Reklamı Kapat

“Kadın Peygamber” ümmetin meselesi değildir!

İki buçuk asırdır Müslümanların fetret dönemi yaşadığı, İslâm dünyasının tamamına yakınında zulüm, kan ve gözyaşının hâkim olduğu, Müslümanların bu girdaptan kurtulabilmek için bir an önce çare, çözüm ve teklifleri ortaya koyarak içinde bulunduğu fetret döneminin arızi olduğu bilinciyle hareket etmesi ve bu konuda yapılması gereken her türlü çabayı göstermesi beklendiği bir hengâmda; isimlerinin önüne aldıkları unvanların kendilerine İslâm hakkında ileri geri konuşma yetkisi verdiği vehmine kapılmış, müsteşriklerin ortaya attığı her fitneyi Müslüman dimağlara zerketmek için gündeme alıp propagandasını yapmayı alışkanlık haline getiren dinde reform ve dinlerarası diyalog iştahlısı eşhasın varlığı efkâr-ı umumiyyenin malumlarıdır.

Bu eşhasın, İslâm dünyasındaki kan ve gözyaşıyla ilgilenmek, çare ve çözüm aramak yerine İslam’da reformla meşgul olduğunda şüphe yoktur. Bilâd-ı İslâm’ın birçok bölgesinde savaş ve zulüm devam ederken, bu zulme dur demek için dünya kamuoyunun dikkatini buraya çekmek için uğraşmak yerine Müslümanların enerjisini bu tür fitnelere ayıran eşhasın iyi niyetli olmadıkları, tarihin bir uğrağında İslâm âlimleri tarafından gerekli cevapları verilip gündemden düşen meseleleri tekrar gün yüzüne çıkartma gayretlerinden anlaşılmaktadır.

Bu cümleden olmak üzere, TV5’te “Düşünce Atlası” programını yapan Ali Bulaç, kadın peygamber konusunu gündeme getirerek “Eş’arîlere göre bütün peygamberler erkektir. Doğru. Ama kadın da peygamber olabilir, teorik olarak da olabilir. Olmadıysa da olabilir” dedikten sonra program arkadaşına “Siz ne diyorsunuz?” sorusunu yöneltmekte, Kadir Canatan ise, “Allah için vahyi verme noktasında kişilerin cinsiyeti çok da önemli değildir” dedikten sonra “Ama birçok kadına Kur’an-ı Kerim’de vahiy verildiği belirtiliyor” demektedir. Programın diğer paydaşı Ümit Aktaş ise, “Mümkündür yani böyle bir ihtimali bizim bilgimiz olmadan yok diyemeyiz. Bu konuda engelleyici bir hüküm olmadığı için diyemeyiz. Bir de ben Eş’arîleri imanın artıp eksilmesi konusunda da haklı buluyorum” demektedir.

Ali Bulaç, Kadir Canatan ve Ümit Aktaş’ın “Kadından peygamber olabileceği yönündeki kanaatleri aynı. Yani “Düşünce Atlası” uleması (!) bu konuda ittifak etmiş. Ali Bulaç, “Kadın da peygamber olabilir, teorik olarak da olabilir. Olmadıysa da olabilir” diyor.

Ne demek olmadıysa da olabilir? Peki Canatan’ın bahsettiği “Kur’an’da vahiy verilen kadınlar” kimlerdir? Bu kadınların isimleri Kur’an’da peygamber olarak geçiyor mu? Hayır. Kur’an-ı Kerim’de adı geçen yirmibeş peygamberden hiçbirisi kadın değildir. Eğer, kadın peygamber gelmiş olsaydı Allahu Teâlâ, böyle önemli bir bilgiyi kullarıyla muhakkak paylaşması gerekmez mi? Hadis-i Şeriflerde de bunu ifade eden hiçbir ifade ve işaret yoktur. Eğer zevatın bahsettiği Kasas Sûresi 7’nci ayetteki “Musa’nın annesine: Çocuğu emzir, başına gelecekten korktuğun zaman onu suya bırak; korkma, üzülme. Biz şüphesiz onu sana döndüreceğiz ve peygamber yapacağız diye vahyetmiştik” ifadesi ise “evhayna/vahyettik” tabirinin çok farklı anlamlarda kullanıldığı açıktır. Nahl Sûresi 68’inci ayetteki “Senin Rabbin, bal arısına da şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin” ayetinde “evhayna/vahyettik” ifadesi farklı anlamda kullanılmıştır. Bu farklı kullanım başka ayetlerde de görülmektedir.

Aktaş’ın “imanın artıp eksilmesi konusunda” Maturidi’nin görüşüyle Eş’ari’nin görüşünü mukayese ettikten sonra kendisini hangi mezhep imamının görüşünün haklı olduğunu bilen bir pozisyonda görmesi de başka bir hadsizliktir. Son asrın büyük fıkıh âlimlerinden İbni Abidin bile kendisini müçtehid görmemiş, “ashab-ı taklid” olarak nitelendirmiştir. (Konuya devam edeceğiz inşallah)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?