Reklamı Kapat

Çağın hastalığı

Nalan’la bir yardım kuruluşunda tanışmıştım. Kendisi iki yıl önce eşinden boşanmıştı ve iki çocuğu ile ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyordu. İfadelerine göre düzenli bir iş tutturamayan eşi bir arkadaşının desteği ile Rusya’ya gider ve burada çalışmaya başlar. Üç yıl çalışır ve geri döner. Ailenin ekonomik krizi devam etmektedir. Nalan evlere temizliğe giderek çocuklarının ihtiyaçlarını kıt kanaat karşılayabilmektedir. Fakat ne olduysa kendini iyi hissedememeye başlar. Sürekli grip olmakta, sabahları ağrılarla uyanmakta ve halsiz düşmektedir. Doktora gider ve uzunca bir araştırmanın ardında Rusya’ya çalışmak için giden eşinin burada AIDS kaptığı ve virüsü Nalan’a da bulaştırdığı ortaya çıkar. Nalan bu durumu kabullenemez ve eşinden boşanır. Genç kadın artık iki çocuğu ile hayata tutunmaya çalışmaktadır. Zinanın sıradanlaşması ile birlikte AIDS yayılmaya ve tehlike saçmaya başladı. Zinakar eşlerin mağdur ettiği kişiler ise çaresizliğe teslim oluyor…

Hatırlayacağınız üzere 1 Aralık’ta Dünya AIDS Günü münasebetiyle bilgilendirme programları yapıldı. Konuyla ilgili haberlere yer verildi ve insanlara nasıl korunabilecekleri noktasında tavsiyelerde bulunuldu. Uzmanlar virüsün çığ gibi büyüdüğünden bahsediyorlardı. Bu ifadeleri işittiğimde Nalan’ın acı hikâyesini ve meşakkatli yolculuğunu düşündüm. Ve onun, “Bu adam beni hangi hakla mağdur etti, şimdi ne yapacağım…” ifadeleri kulaklarımda yankılandı. Sonra onun gibi mağdur edilen eşleri ve onların çocuklarını düşündüm.

Yüce Allah (c.c.) koyduğu haram ve helal ilkeleri ile bizi koruyor ve nezih bir hayata taşıyor.  Rabbimizin haram kıldığı fiillere yönelen kişiler ise bir şekilde bedbaht oluyor ve kendi elleriyle kendi kuyularını kazıyorlar. Bir de nezih bir hayat yaşarken mağdur edilen eşler var.  Onlar kime nasıl hesap soracaklarını bilemiyor ve mağduriyeti kabulleniyorlar.

Hatırlayacağınız üzere 1 Aralık Dünya Sağlık Örgütü tarafından Dünya AIDS Günü ilan edilmişti. Peki, bunun sorunun çözümüne bir katkısı oldu mu? Hayır. Uzmanlar virüsün cinsel yolla, enjektör paylaşımı ile kan nakli ile erişkinlere anne sütü ile de bebeğe geçebileceğini ifade ediyorlar. Fakat virüsün yayılmasında birincil etken olan zinanın yayılmasını bir tehlike olarak görmüyorlar. Zinanın dağıttığı aileleri, yıktığı yuvaları, kirlettiği hayatları dikkate almıyor, bataklığa odaklanmak yerine sivrisinekleri dağıtmanın derdine düşüyorlar.

Uzmanlar ülkemizde son yıllarda AIDS patlaması olduğunu ifade ediyorlar. Peki neden? Çünkü cinsel özgürlük adı altında zina yayılmaya başladı. Ne acıdır ki, zinaya düşen kişi masum eşini ve çocuklarını da mağdur ediyor ve ailenin bütün fertleri virüsün etkisi altına giriyor. AIDS kapan eşler çalışamıyor, çocukların bakımını sağlayamıyor, gündelik yaşamlarını sürdürmekte güçlük çekiyorlar.

Ağırlıklı olarak zina ile bulaşan HIV virüsünün Müslüman toplumlarda yayılması, bu toplumların gayri ahlaki kokuşmuşluğunu gösteriyor. Ancak kimse bu sorunun üzerine gitmiyor, kerli ferli adamlar kirin yüzeyindeki köpükle meşgul oluyor fakat asıl sorunu gündeme getirmiyorlar. Ne garip değil mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?