Reklamı Kapat

Süpürgenin saygın başları

Beline uzanan boyalı sarı saçları da, onunla birlikte adım atmakta idi.

Sanki sarı süpürge gibiydi saçları.

Kendisi masalara uzandıkça, bakımsız sarı saçları da hareketleniyor sanki saçları da onunla birlikte masaları siliyordu.

Fakat mimlediği o masayı daha fazla abanarak, yüzünü ekşiterek, tiksinerek, uzun bir of çekerek sildi.

O masayı daha fazla temizlemek için gerildi.

Sinirlendi.

Bezlerle dövercesine asabi şekilde masayı tartakladı.

O ileri geri hareket ettikçe süpürge gibi cefakâr saçları da, ileri geri gidip sanki masayı yudu yıkadı.

Kalkanların bıraktıkları çay bardaklarını tiksinerek tutup erkek garsona uzatırken, müşteriye duyurmamaya çalıştığı komut, kendisine yakın masadan duyuldu;

“Dikkatli yıkasın mutfaktakiler, ayaklı mikroplar içti.”

Diğer müşteriler duymadı ama yakın masa irkildi.

Kalkanlara konduramamışlardı ama bu anaç kızın diğer masalardan daha fazla silmesinden anladılar.

Kendisine göre çok uzun bacaklı, dar taytlı, aşırı bakımlı iki kızın ve yanlarındaki iki bayın meşreplerini, o ovarak temizlemesinden yakın masa bildi.

Anladı saçlarını süpürge etmiş temiz kızın, helal rızk kazanırken, canının burnuna geldiğini.

Uyanık akranlarının kısa yoldan fakat arsızca kazanmasına bu temiz kızın öfkesinin taşmasına hak verdi.

Yüzleştirilen hayatlara şaşarak baktı.

O kız öylesine yalnız değildi ki.

Sabahın dokuzunda.

Çok soğuk bir orta Anadolu şehrinin kenarda kalmış tarihi camiindeki bahçede.

Bir meczup gibi başlığını, kaşlarını da içine alacak kadar kapatmış.

Uzun saplı süpürgesine kalbini de kapatmış.

Genç imam da; bahçeyi, avluyu sanki kalbinin bütün kılcalları ile temizlemektedir.

Hayır.

O, bu temizlik işini bir bürokrat gelir de, nedir buraların pisliği diye hesap sorar korkusuyla yapmamaktadır.

Geçmiş zamanın soyluları sınıfından olan şehrin bürokratları zaten bu eski camiye gelmemektedirler.

Revakları kırık dökük, taç kapısından mukarnasları sökülmüş, palmet ve rumileri aşırılıp götürüldüğünden kel kör kalmış pencere alınlıkları ve harabe harim kısmını pek karanlık bulduklarından, uğramamaktadırlar.

Eşraftan zenginler ve esnaf takımının kasvetli görüp adım atmadıklarını bilmektedir.

Birbirlerinin pahalı takım elbiselerini, yakalarına isimleri nakışlanmış gömleklerini, kol düğmelerini, yüzüklerini izledikleri; şehrin yeni, büyük, bol ışıklı, ferah camisi idi onların buluşma yeri.

O çok kazanan esnafın, kendisinin ömründe değil gitmek pahalı olduğu için önünden geçmediği, kendi maaşı kadar harcadıkları, o meşhur restoranın aylık yemek parasını gürültü ile birbirlerine anlattıkları tüccar takımı uğramazdı.

Cami arkasında kendisini izleyen kabristanın çok saygın mensuplarından hicap duyduğu için ova ova temizlemektedir avludaki güvercin izlerini.

Hazirenin suskunları, hâmûşanın sakinleri içindir telaşı.

Karla karışık atıştıran yağmur, temizler diye bekleyemez.

Elleri buz tutsa da, her yanı yur yıkar.

İnsanların uğramadığı bu viran mabedin haziresinin soylu sakinleri, biraz sonra abdestlerini alıp tenha mescidi dolduracaklardır.

Okuduğu enfes tilâveti başlarını eğip, gözlerini kapatarak huzurla dinleyeceklerdir…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?