Reklamı Kapat

Hayırda yarışanlar

Hayat hayırda yarışanlarla şerde yarışanların savaşından ibarettir. Yani evrende iyi ile kötü, doğru ile yanlış aynı kapta barınır ve hep çatışırlar. Rabbimiz müminlerden sadece iyiliği yaşamalarını istemiyor bununla beraber onlardan iyiliği yaymalarını da istiyor. Rabbimiz ayetinde bu insanlardan sabikun diye bahseder: “Hayır yarışlarında ta öne geçip kazananlar” (Vakıa, 10). Ayette geçen sabikun kavramı yürüyüşte öne geçmek anlamına gelmektedir.

Kapitalist sistemin ürettiği bazı kavramlar vardır ki, bu kavramlar sosyal medya üzerinden popüler hale getirilerek sürekli servis edilir. Fakat İslam’ın ve insanlığın özeti mahiyetinde olan kavramlara hiç yer verilmez. İnsanların ihtiras ve bencilliklerini tetikleyecek ifadelere vurgu yapan küresel medya iyilik ve ihsanda yarışı ifade eden sabikun kavramını gündeme dahi getirmez. Zira zamanın Müslümanlarını da etki altına alan kapitalist sistem, vermeye değil almaya kurgulanmış bir sistemdir. Sabikun ise tamamıyla vermeye dayalıdır. Allah yaşamlarını iyilik ve erdem üzerine kuran kişilerden hayırda yarışanlar diye bahsediyor. Yani iyilik ve ihsanda öne geçenler, hayır hasenatta öne geçenler, adalet ve şefkatte öne geçenler, vicdani duyarlılıkta öne geçenler, hakka teslimiyette öne geçenler bu dünyanın gerçek zenginleridir. Rabbimiz bu insanları kitapları sağdan verilenler olarak tanımlamaktadır.

“Onlardan bir kısmı da Allah’ın izniyle hayır yarışlarında öncü olanlardır” ( Fatır, 32).

İnsanlar dünya üzerinde elde ettikleri küçük başarıları büyüterek kibre kapılır ve kendilerini her şeyin üstesinden gelebilecek yeterlilikte görmeye başlarlar. Oysa asıl başarı iyilik ve ihsanda öne geçebilmektir, asıl başarı hayırda ısrarcı olabilmek, karanlığı yırtarak aydınlığa ulaşabilmektir. İşte sabikunlar bu başarıya ulaşmış kimselerdir.

Resulullah bir hadis-i şerifinde şöyle buyurur: “Cennete ilk giren cemaatin yüzleri ayın ondördüncü gecesindeki kadar aydın, onların arkasından girenlerin yüzleri ziya bakımından parlak bir yıldız gibidir.” Resulullah hayırda yarışı ön saflarda götürenleri müjdeliyor ve bu kişilerin çabalarının kendilerine bir kazanç olarak geri döneceğini haber veriyor.

Kapitalist zihniyet birey ve toplumların zihinlerine bitmek bilmeyen bir ihtiras ve rekabet empoze etti. İnsanlar birbirlerini bir rakip, bir engel olarak görmeye başladılar. Bu durum insanların fedakârlık ve iyilikseverlik duygularını köreltti. Vermekten ziyade almaya odaklı yaşayan fertler birbirlerini kardeş olarak değil, rakip olarak görmeye başladılar. Bu durum insanların birbirleri ile olan sevgi alışverişlerini zedelemekle kalmadı toplumsal güveni de ortadan kaldırdı. Artık kimse, kimse için bir şey yapmak istemiyor, kimse kimseye güvenip yola çıkamıyor.

Hayırda yarışanlar karanlığın bastırdığı dönemlerde dahi bedel ödemeyi göze alarak kalktılar ve geceyi delip geçtiler. Onlar tarihe öyle bir iz bıraktılar ki, bu izi takip edenler ellerinde ve gönüllerinde ne varsa infak ettiler, almaktan ziyade verdiler ve verdikçe de kazandılar.

Hatırlayacağınız üzere Mekke’de Müslümanlar ağır baskı ve dayatmalara maruz kalmış ve Medine’ye hicret etmişlerdi. Müslümanlar burada tarihte eşi benzeri görülmemiş bir paylaşım gerçekleştirdiler. Ensar bütün imkânlarını muhacirlerle paylaşarak bir kardeşlik örneği sergiledi. Peki, bugünün insanına infak etmek, hayırda yarışmak bu kadar zor gelirken o insanlar sahip oldukları bütün imkânları nasıl paylaşabildiler? Bu sorunun tek bir cevabı var: Onlar tereddütsüz inanmışlardı. Allah’a hakkıyla inanan bir insanın dünyada kaybedecek neyi olabilirdi ki? Onlar dünyada verdiklerinin ahirette kendilerine kazanç olarak döneceğini biliyorlardı, o yüzden hiçbir şeye itibar etmediler, parayı kutsamadılar, mevkii putlaştırmadılar. İnandılar ve inandıkları gibi yaşadılar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?