtır. “Ben yaptım oldu” veya “Ben yapacağım olacak, nasıl uyduğunu göreceksin” diyerek böylesi devasa bir projeye başlanmaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?