Reklamı Kapat

“Uçmuyorsak Muslera’ya olan saygımızdandır”

Bu yazı Şanlıurfa’nın Birecik İlçesi’nde bir duvarda yazıyor. Bu ilçeye yapılacak spor tesisleri yatırımlarına olur vermek için gittiğimde görmüş ve fotoğraflamıştım. Tabi telefonumuzda yaşanan problem nedeniyle bazı belge ve fotoğraflar silinmişti. Dönemin Birecik Belediyesi Özel Kalem Müdiresi Suzan Alagül Hanım’ı aradım ve “O yazı hala duruyor mu?” dedim. Yazı aynen duruyormuş. Yani aradan yıllar geçmesine rağmen saygı sadece Muslera’ya değil yazısına da gösterilmiş. Fotoğrafı bana çekip tekrar yolladı. (Bu fotoğrafı yazmakta olduğum kitabımda da kullanacağım.)

Gerçekten Muslera duvardaki yazıyı bu yıl daha çok hak ediyor. Birecik’teki gençlerin bunu yıllar önce görmesi de işin başka bir yönü.

Kalecilik, bir futbol takımında en zor mevkilerdendir. Çünkü 90 dakika boyunca yaptığı kurtarışlar, uzatma dakikalarındaki bir ıskasıyla unutulur. Peki, gol bölgelerinde oynayan futbolcular için durum öyle mi? 90 dakika bir varlık gösteremeyen golcü uzatmalarda can havli ile bile bir dokunuş yapsa maçın kahramanı olur çıkar! Bu durum dünyanın her yerinde aynıdır. Bu yüzden genelde tüm kaleciler maçlara çıkarken sıkı dua ederler. Çünkü kalesinde yalnızdır. Sadece Allah’ın (C.C.) ona yardım edeceğini çok iyi bilir.

Bu sezon Galatasaray kalesinde az gol gördüyse bunda Muslera’nın müthiş refleks yeteneğinin payı büyüktür. Bu tip refleks yeteneğini uzak doğu sporlarında görürsünüz. Bu yetenek çalışarak geliştirilebilir. Fakat DNA’dan da gelen bir şeyler olmalıdır. Alanya maçı Muslera ile Alanyasporlu futbolcular arasında geçmiştir. Bir penaltı vuruşu Galatasaray’a 3 puanı getirmiştir. Zaten Galatasaray’ı şampiyonluk potasında tutan da böyle güçlü ve zirvede olan takımları kötü futbol oynasa da bu maçlardan aldığı puanlardır. (Bakınız Sivasspor maçı.)

Zirve potasından kopmayan Galatasaray, sezonun sonlarına doğru tecrübesiyle rakiplerine baskı kurup, hata yapmalarıyla birçok kez şampiyonluk sevinçleri yaşamıştır. Bu yıl bu görüntüden hayli uzak bir Galatasaray ve Fatih Terim performansı izliyoruz. Yarım sezon santrforsuz ve kanatsız oynamanın bir bedeli olur elbet!

Beşiktaş ise. Galatasaray’ın aksine Avcı’nın taze kuvvet olarak sahaya sürdüğü ve iyi de verim aldığı golcüsü Umut Nayır ile kanatlandı zirveye uçuyor. Abdullah Avcı için, Beşiktaş seyircisinin güvenmesi ve destek vermesini belirtmiştim. Çare bulan bir teknik adamdır. Bu yaraya da merhem bulacaktır demiştim. Kazanan haklıdır. Beşiktaş Süper Lig’de 6’da altı yaptı. Bir UEFA bir de kupa maçı 8’de sekiz yani. Hiç fena bir istatistik değil. Avcı’nın tek yapacağı bu istikrar havasını sürdürülebilir hale getirmektir.

Yeri gelmişken, bizim spor servisi dahil diğer tanıdığım spor müdürü ve editörlerini de ilave ederek şu noktaya değinmek isterim. Umut Nayır oyuna girmiş ve attığı gollerle maçın adamı olmuştu. Manşetlere baktığımızda Umut’la ilgiliydi. Kimse Umut’un soyadına takılmadı. Doğrusu ben “Nayır Nolamaz” başlığı beklerdim. Ya da biri kullandıysa benim gözümden mi kaçtı bilemedim. Ya da Umut gollere devam edip yuvadan uçunca mı “Nayır nolamaz, naşkımız nurda nitemez” diye mi atacaksınız da o güne mi saklıyorsunuz. Gerçi desenize spor basınının da eski tadı yok. Eski heyecanı yok. Kes, kopyala, yapıştır misali.

Umut gollerini atınca taraftarına koştu ve ben varım ben buradayım korkmayın diyordu. Acaba birilerine bir mesaj mıydı? Bu konuya zamanı geldiğinde değineceğiz.

Trabzonspor ve Fenerbahçe’de atan da vaaarrr, tutan da var! Zaten bu yüzdendir ki sezon öncesi ve başında bu iki takımı şampiyonluğun favori adayları yapmıştım. Tek handikaplarının ise Ersun Yanal ile Ünal Karaman olacağını vurgulamıştım. Gelinen noktaya ve alınan sonuçlara dikkatlice baktığınızda “görünen köy kılavuz istemez” diye düşünüyorum. Şu teknik adamlara akıl sır ermiyor kardeşim. Yahu denemişsin ve başarılı olmuşsun, tutuyorsun o sistemi ve isimleri değiştiriyorsun. Sonra da tekrar eskiye dönüyorsun. Bu sırada kayıp puanlar ve küsen futbolcular oluyor.

Öte yandan, Trabzonspor’un Avrupa macerasına da akıl sır erdiremedik. Bir futbolcu, bir teknik adam kariyer yapmak istemez mi? Sonra Türkiye’nin tanıtımı için her şeyi yapıyoruz diye sağda solda gezmeyin, hava atmayın. Gollerden sonra da asker selamı yapmayın! Bunun Süper Lig yansımaları olmuştur ve ilerleyen haftalarda da yine tekrarlayacaktır.

Kimi tatlı peşinde kimininse tuzu yok! Kalecisi, stoperi, santrforu bol olan teknik adam şaşırıyor, olmayan da tutanı ve atanıyla yetiniyor. Bir acayip Süper Lig ve bir acayip Avrupa maçları izliyoruz.

 Sivasspor, Başakşehir, Denizlispor ve Alanyaspor’a lige dinamizm ve renk kattıkları için saygı ve sevgilerimi yolluyorum. Çalımbay, Buruk, Özdilek ve Bulut iyi ki varsınız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?