Reklamı Kapat

Geç kalmış bir yazı: Milli Görüş Hareketinin 50. yılı münasebeti üzerine

Sosyal ve siyasi yapılar başta olmak üzere her mevcut sebepleri ile var olur. Bu tespit genel bir kaideyi ifade eder. Hiçbir oluşum kendi döneminin şartları dikkate alınmaksızın anlaşılamaz. Siyasi hareketlerin varlığa geliş şartları mezkûr hareketin anlaşılmasına yardımcı olur iken, gelecek perspektifleri devamlığına imkân sağlar. Milli Görüş hareketi söz konusu olduğunda bundan tam elli yıl önceki şartlar bizleri bir varlık mücadelesi vermeye adeta mecbur kılmıştır. Bu mecbur kılış gönül rızası ile birleşince bereket ortaya çıkmıştır. Şunu ifade etmem gerekir ki hareket mensupları elli yıllık siyasi hayatı boyunca her kararında insanlığın menfaatini gözetmenin ve Allah rızasını hedeflemenin mutluluğu ve huzuru içerisindedir.

Bir avuç inanmış insanın Prof. Dr. Necmettin Erbakan liderliğinde ortaya koyduğu mücadele kısa sürede ülkemizin sınırları aşmış ve insanlığa umut olmuştur. Bu efsanevi mücadele Mısır’dan Pakistan’a, Afganistan’dan Cezayir’e kadar Müslüman halkların dikkatinin yeniden ülkemize yönelmesine neden olmuş ve birçok hayırlı çalışmaların yapılmasına öncülük etmiştir.

Materyalist görüşlerin zirve yaptığı, ilahi olanın inkâr edildiği ve insanın varlığına dair bütünüyle maddiyatçı açıklamaların yapıldığı bir dönemde “Önce Ahlak ve Maneviyat” ilkesi ile yola çıkan hareket; kalkınmanın sadece maddiyatta değil aynı zamanda manevi değerlerde de olması gerektiğini ifade ederken esasında insan için çok kadim bir idrake işaret etmekteydi. Bu kadim idrak insanın sadece maddi yönünün olmadığı ve insanın mana yönünün maddi yönünü öncelediği hakikatidir. Bu hakikatin siyasi arena da söylem haline getirilmesi pür materyalist yaklaşımlara karşı derinliği olan bir itirazı ifade eder.

İslam’ın dolayısı ile Müslüman olmanın gerilik ve gericilik gibi sunulduğunu zor zamanlarda bir grup imanlı ve inançlı gencin gür ve hür bir sesle İslam’a dair değerlerin ve tanımlamaların gericilik değil aksine insanlık için bir kurtuluş olduğunu ifade etmesi hem ülkemizde hem de şarktan garba bütün dünyada seda bulmuştu.

Kısa süre zarfında Türkiye özelinde iktidara ortak olan Milli Görüş hareketi teorik söylemlerini uygulama imkânları bulmuş Kıbrıs Harekâtı başta olmak üzere Ağır Sanayi Hamlesi ve D-8 gibi birçok tarihi başarıyı tarihe geçirmiştir. Bu başarılar nedeni ile başta hareketin kurucu lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan olmak üzere hareketin siyasi alandaki yegâne temsilcisi Saadet Partisi halk nazarında tartışılmaz bir itibara ve özgül ağırlığa kavuşmuştur.

Günümüzde siyaset her geçen günden daha zor bir hale büründü. Ne yazık ki siyaset ilkesizlik girdabına itilmiş, halkımızda siyasete olan güven sarsılmıştır. Oluşturulan gerçeğe dayanmayan algı biçimleri ve temaları necip halkımızın siyasi tercihleri üzerinde akıl almaz etkiler doğurmuştur. Gerçek ile sahtelik arasında ki derin çizgi son dönemde ki siyasi aktörler tarafından ortadan kaldırılmış ve halkımız yanıltılmıştır. Kuşkusuz bu yanıltılma çalışmalarından harekette nasibime düşeni almış görünmektedir. Hareketimiz özgül ağırlığı her geçen gün artarken özgül ağrılığımızın ortaya çıkarması beklenen siyasi başarılar henüz kazanılmamıştır. Bu durumun tahlil edilmesi gerekiyor.

Kanaatimce elli yılı aşkın bir süredir dile getirdiğimiz hakikatleri geçmişten daha gür bir şekilde ancak algılara kurban edilemeyecek bir söylemle dile getirmemiz gerekli. Adalet başta olmak üzere, nimetin ve külfetin aynı oranda paylaşılması, devlet erkinde liyakatin esas alınması, izzetli bir dış politikanın takip edilmesi gibi birçok kavramın hareketin değerleri ve kavramları çerçevesinde yeniden dile getirilmesi beklenen başarıyı getirecektir.

Yeniden Büyük Türkiye hayalimizin gerçekleşmesine her zamandan daha fazla ihtiyaç duyduğumuz günleri yaşamaktayız. Etrafımızda oluşturulan ateş çemberi ülkemizin bir bölümünü değil varlığını tehdit eder seviye ulaşmıştır. Halkımızın bütün kesimlerinin kucaklaştığı, ırk, dil ve renk ayrımına düşmeksizin millet olma şuuruna ulaştığı günler bir an önce gelmez ise mezkûr varlık krizimiz daha da derinleşeceğe benzemektir. İç barışın bir an önce sağlanması ve bu barış ortamının doğurduğu güç ile ülkemizin sorunlarının hızlı bir şekilde çözülmesi gerekmektedir. Aksi durumunda daha karmaşık ve büyük problemlerle karşılaşacağımız muhakkaktır. Bu yüzden çalışmalarımızda olabildiğince geniş bir perspektif ile hareket etmek zorundayız. Kaybedilecek bir an ihmal edilecek en ufak iş yok.

Milli Görüş hareketi mücadelesine başladığı günden beridir teşkilat yapısında tevhidi muhafaza etmeyi başarmış ve birlik içerisinde siyaset üretmenin bereketini görmüştür. Hareketin en tepe noktasından en alt kademesine kadar var olan fikir birliği bizlerin en güçlü yönünü ifade eder. Farklı fikir ve akımlardan etkilenen değil farklı fikir ve akımları kendi fikri temeller içerisinde tanımlayan bir düşünce seviyesine sahip olmak hareketimiz için olmazsa olmaz bir durumdur.

Bizler Müslüman’ız. Düşüncelerimizin Müslüman kimliği ile uyumlu olması ve Müslüman değerlerine dayanması tabiidir. Müslüman oluşumuz sadece şahsi hayatımızda değil sosyal ve siyasi hayatımızda da değer merkezli düşünmemizi iktiza etmektedir.

Son olarak şunun bilinmelidir ki Milli Görüş hareketi bu toplumun özüdür. Milli Görüş hareketinin dayandığı temel esaslar, tarih boyunca halkımızın idrakinden süzülerek gelen billur ve berrak irfana dayanmaktadır. İfrat ve tefritten uzak bir kavrayışın yansıması olan siyasi ve sosyal çalışmalarımız başta halkımız olmak üzere insanlığın kurtuluşuna vesile olacaktır.

Nice elli yıllara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İdris Cevahir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?