Reklamı Kapat

Umudu tüketmek

Mağduriyetlerden mağruriyetlere ulaşan toplumun her katmanından dindar olarak kendini tanımlayan kesimlerinin artık topluma, toplumun sorunlarına söyleyecek sözleri kalmamış gibi görünüyor. Hatta sürekli mevcut hal ile geçmiş bir zaman diliminin kıyasını yaparak daha iyi olunduğu yönünde bir inanmışlıkları da var. Özellikle düşünsel alanda kendini konumlandıranların artık hiçbir şekilde yol gösterici ya da vicdani olanı, akli ve kalbi olanı dile getirecek sarahatten uzak olduklarını söylemek yanlış olmasa gerek. Bugün yaşlanılan olayları ve bu olaylar karşısında sadece rovanşist duygularla hareket edildiği birçok konuşmada, yazıda açıkça kendini gösteriyor. Bu duruma bakınca geçmişin yokluklarının bir takım yoksunluklara bayraktarlık yaptırdığı kimi kişi ve kurumları artık varlık yorgunları olarak görmek bu suskunlukların, bu kısırlıkların az çok sebebi hakkında fikir veriyor.

Yaşanılan süreç birçok konuda aşınmalara neden olurken, eskiye dair yapılan mücadeleler kimi zaman nostaljik birer çağrışımdan öteye gitmeyen bazen de konum kaybetmeler karşısında kendi zeminini ve kıymetini hatırlatmak ve kadre uğradığını dillendirmek açısından kullanılan bir arka bahçe olarak görülüyor. İnsanları bir noktaya taşıyan şey belki o geçmişler ama bir yerlerde yapıp ettiklerini bugünün davranış, düşünüş ve yaşayış biçimleri belirliyor. Bugünü yaşarken ve düşünürken konuşurken değişen konjonktürden dem vuran bu zümreler en ufak sendelemelerinde mevzi ve mevzu kaybetmelerinde geçmişin o büyülü atmosferinden kendine bir güven, güç zemini arama girişimleri de aslında bugüne dair pek de bir şey kalmadığı ve yarına dair ise büyük bir yoksunluk yaşandığının göstergesi oluyor.

Söylemler, “Biz şu zamanda şöyle imkânlarla şunu yaptık, şöyle günlerden geldik” ile başlıyor ve kimse de çıkıp, “Peki bugün nerdesin, neyi temsil ediyorsun, nerede duruyorsun ve ne söylüyorsun?” diye sormuyor. Özellikle bugün entelektüel kisve altında bir çeşit tüccarlık yapan kalem erbabının “milli” gibi görünen soslu söylemleri bile aslında ne kadar acı bir durumun yaşandığını göstermesi açısından önemlidir. Bugün varılan bu noktada gelecek nesillere bırakılacak bir üretim kısırlığını geçtim, aynanın karşısında kimsemin kendi yüzünü görecek hali olduğunu sanmıyorum. Aynada görünen siluet ile dışarıda varlığına devam eden siluetler arasında oldukça önemli bir farkın olduğu piyasaya sürülen söylemlere bakılınca görülebiliyor.

Aslında çoğu zaman geçmişe doğru sondajlar, duygusal çağrışımlı işlere, sözlere baktığımda, “Ben senin hayatından gittim / artık sen o eski sen değilsin / boşuna beni sarı lambaların ardında / öğrenci evlerinde / katık ekmekli sofralarda arama” ve “hadi ol eskisi gibi olabilirsen / şimdi o fesatlı ortamlarda / kuş sütü eksik sofralarda / alıp başını gidemeyeceğin bavullarla / arama beni boşuna / uzak geçmiş senden / gelecek yakın değil” diye içimden şöyle bir şeyler kopuyor. İşin ironisi bir yana gerçekten de eklentili sözler, üzerinde emanet duran kavramlar, ilkesiz davranışlar ve bir daha dönüp bakmak istemeyeceğin bir bugün ile yarına bir şey taşımak mümkün olmayacaktır. 

Onun için ne geçmişin ruhunu çağırmak ne de bugünü kutsamak yarına dair bir umut ışığı vermiyor. Aksine bugün bütün izleri bozduğu gibi insanlığın son ümidi olan bir yolu da tahrip edip, insana ve yola olan ümidi tüketiyor. Dünyanın birçok yerinde benzer bir kısırlığın ayak izlerini görmek insanı üzmekten beter ediyor. Kaygıları sadece kendi ve kendi kazanımlarından, konumlarından ibaret olanların pek anlamayacağı bir durum bu ve şairin çıkıp kollarını iki yana açıp haykıracağı bir nokta “durun kalabalıklar”! Hoşça bakın zatınıza… 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?