Reklamı Kapat

Seninle Benim Aramda Bir Fark Var!

Bugün yine bir takımın ilk yarı özet bir raporunu yazacaktım. Fakat hakemlerin, VAR masası ile ilgili iletişim ve iletişimsizliği(!) daha bir önem kazandı sanki. Bu rapor işlerine daha sonra yine döneriz.

Türkiye’de ilk VAR sistemi Ümraniye-Erzurumspor arasında oynanan Türkiye Kupası maçında test edildi. Maçın hakemi Arda Kardeşler, top ele çarpınca VAR’a başvurmuş ve Erzurum lehine penaltı kararı vermişti.

Peki, bu VAR nasıl uygulanacaktı?

 Maçın seyrini değiştiren bariz hatalar için video yardımı almayı amaçlayan Video Yardımcı Hakem Sistemi, yalnızca hakem bir karar verdikten sonra veya ciddi bir olayın gözden kaçması durumunda kullanılacak.

VAR uygulaması sadece 4 kategorideki olaylarla sınırlı olacak:

1-Goller: Golden önce golün geçersiz olması için bir ihlalin olup olmadığını bildirmek. (Ofsayt gibi.)

2-Penaltı ve penaltı değil kararları: Verilen veya verilmeyen bir penaltı kararında açık bir hata olmadığını bildirmek.

3-Direkt kırmızı kartlar (2. ihtarlar hariç): Verilen veya verilmeyen bir ihraç kararında açık bir hata olmadığını bildirmek.

4-Yanlış oyuncuya kart gösterilmesi: Hakemin yanlış oyuncuya ihtar veya ihraç vermesi durumunda veya hangi oyuncunun cezalandırılmasının gerektiğini bildirmek.

Hakem monitörden izlerken kimse yaklaşmayacak.

VAR uygulaması esnasında hakemin kararına etki etmeye yönelik davranışlara da müsamaha gösterilmeyecek. Müsabaka hakeminin saha kenarında bulunacak monitörden inceleme yaparken, bu alana girip hakeme müdahale eden futbolcu ihtar alacak. Yine bu alana giren takım görevlileri oyun alanı dışına çıkarılacak. Oyun esnasında VAR incelemesi isteyen oyuncu ihtar alırken takım görevlisi de oyun alanı dışına çıkarılacak. 

Şimdi soralım bu geçen süre içinde VAR, takımlara yardımcı oldu mu? Ya da VAR, gerçekten adalet dağıttı mı? Teraziye konulduğunda hangi kefe daha ağır bastı?

Gelinen noktaya bakıldığında adalet dağıtmadığını görebiliyoruz. VAR’ın amacı neydi? Hataları sıfır seviyesine indirmekti. Bundan en çok mustarip olan takımların başında Galatasaray geliyor. Neden bu takımın ismini söyledim herkes biliyor. Çünkü Galatasaray bu konuyla ilgili Kulüpler Birliği’ni harekete geçirmiş, fakat birlik bir bildiri yayınlayarak hakemlerden gayet memnun olduklarını belirtmişti. Hatta Galatasaray hariç tüm takımlar bu yazılı metnin altına imza atmıştı.

Aslında madalyonun öteki yüzüne bakıp Fenerbahçe’nin, Beşiktaş’ın, Trabzonspor’un Galatasaray’ın yanında durmaları gerekiyor idi. Aralarında şampiyonluk yarışı, forma satışı, takıma üye ve taraftar yapma çabası tabi ki olacak. Fakat dürüst bir lig, adaletli bir şampiyonluk istiyorsak bu bataklık kurutulmalı. Bu bezirgân sistemi değişmeli. Hemen şimdi yapılmalı. Ligin lokomotif takımları nasıl ki bir sosyal projede bir araya gelip örnek olabiliyor ise, bu konuda da geç kalmadan ortak bir görüş bildirmelidirler.

Şimdi bakıyoruz Fenerbahçe de haklı olarak VAR sistemini eleştiriyor. Aşağı yukarı her takım bu durumdan ağzı yanmış ve maç sonrası şikâyet etmiştir. Bazı takımlara VAR adaletsiz davrandıysa, diğer takımlara da bu haksız yere alınmış puan veya puanlar olarak yansıyacaktır. Hâkim ve hakem olarak adaleti sağlamak zorundasınız. Şimdi hakemlere yardımcı bir sistem getirildi. Videoyu tekrar ileri geri oynat kararını ver sistemi. Bu sistemde adalet hiç kaçmamalıdır. Fakat Türkiye’mizde maalesef bu bile buradan kaçıyor. Trabzonspor Başkanı Ağaoğlu geçtiğimiz yıl, Galatasaray ve Fenerbahçe yabancı saha maçları sonrasında çok ilginç açıklamalar yapmıştır. Oysa Trabzonspor-Galatasaray maçında Sörloth’un attığı golde itme, Emre Mor’a yapılan penaltılık itme ve ayak darbesi VAR-Orta Hakem işbirliği sayesinde es geçilmiştir. Ben Ağaoğlu’ndan yine çıkıp dürüstlük konuşmasına devam etmesini beklerdim! Bu örnekleri çoğaltabiliriz. İsimlere ve takım isimlerine takılmayalım. Ben örnek olması açısından, durum daha net kavranması açısından böyle yazdım. Bir kişi hem federasyon hem de kulüp başkanı olabilir mi? Sizce olmasında bir sakınca yok mudur? Bana göre etik değildir. Bunun sakıncalarını daha sonraki yazılarımızda tartışırız!

Kulüp başkanları ve yönettikleri takımlar bir şekilde bir yerlere bir taraflarında bağlı ise, vergi yapılanması, finansal fairplay prangası ayaklara takılıysa, üniversitedir, spor salonudur veya tesistir araziler ağızlara hemşire hareketi ise birliktelik sağlamak ve buradan sonuç beklemek zordur. Önce bu durumu netleştirmek gereklidir.

Bu süreç o kadar kolay olmayacaktır. Öncelikle bir tarih belirlenip, (bana göre hemen en yakın tarih olmalıdır) çalışmalar, görüşmeler başlamalıdır. Eskiye dönük demeçler, hakem hataları, şike, teşvik vb. konular unutulmalı yeni ve tertemiz bir sayfa açılmalıdır. Adil bir lig olur, buradan herkesin memnu kaldığı bir şampiyon çıkar ise Türk futbolu için güzel şeyler söyleyebiliriz. Hakemlerimiz baskı altında olmaz, takımlar kulüpler birliği hareketini tam manasıyla işletir, medyamız sevdiğini değil, gördüğünü yazar ise lig şampiyonu tabi ki alkışlarla karşılanır.

Unutmayın! Adalet suçu suçluyu değil, merhameti aramaktır.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?