Reklamı Kapat

Vicdanınız Konuşuyor Duyabiliyor musunuz?

Hep düşünmüşümdür; nasıl oluyor da 3 kg. bir bebek olarak dünyaya gelen ve yaşamının ilk yıllarında annenin desteği olmadan hareket dahi edemeyen insanoğlu bir caniye, bir katile dönüşebiliyor? Nasıl oluyor da bu kişi dünyayı karanlığa boğabiliyor? Hayrın ve şerrin çekirdeğini fıtratında taşıyan insan eğer şefkat, adalet ve merhamet gibi değerlerin yeşermesi için kendisine yön tayin etmezse, bu değerlerin üzerini kabuk bağlıyor ve kişi şerrin hamiliğini yapmaya başlıyor.

Ebeveynler çocukta adalet ve merhamet gibi temel değerlerin gelişmesi ve hayat bulması için gündelik hayatta onlara örnek olmalıdırlar. Çünkü çocuklar yaşamlarının ilk yıllarından davranışlarını gözlem yaparak edinirler.

Çevremde tanıdığım birçok aile yardım faaliyetlerine katılıyor ve destekleri ile ihtiyaç sahiplerine ulaşmaya çalışıyorlar. Fakat çocuklar bu çalışmalardan pek haberdar olmuyorlar. Anne-baba çocuğu harçlığından bir miktar ayırması ve yardım faaliyetlerine katılması için teşvik etmelidirler. Harçlığından ihtiyaç sahibi kardeşlerine pay ayıran çocuk öteki ile kurduğu bağı şefkat, adalet ve merhamet ekseninde sürdürmeyi öğrenecektir.

Vicdan insanın iç dünyasında var olan bir adalet merkezidir. Kişi hak ve adalet çizgisinden uzaklaştığı anda vicdan uyarı sinyalleri vermeye başlar ve kişiyi kendine dönmesi için sarsar.  Böyle durumlarda insan iki tür tepki gösterir; ya vicdanının sesini dinler ve hakkaniyet çizgisine döner ya da vicdanının sesini duymamak için oyalayıcı faaliyetlere yönelir.  Bir davranışın doğru mu yoksa yanlış mı olduğunu anlamak için önce vicdanımıza sonra bilgi ve deneyimlerimize yöneliriz. Yaptığımız iş doğru değilse vicdanda bir sızı ortaya çıkar ve bu sızı iç sıkıntısına, bunaltıya ve gerginliğe dönüşür. Yaşamını şer ekseninde sürdüren kişi için bunların önemi yoktur, zira o vicdanının üzerine bir set çeker ve şer üzere yaşamaya devam eder.  Toplumda suç kabul edilen adam öldürmek, çalmak, yalan söylemek ve gayr-i ahlaki tavırlar insanın vicdanını susturduktan sonra sergilediği karanlı eylemlerdir. İyilik ve ihsan vicdanın tavrıdır, şer ise kişinin nefsinin seçimidir.

Vicdan insanın sahip olduğu güçlü bir değerdir. Eğitimin birincil görevi bu değeri geliştirmek olmalıdır. Zira vicdani hassasiyete sahip nesillerin yetiştirilmesi toplumu huzur ve başarıya taşıyacak en önemli etkendir. Vicdanlı çocukların istikameti vahyin yoludur ki, onlar bu yolda yürürken toplumun ışığı olurlar. Erdemli çocuklar yaptıkları her işte Allahın rızasını arar ve toplumu sevgi toplumuna dönüştürürler.

Çocuğun vicdan gelişimi tam olarak soyut düşünmeye başladığında gelişir. Bu dönem vicdan harekete geçer.  Bu durum çocuk on bir yaşına geldiğinde daha aktif hale gelir. Bunu anlamanın yolu çocuğun davranışlarını analiz etmekten geçer. Çocuk eğer çevresine zarar vermiyor ve insanların haklarına saygı gösterebiliyorsa bu konuda temel atılmış demektir. Çocuğun davranışlarında müsamahadan eser yok ve empati yapamıyorsa vicdan gelişimi tamamlanmamış demektir.

Vicdan Allah’ın fıtratımıza kodladığı bir mahkemedir. O nedenli bildiklerimiz, deneyimlediklerimiz ne olursa olsun vicdanımızın aklına da ihtiyacımızın olduğunu kabul etmeli ve ilk istişareyi onunla yapmalıyız.

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?