Reklamı Kapat

Mütevazı bir hayat yaşamak

İçinde büyüttüğü bungunlukları bertaraf etmek için elini ovuşturan, maddi refaha kavuştuktan sonra görgüsüzce debdebe ve şatafat dolu bir hayatı benimseyen tiplerin; bu görgüsüzlüklerin inandığı dini değerlerle örtüşmediğini, şeklen Müslüman olmasına rağmen yaptığı her hareketin İslâm’a mal edildiğinin farkına varmadan hayat sürenlerin, ne İslâm’a ne de insanlığa verecekleri hiçbir katkının olmadığını yüksek sesle dile getirmek gerekir.

İçindeki maddi açlık boşluğunu, eline geçirdiği imkânlar ve makamlarla doldurmaya çalışan bu sürüngenlerle mücadele etmek de yine İslâmî camiaya düşmektedir. “Müslümanlar her şeyin en iyisine layıktır” anlayışıyla hareket eden sonradan görmeler, görgüsüzlüklerinin faturasını bütün bir topluluğu olumsuz etkilediğinin farkında değilse, onları uyarmak ve kendine getirmek hepimizin görevi olmalıdır.

Helalinden rızk kazanan, zekâtını ve sadakasını veren zengin bir Müslüman, istediği gibi giyinir, istediği arabaya biner, istediği şatoda oturabilir mantığıyla hareket eden bir neslin varlığı; böyle bir neslin ne inandığı dinin kitabı Kur’an-ı Kerim’den, ne dinini kendisine en iyi şekilde açıklayan ve ulaştıran önderi Hz. Muhammed aleyhisselamın sünnetinden haberdar olmadığı açıktır.

İslâm, kazancın helal olmasına karışır, helal kazancın zekâtına karışır, akrabayı, fakir ve fukarayı gözetmeyi emreder. Yetmedi, kazandığın malı nasıl ve nereye harcayacağına da karışır. İslam’da helal yoldan zenginleşmeye bir engel yoktur. Ancak, helal kazanılan malın fütursuzca harcanması diye bir mantık da yoktur. İslam’a göre mülk Allah’ındır. Müslüman, bu mülk/malın kullanıcısı ve emanetçisi olduğunun idrakinde olmalıdır. Bu da yetmez, malından zekât verir, sadaka verir, hayır ve hasenat yapar. Bu da yetmez, kazandığı helal malı harcarken israf etmez. Gayr-i meşru yoldan kazanmak nasıl haramsa, helal kazınılan malı savurmak, israf etmek de haramdır.

Ayda külliyetli bir para kazanan zengin, kazancının doğal ortakları olduğunu idrak etmelidir. O kazançta, fakirin, fukaranın, yetimin, miskinin ve akrabasının hakkı olduğunu bilmelidir. Yine kazancını harcarken zerre kadar israf yapma lüksü yoktur.

Kur’an-ı Kerim’de helalinden kazanılan malın harcanması anında israf edilmemesi hakkında, “Ey Ademoğulları! Her mescide gittiğinizde güzel elbiselerinizi giyin, yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez” (A’raf, 31) buyrulmaktadır.

Salih bir Müslüman, rızkını helal yoldan kazanır, kazanırken ölçüde tartıda haksızlık yapmaz, çalıştırdığı işçiye hakkını alın teri kurumadan verir, kötü malı satmaz, satarken yalan söylemez, malı övmek için yemin etmez. İşini büyütmek için faizle kredi almaz. Kazandığı malın zekâtını, sadakasını verir. Akrabalarını, yetimleri, fakirleri ve miskinleri gözetir. Bilir ki kazandığı malda fakir fukaranın hakkı vardır. İnfak ettiklerinden arta kalan mallarını harcarken de asla israf etmez. Şatafat ve debdebe dolu bir hayatın salih bir Müslüman’a yakışmayacağını bilir, bilmelidir!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?