Reklamı Kapat

Allah Korkusu

Aziz Müslümanlar!

Kıyamet günü melekler, yer ve gök, gece ve gündüz, iyilik olsun kötülük olsun insanoğlunun işlediği her işe şahitlik edeceklerdir. Hatta insan vücudunun uzuvları bile insanoğlunun lehinde veya aleyhinde şahitlik yapacaktır.

Yeryüzü günah işlemekten sakınan (zahid) bir mümin kulun lehine, “Bu adam üzerimde namaz kıldı, oruç tuttu, hacca gitti, cihat etti” diye şahitlik yapacaktır ve o mümin kul da bu şahitliğe sevinecektir.

Yine yeryüzü kâfir ve günahkâr kimsenin aleyhine, “Bu adam üzerimde Allah’a şirk koştu, zina etti, içki içti, haram yedi” diye şahitlikte bulunacaktır. Merhametlilerin en merhametlisi olan Yüce Allah kimi inceden inceye hesaba çekerse, vay onun hallerine!

Hikmet ehli bir zat şöyle demiştir: “Vücudun selâmeti az yemekte, ruhun selâmeti (sıhhati) az günah işlemekte, dinîn selâmeti de varlıkların en hayırlısı olan Hz. Muhammed’e (s.a.v.) salâtü selâm getirmektedir.”

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun. Herkes yarın için önden ne göndermiş olduğuna (kıyamet günü için ne amel işlediğine) baksın.  Allah’tan korkun. Çünkü Allah, ne yaparsanız (hem iyilik olarak hem kötülük olarak) hakkıyla haberdardır.” (Haşr, 18)

Aziz Müslümanlar!

Gerçek mümin, vücudunun bütün âzâları ile Allah’tan korkan kimsedir. Nitekim büyük fakîh Ebü’l-Leys es-Semerkandî şöyle demiştir:

“Allah korkusunun yedi alâmeti vardır:

Birincisi: Dilde meydana gelir: Allah’tan korkan kimse;  dilini yalandan, gıybetten, insan arasında laf taşımaktan, iftiradan ve boş konuşmaktan alıkoyar ve dilini Allah’ın zikri ile Kur’an okumakla ve ilim müteâla etmekle meşgul eder.

İkincisi: Kalpte vücut bulur: Mümin bir kul, kalbinden düşmanlık, iftira ve kardeşlerine karşı hasedi çıkarıp atar. Zira haset, Resûlullahın (s.a.v.): “Ateş, odunu nasıl yakarsa kıskançlık da iyilikleri öylece yok eder”  hadis-i şeriflerinde buyurdukları gibi iyilikleri öylece yok eder.

Bilesin ki haset (kıskançlık) kalpte bulunan büyük hastalıklardandır. Kalp hastalıklarının tedavisi ise tedavisi ise ancak ilim ve salih amel ile mümkündür.

Üçüncüsü: Gözde ortaya çıkar: Allah korkusu taşıyan kul namahrem kadınlara, haram yiyeceğe ve içeceğe ve diğer haram olan şeylere bakmaz. Onun gözleri haramlara karşı kapalıdır. O dünyaya ihtiras ve istekle değil de ibret ve ders almak için bakar ve kendisine helâl olmayan şeye bakmaz. Zira Resûlullah (s.a.v.)  şöyle buyurmuştur:

 “Kim gözünü haramla doldurursa Allah (c.c.) da onun gözünü kıyamet günü ateşle doldurur.”

Dördüncüsü: Karında ortaya çıkar: Allah’tan korkan kul karnına haram lokma sokmaz. Çünkü haram lokma yemek büyük günahlardandır. Zira Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

 “Haram lokma yiyen bir kimsenin karnında haram lokma kaldığı müddetçe yerde ve gökte bulunan bütün melekler ona lanet eder. Şayet bu kimse haram lokma midesinde hazmedilirken ölürse gideceği yer cehennemdir.”

Beşincisi: Elde ortaya çıkar: Allah korkusu ile dolu olan bir mümin, elini harama değil Allah’ın rızasına uygun olan şeylere uzatır.

Altıncısı: Ayaklarda ortaya çıkar. Yüce Allah’tan korkan mümin bir kul, ayakları ile günah işlemeye doğru değil, bilakis Allah’ın rızasına uygun ve onun sevgisini kazandıracak işlere doğru yürür, salih ve ilim sahibi kimselere doğru adım atar.

Yedincisi: Yaptığı işlerde ortaya çıkar. Allah korkusu taşıyan bir kul ibadetini sırf Allah rızası için yapar, riyadan ve nifaktan kaçınır. Şayet böyle yaparsa, Allah’ın (c.c.) haklarında şöyle buyurduğu kimselerden biri olur: “Ahiret (saadeti) ise Rabbin katında (ancak küfür ve isyanlardan) kaçınanlara mahsustur.” (Zuhruf, 35)

Diğer bir ayette de şöyle buyurmaktadır: “Takva sahipleri muhakkak cennetlerde, pınar (baş)larındadır.” (Hicr, 45)

Aziz Müslümanlar!

Bu ayet-i kerimelerde Allah Teâlâ bu durumdaki kimselerin kıyamet günü cehennemden kurtulacaklarını ima etmektedir.

Mümin kulun ümit ile korku arasında bulunması gerekir. Buna göre mümin, daima Allah’ın rahmetinden ümitvar olur ve asla ondan ümidini kesmez. Diğer taraftan da o, Allah’a ibadete devam edip çirkin davranışları terk eder ve tevbe ile Yüce Allah’a yönelir. Zira Yüce Allah (cc) Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur:

“Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.” (Zümer, 53)

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?