Reklamı Kapat

Kısır döngü

Araştırmalarda, Avrupa’nın uzun Ortaçağ’ından çıkışında çeşitli etmenler ya da nedenler sıralanırken “coğrafi keşifler”e de yer verilir. Kimi yazarlar bunu genel ve olağan ölçüler içinde sayma eğiliminde görünürken, diğer bazıları daha ağırlıklı bir bakış ortaya koymaya çalışırlar. Bu gelişmenin tarihi köklerini eski Yunanların hayatlarında denizin belirleyici olmasına kadar götürürler. Fenikeliler bu alanda daha önce ve dolayısıyla Yunanları önemli ölçüde etkilemiş olsalar da, düşünce, felsefe ve bilim yönüne yeterince eğilmiş olmadıkları gibi nedenlerle sonraki dönemlerde kalıcı olamamışlardır.

Gerçekten coğrafi keşifler, öncelikle Avrupa’nın kendi içinde bir yandan dönüşümünü, diğer yandan dışa karşı, yani dünyanın geri kalanına bakışını önemli ölçüde farklılaştırarak değişimini sağlamıştır, denebilir. Kendi içine kapanmış bir düşünce, kültür, inanç, insan, toplum, devlet ve yönetim anlayışından kuşku duymaya başlamış ve bu konulara karşı uyanan merak ve sorgulamalara yönelmiştir. Bu merak ve sorgulama “ütopya” olarak tanımlanan edebi ve bilimselsi eserlerde dile getirilmek istenmiştir. Deniz, gemi, korsan kelimeleri bağlamında deniz ticareti, gemi sanayi, servet birikimi olguları çeşitli yönleriyle, dönemin imkânları nispetinde bilimsel araştırmaların konularını belirleme yönünde teşvik edici bir işlev görür gibi olmuştur.

Üretimin tarımdan sanayiye evrilmesiyle ham maddeden pazara kadar, birbirini hem besleyen hem de kışkırtan bir süreç başlamıştır. Ürün bolluğu ve çeşitlenmesi, pazar ve tüketici ihtiyacını sürekli genişletme sorununu getirmiştir. Elbette bütün bu gelişmeler, yeni bilim dallarının ortaya çıkmasına neden olurken, bilimin ve bilginin gelişimi teknolojinin de doğup ilerlemesini adeta zorunlu kılmıştır. Artık, bilim nasıl teknolojiyi doğurup gelişmeye zorluyorsa, teknoloji de bilimi ve bilgiyi yönlendirmeye, bazen de araçsallaştırmaya başlamıştır. Belirgin olarak siyasi ve iktisadi boyutta örgütlenme emperyalizm ve kapitalizm tanımlamasıyla somut bir politikaya dönüşmüştür. Ancak bu politika dönemlerin ihtiyaçlarına, şartların elverdiği imkânlara, uygulama konumunda olanların varlık ve niteliklerine göre sürekli değişime ve dönüşüme uğramıştır. Fakat belirleyici ve yönlendirici güdü, onun değişmezliğini sağlayan ilkeler sabit kalmıştır: Menfaat, yani çıkar, ona güvence sağlayan hükmetme ve güç.

Söz konusu politika, yaklaşık II. Dünya Savaşı, özellikle 60’lı yıllar itibariyle, aslında klasik Avrupa düşüncesini, kültürünü özümseme yeteneğinden yoksun, ait olduğunu iddia ettiği Anglo-Sakson birikimini de adeta “piçleştiren” yeni bir merkezin, ABD’nin eline geçmiştir. Kişiliğinden daha beter bir kabalık, onun başat özelliği olduğu kadar, sadece tiksinti veren gücü olmuştur. Yeryüzünde yaşayan insanlar, topluluklar, toplumlar, düşünceler, kültürler, inançlar, ahlak ve mizaçlar tasallutunun, tecavüzünün, zulmünün, kabalığının, barbarlığının, düşmanlığının ve nefretinin, ilişkide olsun olmasınlar hedefindedirler. İşgal ve istilalarının nedenleri ve gerekçeleri, en olağan insani duyguları, düşünceleri, inançları ve değerleri iğfal ettiği gibi, basit gerçeklerin bile en bayağı ifadelerle dile getirilmesinden başka bir şey değildir. Onun kampında yer alan, yer almak için can atan her bir insan, her bir topluluk ve toplum ve yönetimler, insana, insan onuruna ve haysiyetine, tüm insani değerlere karşı tavır içinde sayılsa yerindedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?