Reklamı Kapat

Eşeğin duası yeter mantığı

1980 yılında şehirde bir laf dolaşıp duruyordu. Yakında orman yangını çıkacakmış.

Deprem tahmincilerini duymuştum da orman yangını tahmincilerini duymamıştım.

Şehrin akıl başında adamlarına, “Bu dedikodu neyin nesi” dedim, “Dedikodu değil, yangın çıkacak.

Geçen sene yangın yerinin temizlenmesi ve yerine fidan ekilmesi ihalesini alan, işi tamamladı. Şimdi onun işçilerinin işsiz kalmaması için, patronun daha fazla kazanması için bir yangın çıkması kesin” dedi.

Dediği gibi de oldu, ihale alındı. İşçiler de işsiz kalmaktan kurtarıldı.

Olan, ormana oldu.

Bu olayı o küçücük şehrin sorumlu bütün yetkililerinin bilmemesi mümkin değil.

Herhangi bir şehrin belirli bölgelerinde hırsızlık ve gasp bir anda ortaya çıkıyor ve de yakalanmıyorsa o bölge sorumlusundan habersiz olması mümkin değil.

Denize akan fabrika atıklarını mahalleli görecek, çayın geçtiği köyler görecek, yetkililer görmeyecek imkânsız bir şey.

Kirleten ve yakan ahlaksızlar, kendileri gibi ahlaksız yetkililere ödedikleri haksız kazançları ıslaha yatırım yapsalar, bir ömür boyu rahat edecekler.

Bacasından havaya zehir saçan fabrikaların sahipleri, o bölgede oturmazlar.

Etrafa saçılan zehirler, bölge insanının hastalanmasına, çiçeklerin solmasına, birçok kuşun ölmesine, daha bilimin henüz tespit edemediği zararlara sebep oluyorlar.

Rabbimiz bütün bu pisliklerin kökeninin, insanı yaratılışının dışına çıkaran kâfirlikten kaynaklandığını, kâfirin yetkili makama geldiğinde neler yapacağını şöyle haber verir:

“İnsanlardan öyleleri vardır ki, onun dünya hayatı hakkındaki sözü senin hoşuna gider ve kalbinde olana Allah’ı şahit tutar. Hâlbuki o düşmanların en azılısıdır.

O işbaşına geçtiği zaman, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekini ve nesli yok etmeye koşar. Allah bozgunculuk yapanı sevmez.

Ona, ‘Allah’tan kork!’ denildiği zaman, kibri onu günaha alıp götürür. Ona cehennem yeter. O ne kötü bir yataktır” (Bakara süresi ayet 204-206).

Bu pislikleri yapanların kendine göre dışı tatlı içi acı açıklamaları da vardır.

Benim kazandığım kâr, benim olsa da milli ekonomiye katkıdır.

Şu kadar işçinin evine ekmek parasıdır…

Değirmende un çalan değirmencinin karısı, “Aman milletin ununu çalma, bize haram para yedirme” dermiş.

Değirmenci de, “Eşekler, seksen kilo ile gelirler yetmiş beş kilo ile dönerler. Ben onların yükünü hafifletiyorum. Eşeklerin duası bana yeter” dermiş.

Yanlış yapan herkesin kendine göre kendini rahatlatacak açıklaması varmış.

Onun için dünyadaki her insanın her birinin yanlışı için birçok açıklama olurmuş.

Biz, yanlış yapmamak için bizim tenimizin ve canımızın kurallarını koyanın Kur’an-ı Kerim’indeki iyi-kötü, hak-batıl, hayır-şer, helal-haram kriterlerine uyalım gerisini Allah’a havale edelim. Vesselam.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Adnan - Denize ve nehre atılan kirli atıkları sorumlular görmez çünki gözü para ile kapalıdır.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 05 Aralık 12:04

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?