Reklamı Kapat

Sabah Akşam Yapay Gündem

Türkiye’nin toplumsal olarak, siyasi olarak, ekonomik olarak birçok meselesi var ve bunları çözümleyebilmek için üzerine düşünmek, mesai harcamak ve popülizme sapmadan kararlı adımlar atmak gerekiyor. Her bir konu başlığı altında yüzbinlerce, milyonlarca insanı ilgilendiren bir sıkıntı var ve toplumun beklentisi de bu sıkıntıların dikkate alınması, çözüme kavuşturulması için uğraşılması.

Toplumun fertleri, kamu otoritesinden kendi menfaatleri doğrultusunda birtakım taleplerde bulunabilir elbette. Halkın talepleri meselesi geçiştirilecek, gözardı edilecek, yok sayılacak bir mesele değildir. Elbette, her talep karşılık görecek, her talep toplumun genelinin faydasına uyup uymadığına bakmadan yerine getirilecek diye bir kural da yoktur.

Toplumun fertlerinin taleplerini aklıselimle dinlemek, onların sıkıntılarına kulak kabartmak “seçilmiş” idarecilerin de, “atanmış” idarecilerin de vazifesidir. Toplumun fertleri, kamu otoritesi kadar genel çerçevede bir fayda-zarar hesabı yapamayabilir. Hatta kamu otoritesi açısından “aykırı” bulunacak taleplerde de bulunabilirler. Ancak sırf talepleri kamu otoritesinin hoşuna gitmedi veya işine gelmedi diye de toplum kesimleri talep etmekten çekinecek değildir.

İnsanlar, içinde bulundukları sıkıntıların, dertlerin, yoksunlukların giderilmesi için yetkili mercii olarak devleti, onun kurumlarını, sorumluluk mevkiindeki hükümeti görecektir elbet. Vatandaşın sıkıntılarını haykırmasından, dile getirmesinden, çözülmesini istemesinden daha normal bir durum olamaz. Anormal olan, bu talepleri “tuhaf” kılıflara sokarak refüze etmek, talep sahiplerini sıkıntılarının çözülmesini istediler diye “borçlu” çıkarmaktır.

Türkiye’nin emeklilikten işsizliğe, geçim sıkıntısından borçluluğa kadar temelde benzer noktadan, yani ekonomik nedenden kaynaklı sorunları on yıllardan beri sürmektedir. EYT meselesinde, bir yanda “şartları karşıladık, emekli olmamız gerekiyor” diyen çok geniş bir kitle, diğer yanda ise “bu maliyeti karşılayamam” diyen hükümet… Belki iki taraf da kendisine göre haklı ama böyle olması ortada duran sorunu çözmüyor. Hele ki, meseleye, “Bu olayın nasıl bir manipülasyon, ülke ekonomisini çökertmeye dönük nasıl bir adım olduğunu herkes kabul edecek ve bunun karşısında durmaya başlayacak” gibi bir mantıkla yaklaşmak hayli tuhaftır. İnsanların, kendi zaviyelerinden meseleye yaklaşıp hükümetten böylesi bir talepte bulunmalarını “manipülasyon”la, “ekonomiyi çökertecek bir girişim”le ilişkilendirmek, aslında “bizden hiçbir şey talep etmeyin” demek gibidir. Yapılamayacaksa bile sıhhatli bir açıklamayla bunu yapmak pekala mümkündür halbuki.

Benzer yaklaşımları işsizlik meselesinde de çokça görüyoruz. “İşsizim” diye haykıran bir vatandaşa bir idarecinin “sen de işsiz kal” deme hakkı olamaz. Vatandaşının “cebinde para olmaması” için kendi canına kıymasından rahatsızlık duymayacaksa bir idareci, nasıl olup da Hz. Ömer kıssalarından bahsedilebilir ki? İnsanları sıkıntılarını dile getirdiklerine pişman etmek diye bir yönetim tarzı olamaz.

Milyonlarca insanı ilgilendiren ekonomik sıkıntılar ve bunlara bağlı birçok marazlı hal toplumun ruh sağlığını, ahlakını ve daha pek çok hususu kemirip dururken günlerden beri CHP’yi tartışan, konuşan, insanların zihinlerini bunla iğdiş eden bir güce tapınan medya var ki, bu ülkenin insanı ve sıkıntıları bu medyayı hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Bu medyanın varlık sebebi, gerçeği değil de “üretilmiş gerçeği” yaymaktır çünkü. Sabah akşam CHP tartışınca, insanların sıkıntılarını konuşmayınca her şey düzelecektir çünkü!

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?