Reklamı Kapat

Sivil toplumun imkânı-II

Geçen hafta sivil toplum kavramına ve Batı’daki gelişim aşamalarına bir göz atmıştık. Bu hafta ise daha çok bu kavramın Müslümanlar için nasıl bir imkân teşkil ettiğine bakacağız. Çünkü Müslümanların ulus devleti aşan bir toplumsallık inşa edemediği sürece, mevcut yapı içerisinde varlığını sürdürmek zorunda. Bu yapıda yapmamız gereken ise kendimize bir alan açabilmektir. Bu yüzden sivil toplum kavramının bizim nezdimizdeki yorumlamasının önemi burada yatmaktadır.

Müslüman toplumların geleneksel yapılarında sivil toplum tarzı bir kurumsal yapı mevcut değildir. Bunu ancak Müslüman halkı devlete karşı koruyan bir hukuk sisteminin varlığıyla açıklayabiliriz. İdeal anlamda bir adil nizamın tesis edildiğini söyleyemesek de devletin kontrolü dışında bir hukuk sisteminin gelişmiş olduğu bir gerçek.

Emevilerin yönetim anlayışı, Selçuklu ve Osmanlı ile birlikte devlet yönetiminde örfi hukukun etkinliğinin artması bu durumun aksini gösterse de ulus devletin varlığına kadar bir şekilde devletten bağımsız bir hukuk alanı hep var olmuştur. Siyasi iradeler de az veya çok bu hukuk sistemine kendilerini bağlı hissettikleri için Müslümanlar açısından idarenin tahakkümüne karşı koruma alanı varlığını sürdürmüştür.

Günümüzde bu şekilde bir varlık alanı olmayan Müslümanların sivil toplumu yeniden yorumlayarak inşa etmesi bir fırsat olabilir. Bu alan üç aşamada inşa edilebilir. Birincisi özgürlük alanı olarak inşa edilebilir. Bunu Müslümanlar için inandığı gibi yaşama noktasındaki sıkıntıların giderilmesi yönünde bir alan açma mücadelesi olarak görebiliriz.

İkincisi alternatif yaşam alanı olarak inşa edebilirler. Alternatif yaşam alanı eğitimden sanata, ekonomiden sosyal ilişkilere kadar birçok alanın siyasi iradenin müdahaleci tutumundan kısmen de olsa bağımsız olmasını ifade eder. Böylece Müslüman kimliğin gereği olan eylemlerle dayatılan eylemler arasındaki çelişki kısmen de olsa giderilebilir.

Üçüncüsü ise mücadele alanı olarak inşa edebilirler. Mücadele alanından kasıt ırkçı emperyalizmin oluşturduğu sistemin içerisinde varlığını sürdüren Müslümanların adil bir sistemi egemen kılmak için siyasi iradenin kendini koruma adına geliştirdiği reflekslerine karşı verdiği mücadeledir. Daha açık bir ifade ile ırkçı emperyalizmin istediklerini değil inancın söylediklerini yapabilme adına tüm otoritelere karşı yürütülen mücadeledir.

Sivil toplum kavramının bu amaç ve içerikle yeniden yorumlanması cendereye alınmış Müslümanlar için önemli bir alan açıyor. Bu alanları kademe kademe inşa etmek gerekiyor. Sivil toplumun yorumlanmasını birinci aşamada bırakmak sisteme entegre olmaya götürür. Çünkü bu aşamayı yeterli görmek bir süre sonra sistemin yanlışlarını kabullenmeyle sonuçlanır. İkinci aşamada bırakmak tembelliğe neden olacaktır. Çünkü bu aşamanın rehavetiyle mevcut durum yeterli bulunabilir.

Onun için sivil toplumun tüm aşamalarıyla yorumlanması teklif sahibi bizler için zaruridir. Ancak bu şekilde ırkçı emperyalizmin hâkim olduğu mevcut sistemleri sorgulayıp bir duruş gösterme şansına sahip oluruz. Nihayetinde varmak istediğimiz yer sistem içerisinde alan açmak değil, yeni bir sistem kurmak olmalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?