Reklamı Kapat

Kendine ait bir cümle

Bilecik Refik Arslan Öztürk Fen Lisesi Müdürü Fadıl Ağdağ’ın velileri toplantıya davet ettiği mesajda yer alan ifadeler takdir topladı. Sayın Milli Eğitim Bakanı bu mesaj ve mesajdaki nezaketten kaynaklanan veli memnuniyetini “aile ve okulun uyumu” olarak nitelendirip Twitter hesabından paylaştı. Okul müdürünün yaptığı şey formel klişe ifadeler yerine daha sıcak ve kaynaştırıcı bir üslup kullanmış olmasıdır ki tesirini hemen göstermiş. Velilerin neredeyse hepsi toplantıya iştirak etmişler. Hâlbuki öyle buyurgan ve resmi bir ifade yerine sadece şu mesajı yazmıştı okul müdürü: “Şu dünyada her şeyin en iyisine layık çok özel gencin ailesine: Zaman, ne olursa olsun durdurulması imkânsız bir kavram. İyi-kötü geçip gidiyor günler, biz farkına varamasak da. Dün beşiğini salladığınız çocuğunuz artık bir liseli. İstekleri, ihtiyaçları, beklentileri çok farklı. Öğrencimizin durumunu görüşmek için okulumuzdaki toplantıya katılmanız önemle rica olunur.” Bu samimi tesirin ikna gücüdür.

Aile ile konuşmanın ailevi bir üslubu olmalıdır elbette. Zira öğretmenler de aileye dâhildir. Bu daveti bir anda böylesine gündeme taşıyan şey aslında bu zamana kadar olanın eksikliği, aksaklığı veya yanlışlığıdır. Okul müdürü şablonlar üzerinde yürümemiş, klişeleri tekrar etmemiş tek kelimeyle cümle kurmuştur! Resmiyetin soğuk dili okul ile veli arasındaki mesafeleri ne yazık ki kısaltmamakta aksine iyice uzatmaktadır. Madem veli toplantıları bu vesileyle gündeme geldi sırası gelmişken bu konuda birkaç hususu da söylemeden geçmeyelim.

n Veli toplantısı idareci, öğretmen, öğrenci ve öğretmen sacayaklarının yerli yerine oturmasına hizmet etmeli ve sahici tanışmalara zemin hazırlamalıdır. Bir alışverişten öteye gitmeyen bu toplantıların öğrenci üzerine bütüncül ortak düşünme ve hassasiyet göstermeye yönelik bir hedefe matuf olması lazımdır.

n E-okul sisteminden öğrencilerin akademik başarısının nota dönük dökümü sistemli bir şekilde yapılmaktadır. Böyle olduğu halde senede iki kez yapılan veli toplantılarının not aktarımı toplantısı olmaktan çıkarılması, velinin de öğretmenin de vakti aynı şeyleri kısır bir perspektiften konuşarak tüketilmemesi gerekir. Bu toplantılarda daha çok ortak iş birliği, eğitsel problemlerin çözümü ve iletişim sorunları üzerinde durulmalıdır.

n Veli toplantılarının formatı ve usulü değiştirilmeli, bu toplantılarda velilerin yanında öğrenciler de yer almalıdır. Öğrencilerin gıyabında sadece velileriyle konuşmak şu ana kadar öğrenci yararına pek bir gelişmeye sahne olmamıştır.

n Öğretmen ile veli birbirlerine ortak ve eşit adımla gitmelidirler. Ne sadece öğretmenin ayağına veli gitmeli ne de sadece öğretmen velinin ayağına gitmelidir. Söz konusu olan geleceğimizin teminatı gençler ise veli-öğretmen, veli-okul çatışmasına hiçbir şekilde mahal vermemelidir.

n Öğretmenin veli huzurunda öğrencileri anne-babalarına şikâyet etmesi asla uygun değildir. Şikâyet bir bakıma dolaylı anlamda öğretmenin acziyetinin itirafıdır. Oysa velinin öğretmenden beklediği, kendisinin güç yetiremediği yerlerde öğretmenin eğitim usullerini kullanarak evladını terbiye etmesidir.

n Okul müdürleri bilgi ve tecrübe ile yoğrulmuş bir hitabeti sergilemelidirler, bilgi ve tecrübenin kendini hissettirmediği bir konuşma dinleyenleri bezdirici boş bir nutuktan öteye geçemez.

n Okul müdürleri gençlerin sözcüklerini, sözcükleri kullanma biçimlerini, yüzlerine yansıyan samimi niyetlerini anlayabilecek bakış açısına sahip olmalıdır.

n Öğretmenlerden nihai planda dersleri yetiştirip yetiştiremediklerini değil, öğrencileri yeterince yetiştirip yetiştirmediklerini sorup sorgulamalıdır.

n Okul müdürü her şeyden evvel öğretmendir. Diğer öğretmenlere bu kimliğini hiç unutmadan yaklaşmalı, enerjisi tükenmek üzere olan öğretmeni yüreklendirip motive etmelidir.

n Veli ile öğretmen arasında kalan okul müdürü baskıya maruz kalıp işin aslını esasını araştırmadan veliden yana tavır koyarak öğretmeni ezmemeli ve de ezdirmemeli.

n Okul müdürleri hep sayılabilir başarıları iftihar vesilesi addedip dillendirmemeli, manevi, milli ve aile değerlerini temsil ve korumaya yönelik iyi örnekliğe sahip gençleri de takdir ve taltif edip dile getirmelidir.

n Okul müdürleri yasakçı, hesapçı ya da dayakçı değil; özü gürül gürül akan bir özgür insan, kendi otokontrol sistemi ile vicdanının sesi, aklının direktifi ve yüreğinin işareti doğrultusunda hareket eden bir müstesna gençliğin kurucu mimarı olmalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?