Reklamı Kapat

İngilizler neyi “muhafaza” etti?

İngiltere’deki parlamento seçimleri Muhafazakâr Parti’nin tartışmasız galibiyeti ile sonuçlandı. 2016 Haziran’ında yapılan Brexit referandumunda halk AB’den az farkla ayrılma kararı vermişti. Buna rağmen yeni referandumun yapılması bile konuşuluyordu. Bu sonuçlarla beraber artık tartışmasız İngiltere’nin AB’den en kısa zamanda ayrılmasının önü açılmış oldu.

Muhafazakâr Parti, Boris Johnson ile 1987’deki Thatcher’ın başarısından beri en büyük seçim zaferini kazandı. Thatcher “Demir Lady” idi, Johnson’ın ise nasıl tarif edileceği yakın zamanda anlaşılmış olacak. Aslında Muhafazakârların bu zaferiyle birlikte dünyadaki “sağa yanaşık” iktidarlar serisine İngiltere de katılmış oldu. Başbakan Johnson’ın AB’den çıkış yolunda pazarlıklar için eli masada daha da güçlendi. Yaptığı açıklamada bu sonuçlarla birlikte ayrılmak için ellerinde “ama’sız, fakatsız” yetki olduğunu söylemesi de bunu ortaya koyuyor.

Malumunuz olduğu üzere özellikle Batılı gelişmiş ülkelerdeki halkların temel korkusu “mültecilere bağlı işsizlik” oranlarındaki artıştır. İngilizler bu sorunun genellikle AB’nin yapısından kaynaklandığına inanıyorlar. Düzensiz ve plansız göç hareketliliğinin Avrupa’yı dolayısıyla kendilerini ve hayat standartlarını olumsuz olarak etkileyeceğini düşünüyorlar. Bu sonuçlarla bir bakıma içe kapanmış gibi görüntü verdiler ama aslında öyle değil. Muhafazakârların bu zaferi bir bakıma özellikle dış politikada AB’nin ayak bağından kurtulmak ve özellikle Ortadoğu’da daha da aktif olmak anlamını taşıyor. 650 sandalyeli mecliste 326 sayısı tek başına iktidar olmak için yeterliyken 364 gibi ezici bir çoğunlukla seçimleri önde bitirmek Muhafazakâr Parti nezdinde Buckingham Sarayı’nı da rahatlatmış görünüyor.

Diğer taraftan Jeremy Corbyn liderliğindeki İşçi Partisi ise 1935 yılından bu yana en ağır yenilgisini aldı. Oysa kampanya sürecinde ortaya koyduğu söylemlerle kendince başarılı bir profil çizmişti. Muhtemelen bu söylemler seçmen nezdinde güzel ama soyut ve hayatın gerçeklerinden uzak olarak algılandı. Halkın önceliği bu “güzellikleri” duymak değil, karşı karşıya kaldığı “tehlikeleri” ortadan kaldırmak oldu. Bunun için köşeli konuşan Muhafazakâr Parti’yi desteklediler. Corbyn sonuçları yorumlarken “Brexit’in kutuplaştırıcı” etkisinden şikâyet etti. Bununla birlikte bu seçimde hayatlarında ilk defa Muhafazakârlara oy veren hatırı sayılır oranda bir İşçi Partililerin varlığını da hatırlatmakta fayda var.

Bir diğer ilginç sonuç da İskoçya’dan geldi. Londra’da toplamda 59 sandalyesi bulunan İskoçya'nın en önemli siyasi yapısı olan İskoç Ulusal Partisi SNP’nin parlamenter sayısı 35'ten 48'e çıktı. Ezici bir başarı bu. 59’da 48 demek beşte dört bir çoğunluk anlamını taşıyor. Bu sonuç İskoçların Brexit oylamasında yüzde 62 ile AB’de kalma yönünde irade beyanında bulunmasından dolayı önemli. Bu seçimlerin AB’den tamamen kopmayı getirmesinin ardından, İskoç halkı bundan sonra ne yapacak, onu da yakın gelecekte görmüş olacağız.

Peki, İngilizler neyi “Muhafaza” etti sorusunun cevapları neler olabilir?

Bu sonuçlar en başta bence “Topraklarında Güneş Batmayan Büyük Britanya” idealine yeniden ve etkin bir şekilde dönüş yapma çabasıdır. İkincisi ise dünyada ekonomik durgunluğun daha da yakınlaştığı bir ortamda “kendini dış etkilerden” korumak ve hareket alanını AB’den bağımsız olarak genişletmektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?