Reklamı Kapat

Bir osmanlı geleneği böyle yaşatılıyor!

Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın Avusturya seferlerinin birinde yaşanan ibretlik hadiseyi aktarıp yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum;  Kanuni’nin Avusturya’ya yaptığı seferlerin birinde idi. Ordu düşmana doğru ilerlerken, gayr-i müslim köylerinden de geçiliyordu. Kanuni, mola verdiği bir sırada Hıristiyan bir köylü, huzuruna geldi ve:

- “Sultanımız! Askerlerinizden biri bağımdan üzüm koparmış ve yerine de parasını asmış! Size teşekkür ve tebrike geldim” dedi.

Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman Han, derhal o askeri buldurtup seferden menetti. Buna hayret eden Hıristiyan köylüye de şöyle dedi:

- “Askerin hâli, zafer ve nusretin ilk adımıdır. Eğer o asker, parayı üzümünü aldığı asmaya bağlamamış olsaydı, bu ordunun adı zalimler ordusu olurdu ve o askerin kellesi giderdi. O parayı asmaya bıraktığı için kellesini kurtardı, ancak sahibinden izinsiz mal aldığı için seferden men cezasına çarptırıldı.”

***

Gelelim yaşadığım olaya;

Geçtiğimiz hafta, Erzincan İHL Mezunlar Programı’nı yaptığımız Bursa dönüşünde, tam İstanbul sınırlarına girmiştik ki araç patronumuz İshak Bey şöyle bir teklifte bulundu;

-Gelin size tamamen organik süt alayım!

Hemen atladık tabii; “Oluuur!”

Gittik… İstanbul’un kenar köylerinden biri…

Akşam namazını, köyün mütevazi görüntüsüyle orantısız muhteşem bir camide kıldık.

İshak Bey, iki farklı süt satan eve uğradı. Evlerin önünde 5’er kiloluk sütler dizili olarak duruyor. Ama elektrikler kapalı, etrafta hiçbir bir canlı emaresi yok! Sadece köpeklerin havlama sesleri geliyor. Hani, biraz da ürkütücü…

Buradan sonrasına dikkat; İshak Bey; sütleri aldı arabaya koydu. Peki, ya ücreti! Ücreti de kapıda asılı ceketin cebine atıverdi!

Hayretler içinde kaldık! Araçta bulunan bizlerin o kadar hoşumuza gitti ki uygulama, anlatamam! O an hepimizin dudaklarından aynı anda üç kelime döküldü; “Tam Osmanlı usulü!”

Sütlerin parasını verdik ama haber vermemiştik!

Kanuni Sultan Süleyman, parasını koyduğu halde sahibinden izinsiz mal aldığı için askeri seferden men cezasına çarptırmıştı!

Bizim cezamız ne ola ki!..

Ne dersiniz…

HIRSIZLIK OLMAYAN İLÇE

Bundan yılarca önceydi… Sanıyorum 1980’li yıllar…

Yolum, Trabzon/Uzungöl’e düştü.

Çaykara’da kısa bir mola verdik. Vakit Cuma namazı vaktiydi. Camiye doğru ilerlerken baktım dükkânların kapısı ardına kadar açık. Hemen yanımızdaki bir Çaykaralı merakımı giderdi;

“Çaykara’da bugüne kadar hiç hırsızlık vakası yaşanmadı!”

Öyle hoşuma gitti, öyle hoşuma gitti ki, anlatamam…

BURSA’YA DAİR BİRKAÇ NOT DAHA…

ERİMDER (Erzincan İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği) tarafından düzenlenen ve her yıl geleneksel olarak yapılan ve İHL mezunlar toplantısına iştirak ettim. Program Bursa’daydı. Ev sahibi, Bursa Büyükşehir Belediyesi İnsan Kaynakları Daire Başkanı Numan Şeker’di.

Oldukça verimli geçen programa ilişkin birkaç notum daha var;

* Numan Şeker Bey, programa iştirak edenleri layıkıyla ağırladı. Bursa Büyükşehir Belediyesi Dobruca Sosyal Tesisleri’nde sağlanan sohbet ortamı ve ikrama, ilgi ve alakaya çok teşekkürler...

* Gün içinde hep birlikte “Panoroma 1326 Bursa”yı rehber eşliğinde ziyaret ettik. “Panoroma 1326 Bursa” hakkında biraz bilgi vermek istiyorum; panoramik müze 360 derece dairesel döngü içerisinde fetih gününü resmediyor. Dünyanın tam panoramik en büyük müzesi. Müze, Bursa’nın beylikten cihan devletine uzanan yolculuğunu anlatıyor. Müzede, Bursa’da medfun bulunan 6 Osmanlı padişahının ve onların zamanındaki sosyal hayatı anlatan 16 adet tablo da yer alıyor. Ziyaretçilere Osmanlı’nın Kuruluş felsefesini anlatıyor. Yaklaşık bir sene önce, 1 Kasım 2018’de ziyarete açıldı.

***

Ziyaret sırasında kılıç kalkan ekibinin nefis bir gösterisini de izledik. Bursa’ya gidenlerin mutlaka görmesi gereken mekânlardan biri “Panoroma 1326 Bursa”.

Numan Şeker ve ekibine tekrar teşekkürler…

RASİM ÖZDENÖREN’Lİ BİR AKŞAM…

“Hikâyecilik serüvenimizin Cumhuriyet dönemi manevi duyarlıklı yazarların arasında önemli bir yere sahip olan Rasim Özdenören’in hikâyelerinde ‘insanın dünyası’ ortak temadır. Hikâyelerinde, arayışları, pişmanlıkları, tövbeleri ve acemiliklerini yani acziyetleriyle karşı karşıya kalan insanın ruhsal macerasını konu edinir. Denize Açılan Kapı ve bundan sonra kaleme aldığı eserlerinden itibaren tasavvufî temaların belirginleştiğini görürüz. Modern zamanların bunalımlarını yaşayan kahramanlar, bir tür arayış temasına itilirken bir yandan da tasavvufa intisap etme ihtiyacı hisseder…”

Bu satırlar akademisyen Necla Durmuş’un, Yüksek Lisans Tezi’nden...

***

Rasim Özdenören, hikâyelerinde tasavvuf unsuruna ağırlık veren yazarlarımızdan. Bu yönüyle 1980’li yıllardan bu yana dikkatimi çekmiştir, Özdenören’in yazdığı kitaplar. Gençliğimiz, üniversite yıllarımız, “Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler”, “Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı?”, “Gül Yetiştiren Adam” başta olmak üzere Rasim abinin kitaplarını okumakla geçti. Hem de satırların altını çizerek…

***

Geçenlerde, Mirasımız Derneği tarafından düzenlenen Kudüs ziyaretinde ekip arkadaşlarımızdan Asım Gültekin, “Rasim abi İstanbul’da. Dar bir katılımcıyla sohbet edecek, gelir misin?” teklifinde bulununca atlayıp gittim.

Üsküdar’da hoş bir mekân. Az sayıda şair, yazar, araştırmacıdan oluşan bir katılımcıyla sohbet etti, Rasim Bey.

Eskilerden konuştuk, birebir de sohbet imkânı bulduk.

Güzel bir akşamdı… Asım Gültekin’e çok teşekkürler.

Rasim Özdenören ağabeye de sağlık ve sıhhatle uzun ömürler temenni ediyorum…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?