Reklamı Kapat

Nemrutlar da var, İbrahimler de!

Bismillahirrahmanirrahim

ANADOLU Gençlik Derneği (AGD), geçtiğimiz hafta sonu Ankara ve İstanbul’da 2 dev organizasyon gerçekleştirdi. Kızılcahamam’da AGD şube, bölge ve ilçe başkanları toplandı. İstanbul Şube Üniversite Komisyonu ise gelenekselleştirdiği “1.000 Üniversiteli Kardeşimizle Sabah Namazında Buluşuyoruz” programını yaptı. Beylerbeyi Hamid-i Evvel Camii’ndeki buluşmaya binden fazla üniversiteli genç katıldı. İstanbul İl Müftüsü, onları dualarıyla destekledi.

Kızılcahamam 2 gün manevî atmosferdeydi. İnançlı, heyecanlı, dava sahibi, kararlı gençlerin samimi tavırlarından çok etkilendim. Dünyanın kan ve gözyaşına boğulduğu, sayısız problemlerin yaşandığı bir atmosferde çözüm için görevinin başında olan gençlerimiz vardı. Ezgideki dizeler gerçek olmuştu: “Bak kardeş her dalda bir başka türkü / Her dağ yamacında bir aslan uyur.”

İki programdaki onurlu duruşu, uyuyan devin uyanması olarak gördüm. MGV-AGD Genel Başkanı Salih Turhan, bir hazırlığın talimatını veriyordu: “Zaman, dünyanın davamıza olan ihtiyacını artırmıştır.”

Gençler sorumluluklarının şuurundaydılar. Tanışma, kaynaşma, fikir alışverişi gerçekleşti. İstisnasız her gence ulaşıp onlara yaşanmaya değer bir hayatı sunmak istiyorlardı. Genel başkanından alt kadrolara kadar, anne babaların evlâtlarına karşı görevlerinden daha büyük bir sorumluluk taşıyorlardı.

AGD kadroları sert ve buyurgan tavrı değil; ağabeylik yapma ve rehberlik etme üslûbunu benimsiyorlardı. Muhataplarını incitmemek için titizlik gösteriyorlardı. Ağız tadıyla çalışma ve gönül seferberliği yapma vazgeçilmez yöntemleriydi.

MUHABBET FEDAİLERİ

KIZILCAHAMAM programında ümitler canlı; heyecanlar yüksekti. Bazı sanatçılar ezgi ve marşlarıyla sahne aldı. Osman Gündüz marşlarıyla salondakileri coşturdu: “Gençlik isterim / İmanla yürüyen / Hakkı üstün tutan / Tarihe şan veren / Bir gençlik isterim.” Diğer ezginin sözleri de İslâm tarihinin öncülerini örnek gösteriyordu: “Cihatla duyurur İslâm sesini / Bir Ömer, Bir Osman, bir Ali gibi.”

AGD gençliği sadakat ve vefakârlık örneği. Girdiği yolu, tuttuğu eli bırakmıyor. Vefat eden tüm Millî Görüşçüleri rahmetle anıyor; hayatta olan dava büyüklerine de saygıda kusur etmiyordu. 1969’da başlayıp kesintisiz süren bu silsilenin bütünlüğünün farkındaydılar. Dava yolunda dökülenler, uzun koşuda yorulanlar onların moralini bozmuyordu. Davanın sahibi Allah’tı. AGD’li gençlerse davanın emanetçisi. Emaneti yerine ulaştırma konusunda titiz davranıyorlar.

Ortaokulları ağacın kökü olarak görüyor; Keşif Grupları’yla gençlerin yeteneklerini üretime dönüştürüyorlar. Liselileri aksiyoner olmaya, üniversitelileri okullu gençlere “ağabeylik” yapmaya teşvik ediyorlar. Kadîm değerlerimiz gençlerin birbiriyle kenetlenmesini sağlıyor.

Erbakan Hoca’nın sadakatli yol arkadaşlarından YİK Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ü misafir ettiler. Daha salona girerken, “İşte ordu, işte komutan” temposuyla ayakta karşıladılar liderlerini. Oğuzhan Bey’in “Her gecenin sabahı vardır” müjdesi bir ilâhinin sözlerini hatırlattı bana: “Kara gün gelir de geçer Müslüman! / Herkes ektiğini biçer Müslüman! / Şehitler cennete uçar Müslüman! /Karanlık gecenin sabahı vardır.”

VEFAKÂR İNSANLAR

KADÎM bir davanın mensubu olmak ne büyük şeref! Küçük büyük herkesi kuşatıyor. Bu davanın başında olmakla peşinde olmak arasında fark yok. İster genel başkan, ister üye; ister mahalle temsilcisi, ister çaycı. Sonsuza yürüyen böylesine büyük bir davanın bir yerinde bulunmak gerekli!

Temel Karamollaoğlu, programın davetlileri arasındaydı. “Bilge Başkan Temel Başkan” temposuyla girdi salona. Sevgi gösterileri dakikalarca sürdü. Memnuniyeti yüzünden okunan Temel Başkan müjdeyi verdi: “Bu nesil gidişatı doğru istikamete götürecek.”

Ankara’daki toplantının sürpriz misafiri Recai Kutan oldu. Son yüzyılın canlı hafızası, Millî Görüş hareketinin öncü isimlerinden 90’lık delikanlı. Daha ilk cümlesinde gençlerle sıkı bir iletişime geçti: “İslâm dünyasını kan ve gözyaşına boğan Nemrudî ateşi söndürecek gençler sizsiniz! Nemrutlar varsa İbrahimler de var.” 

Recai Bey, yakın tarihteki ibretli olayları gözler önüne serdi. Güçlü hafızası salondakileri imrendirdi. Babasının Malatya’da gözde bir okulun müdürü olması, sonradan Türkiye’de etkili olan önemli şahsiyetleri yakından tanımasını sağlamış. Özal’lar, Temel Karamollaoğlu bunlardan. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ) okuması, ileride Türkiye’ye yön verecek siyaset adamlarıyla yollarının kesişmesine vesile olmuş. Erbakan, Demirel bunlar arasında.

Recai Bey’in fikir, sanat ve edebiyat insanlarıyla yaşadıkları; röportajları, kitapları renklendirecek kadar zengin. Arif Nihat Asya’dan okuduğu şiirler gençleri yüreklendirdi.

Kızılcahamam, kaliteli bir eğitim çalışmasına sahne oldu. Erbakan Hoca’nın ektiği tohumların meyveye durmak üzere olduğunu gördük. Bu nesil Türkiye’nin teminatı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?