Reklamı Kapat

Davranışlarınız inançlarınıza dönüşür

Allah’ın Resulü, “Kim herhangi bir gruba benzeşirse o da onlardandır” buyurur. Yani inandığımız gibi yaşamazsak, yaşadığımız gibi inanmaya başlarız. O nedenle inanç, düşünce, duygu ve duruşumuzun simgesi olan davranışlarımızı iradenin süzgecinden geçirmek ve tutarlı hale getirmek zorundayız.

Ülkemde yeni bir yıla geçiş yaparken bir telaş, bir koşuşturmaca, bir panik havası esiyor. İnsanlarımız bir zafer müjdesi almışçasına giyinip kuşanıyor, alışverişler yapıyor, özel yemekler hazırlıyor ve inanç ve değerlerimizde yeri olmayan merasimlerin hamiliğini yapıyorlar. İnsanlarımız bir garip çelişkiler ağının içinde yer alıyor. Müslüman olduklarını iddia ediyorlar ancak bir Hıristiyan gibi yaşıyor, hayata onların penceresinden bakıyorlar.

İbn-i Haldun kimliğini oluşturamamış kitlelerin bu durumunu şu ifadeleri ile açıklar: “Mağlup olanlar galip olanları taklit ederler.” Asırlardır Batı’nın tahakkümü altında yaşayan İslam toplumları ne yazık ki onların kokuşmuş kültürlerini modellemekle kalmadılar adeta sahiplenir hale geldiler.

İslam dini kendi bütüncül ilkeleri ile ortaya çıkmış ve önceki dinlerin hükmünü tamamen ortadan kaldırmıştır. Dolayısıyla Müslümanlar diğer dinlerin kutsal saydığı günleri kutsayamaz, kutlayamaz ve bu adetlerin hamiliğini yapamaz, yapmamalıdırlar. Fakat ne gariptir ki ülkem insanı Noel’i o kadar sahipleniyor ki, o gün adına özel eğlence programları düzenleniyor, büyük alışverişler yapılıyor ve işin açıkçası bu iş sadece kapitalist sistemin işine yarıyor. İsraf, alkol kullanımı, zinaya eğilim had safhaya ulaşıyor ve Müslüman evlatları kendi değerlerinden adım adım uzaklaşıyorlar.

Kimlik karmaşası içinde olan fertler, küresel Batı’nın ürünlerini pazarlamak için ürettiği her söylemin peşine takılıyor ve koşulsuz kabulleniyorlar. Sorduğunuzda ne yapalım herkes nasıl yaşıyorsa biz de öyle yaşıyoruz deyip geçiştiriyorlar. Ne yani insanların %90 kendilerini kuyuya atmak üzere yürüyorlarsa biz de bu insanlara dâhil mi olacağız? Sorumsuzluğumuzu bu kadar basite indirgeyemeyiz. Zira tabi olduğumuz İslam hiçbir konuda boşluk bırakmıyor, eve girerken sağ ayağımızla gireceğimize, güne nasıl başlayacağımıza kadar her konuda yön gösteriyor.

İnsanı diğer canlılardan ayıran temel özellikler vardır ki, bunların başında akıl ve iradi güç gelir. Canlılar kendilerine verilen rolü otomatik alarak yerine getirirken insan olayları zihinsel süzgecinden geçirir ve özgür iradesi ile tercih yapar. Dolayısıyla Müslüman olduğunu iddia eden kişi, tercihinin vahiyle uygunluğunu dikkate almak zorundadır.

Yeni bir yıl yeni bir başlangıçtır. Müslüman için bu, bir yaşam muhasebesi, kişisel analiz imkânı olmalıdır. Zamanı nasıl tükettim, nelerle meşgul oldum? Hayır hasenatlarım neler? Şerden ne kadar kaçınabildim? Müslüman varlığı için önem arz eden bu soruları sormalı ve yeni yıla daha dikkatli adımlarla başlamalıdır. Yani Müslüman için yılbaşı bir israf ve eğlence furyası değil bir yaşam muhasebesi, tevekkül ve tefekkür fırsatı olmalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?