Reklamı Kapat

Mevlânâ'ya göre eşlerimiz

Allah’ın süslediği şeyi sevmek de sevaptır.

Ancak Kehf Sûresi'nde:

"Bahçene girdiğinde Mâşâallah Lâ Kuvvete illâ billâh Allah'ın dilediği olur. Allah'tan başka hiçbir kuvvet yoktur." demen gerekmez miydi. Sen, beni mal ve evlatça kendinden az görsen de.” der, Rabbimiz. (Kehf Sûresi, ayet 18/39)

Her güzel resmi gördüğümüzde ressamını sorarız veya hatırlarız.

Sevgili eşimizi ve çocuklarımızı severiz, malımızı mülkümüzü severiz ama sevdiğimizi yaratan O.

Bizdeki seven kalbi yaratan O.

Sevgiyi yaratan da O.

Mevlânâ ayetlerden aldığı ilhamla:  

“Allah, kadını erkeğin sükûnu için yarattı. O hâlde Âdem Havvâ’dan nasıl olur da ayrılır?” (Mevlânâ, Mesnevi, Tahir’ül-Mevlevi tercümesi, beyit no 2431)

A’raf Sûresi'nin 189, Rum Sûresi'nin 21'inci ayetlerinde eşlerin yaratılış hikmetlerinden birinin de “Kendilerinde sükun/huzur bulmamız” gösterilmektedir.

“Bir adam; kuvvette Rüstem’den, şecaatte Hazret-i Hamza’dan fazla bulunsa da kendi karısının emrine esirdir.” (Mevlânâ, Mesnevi, Tahir’ül-Mevlevi tercümesi, beyit no 2432)

 “Belâgat-i beyâniyle âlemin mest olduğu Resûl-i Ekrem Sallallâhü  Aleyhi vessellem (Kellimîni yâ Humeyrâ) buyurdu.” (Mevlânâ, Mesnevi, Tahir’ül-Mevlevi tercümesi, beyit no 2433)

Sözüne bütün âlemin boyun eğdiği Sevgili Peygamberimiz, Hz. Aişe’nin ağzından çıkacak kelimeleri dinlemek istediğini bildirir. (Hadis en eski kaynak olarak Gazali'nin İhya-ü-ulumiddin'de görülmüş. 3/74)

Mevlânâ, bu bağlanmayı bir örnekle açıklar:

“Su, ateş üstüne saldırmakla onu mağlûb eder. Fakat  su bir kab içinde bulunursa ateş de onu kaynatır.”

“Bir tencere, ikisi arasında hâil olursa, ateş o suyu bitirir ve buhâr  hâline   getirir.”

“Zâhiren suyun ateşe galebesi gibi kadına galip isen de, bâtınen, tâlibi olduğun  için onun mağlûbusun.” (Mevlânâ, Mesnevi, Tahir’ül-Mevlevi tercümesi, beyit no 2432-36)

Galiba Yavuz Sultan Selim'e isnat edilen bir şiirde:

“Şîrler, pençe-i kahrımla lerzan olurken

Bir ahu gözlüye bendetti beni”

Yani bileğimin gücü karşısında aslanlar tir tir titrerken, Allah beni bir ceylan gözlüye esir etti diyor.

Kirpiğini ok edip vursa, zülüflerinin telleriyle bağlasa böyle bir esarette sükun, huzur bulduğundan çağlar boyu nice sultanlar ve çobanlar bu esarete koşmuşlar.

Eşlerimiz huzur kaynağımızdır. Eğer evlilikte gaye çocuk üretmek olsaydı hayvanlar gibi senede bir defa beraber olmak yeterdi. Eğer gaye cinsel ilişki olsaydı yirmi dört saatin geri kalan saatlerinde iki yabancı gibi olurduk.

Zülfünün telinden ayağının tırnağına kadar, teniyle, canıyla, nefesiyle, öfkesiyle huzur bulduğumuz eşlerimiz,  Sevgili Peygamberimiz'in sünnetine uyarak dünyada en çok sevdiğimiz Allah ve Rasülü'ne olan sevgimizden sonra hürmetle anne ve babamızı, şehvetle eşimizi, şefkatle çocuklarımızı her şeyden (paradan, makamdan, rütbeden, şöhretten…) çok severiz.

Not: Yazılarımda genellikle “eş” kelimesini kullanıyorum.

Okuyanlarımız kadınsa da, erkekse de sözü kendi üzerine alsın diye “eş” kelimesini kullandım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?