Reklamı Kapat

Yedibinüçyüz

Anlatmakla geçer mi bilinmez. Söylemekle geçer mi o da… Ha oldu ha olacak. Yok, olmuyor. Her seferinde en az on gün sanki olacakmış gibi oluyor. Her defasında en az on gün hayal kuruluyor. Sonucun kaç gün sonra açıklandığına bağlı olarak. Bazen yirmi güne çıktığı hatta bir ayı bulduğu zamanlar oluyor yine hayal, hayal, hayal… Falan şehir olsa şu olur filan şehir olsa bu olur. Hayaller kuruluyor pencere önünde. Bej rengi koltukta oturup günlerce. Bu sefer olacak galiba. Bu sefer çok yakın. Hadi bakalım. İnşallah olur. Gelir inşallah. Hah.

Yine olmadı, olmuyor. Her seferinde aynı yer çıkıyor. Aynı yer kaderin sırlı camında. İçerisi görünmüyor dışarısı bilinmiyor. Her şey ortada. Bir şey yok. Bir şey. Bir… Alınyazısı aynı noktada. Aynı noktada akrep ve yelkovan. Zaman bir yere kadar işliyor o ‘bir yerde’ duruyor. Hiç kımıldamadan duruyor. Bir müdahale gerekli. İnsandan değil tabi. İnsan müdahalesi değil. Belki insan bir ‘vesile’ kılınabilir. Olağanüstü güç tarafından. Bir vesile. Zamanın aynı durakta hep duruyor olması, orada öyle kalakalması. Ya durak ortadan kalkacak ya zaman. Mümkün mü? Değil. Bir duvar bir duvar daha. Dahası değil. Dahası bile fazla. Duvar. Nokta. Yok. Etrafta hiç kimse hiçbir şey yok. Her şey yokluğa doğru hızla akıyor.

Bu sefer şu şehir olur gibi, bu şehir de olabilir. Önemli olan olması. Olursa nasıl gidebiliriz. Önce telefon açarız. Sonra bilet alırız. Sonra otobüse bineriz. Otobüste giderken cam kenarına oturup gündüz etrafı izleyerek, gece o şehre dair hayal kurarak, değil mi ne güzel olur. Yolculuk böyle başlar. Dinlenme tesislerinde demli çay, arka arkaya üç sigara. Oraya inince bize de haber edersin değil mi? Elbette. İlk önce resmi evrakları halletmek gerekir. Sonra ne zaman başlanacağı. Kalacak yer ayarlanır. Belki ilk hafta otelde kalınır. Oteller yalnızlığın resmiyeti gurbetin binalaşmış devsi hali. Değil mi. Bir şehre ilk kez varmış olmanın o doyumsuz tadı… Hafta sonunda ev… Sonra taşınma hazırlığı. Sonra yepyeni bir ha… Bir dakika bir dakika yine hayaller hayaller hayaller…

Her seferinde aynı minvalde farklı şekillerde böyle oluyor. Hayaller gelip üşüşüyor. Bir dakika sonra geçer yo. Beş dakika sonra geçer hayır. On dakika sonra geçer yo. Yarım saat sonra geçer hık. Bir saat sonra yo. En az iki saat devam ediyor. Bu sırada yarım paket sigara da kül tablasında. Kül olarak tabi. Bir yılın bütün mevsimleri ayrıntılı olarak kül tablasının hemen yanında. Neler yaşanacak sanki kâğıttan okunup yazıdan çıkarılmış sehpanın üstüne konulmuş orada öyle duruyorlar. İnsan elini uzatsa dokunacak. Bu kadar gerçek!

Bıkılmaz mı bir şeyi beklemekten. Hiç bıkkınlık yok. Daima o gelmesi gereken, o gelecek gibi olup da gelmeyen bekleniyor. Bu o kadar uzun bir beklenti ki o kadar zaman beklenir mi, bekleniliyor, ‘beklemenin var olması’ asıl insanı şaşırtıyor. Hayatta her şey bir yerde başlar bir yerde biterken bu ‘beklemek’ hiç bitmiyor. Yaz geliyor bitmiyor kış geliyor bitmiyor. Diyelim kış başlar yaşanır biter bu bitmez. İlkbahar gelir yaşanır biter bu bitmez. Yaz gelir tatil başlar, insanlar oraya buraya tatile gider, memleketine gider bu bitmez. İnsanlar ölür, insanlar bildiğin ölür gider. Halalar ölür bitmez amcalar ölür bitmez. Çocukluk arkadaşları ölür bitmez. Düğünler yapılır, insanlar bildiğin evlenir mutlu olur. Teyzeler evlenir bitmez dayılar evlenir bitmez. Babalar anneler torun sahibi olur bitmez. Çocuklar okula başlar bitmez. İlkokulu bitirir bitmez ortaokulu bitirir bitmez. Bu ‘beklemenin’ hiçbir zaman ‘bitmemesi’ çok korkutucu! Bu nasıl bir umut bitmiyor! Olmuyorsa umudun bitmesi gerekmiyor mu. Ama bitmiyor. Her defasında olmuyor yine de bitmiyor umut! İlk sınav tarihinde doğanlar şuan yirmi yaşında. Yirmi yıl yirmi koca yıl yirmi koskoca.

Yedibinüçyüz kere umut kaç eder!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?