Reklamı Kapat

Son(uç)

Günümüz dünyasının yaşadığı sorunlar neyin sonucu? Bu soruya verilecek tüm cevaplar üç başlıkta toplanabilir: Barış, adalet ve merhamet yoksunluğu! Çünkü adalet olmadan barış, merhamet olmadan huzur olmaz. Eğer çözüm arıyorsak zemini barış, temeli adalet, inşası merhamet olmalıdır. Merhamet sahibi her insan, bugün dünyanın 400’den fazla bölgesindeki çatışmanın bir “siyasal mühendislik” olduğunu fark eder, çatışmaların %90’ının neden Müslüman coğrafyada yaşandığını sorgular. Ve sorar; “ahlakın gücü yerine, gücün ahlakına” inananlara karşı duruşumuz ne olacak?

Bizim barış anlayışımızda “cihat, sadece hakkı tesis için savaşmak değil, savaşa giden yolları kapamak için yapılan bir mücadele”dir. İslam’ın; ahlak, adalet ve merhamet ilişkisi ile bütün insanlığa yönelik ortaya koyduğu bu evrensel vizyon, günümüzde yeniden tefekkürle ve hikmetle okunmalıdır. Bu okuma yapıldığında, “zulme uğramaya müsait olma durumunun da bir vebal” olduğu görülecektir. Yaşadığımız sorunların müsebbibi, yalnızca İslam coğrafyası üzerinde emelleri olanlar değildir.

Bir özeleştiri yapılırsa; Müslümanların güce dayalı politikaların bedelini ödediği görülür. Çünkü kutuplaşmaların yaraladığı bilinçler; ihtiras ve öfkenin doğurduğu mensubiyetler “arif” olmayı perdeliyor. Her Cuma, “adaleti, ihsanı ve yardım etmeyi” tekrar tekrar hatırlatan, bu gerçekleşmediğinde “hayâsızlık, kötülük ve zorbalık” ile imtihan edileceği ikazında bulunan bir dinin mensupları olarak sor-gu-malıyız: “Nereye bu gidiş, nereye kadar…” 

Öncelikle, “küçük cihattan büyük cihada” gitmek gerektiğinin şuuruna varmalıyız. Tarih boyunca Müslümanların insanlığa barış, adalet ve huzur getirmesi, küçük cihatları kazanmasından çok büyük cihatları kazanmasının bir sonucu değil mi? Bilmeliyiz ki: “Adalet insanlık için kutup yıldızı gibidir ve adaletin olmadığı yerde ahlak da olmaz!” Eğer sebeplere doğru yaklaşırsak, üstesinden gelemeyeceğimiz sorun yoktur!

Bugün: “Müslüman toplulukları bir araya getirmemiz, devletleri bir araya getirmemizden daha önemlidir.” Çünkü bir araya gelen topluluklar, inancını tazeliyor. Göğsüne emanet edilen imanın, kalbine emanet edilen ihsanın, aklına emanet edilen idrakin gereğini yapmaya koyuluyor. Son-uçta; “İslam dünyasında güç ve zenginlikleri elinde bulunduranlara, güç ve zenginliğin Allah’a ait olduğu”nu hatırlatıyor. Bunun için birlikte hareket etmek bilenlerin sorumluluğu, batılın zail olması ise sivrisineğin görevidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Veli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?