Reklamı Kapat

Popülizmin gölgesinde

“Popülist” yaklaşımların revaçta olduğu ve bir şekilde herkesin hem popülizmi eleştirip hem de kıyasıya popülizme bandığı bir noktadayız. Öyle bir nokta ki burası herkes ifade ettiğinin tam aksi bir noktada konumlanıyor. Her çıkış muhakkak bir dışlama ve ötekileştirmeyi de beraberinde getiriyor. Her popülist hareket, söylem karşıtını üretiyor. Nitekim sağlıklı bir şekilde düşünme ve eylemeden uzak sadece niyetlerin, arzuların etkin olduğu bir süreci yaşıyoruz. Her söz söyleyen davranışının aksine ima ettiği neyse o kadar gölgeli bir anlam dairesine ait oluyor. Bu yüzden kimse yalın anlamları ile var olamıyor. Herkes aslına göre değil de gölgesine göre bir dünya istiyor. Ve bu istediği dünyayı oluşturmak için bir başkasının farklılığına tahammül edemiyor.

Bir bakıma hem bireysel alanlarda hem de toplumsal alanlarda tek tip bir yaşama biçimi arzusu oluşuyor. Bu yüzden herkes bir diğerinin varlığından rahatsız ve ötekileştirmek, tecrit etmek normal bir davranış olarak algılanıyor ve hiçbir şekilde yadırganmıyor. Her toplumsal katmanda, her sosyal yapıda bir tıkanmışlık açıkça görülüyor. İster inanç merkezli hareketlerde isterse beşeri ideolojilerde bir ümitsizlik durumu ortaya çıkıyor. Sürekli kendisini tekrar eden içeri doğru daralan ve sürekli kendi içerisinden problem üretip onunla savaşmaktan ümit vaat edecek bir perspektife, onarıcı bir iklime ulaşamıyorlar. Hamaset rüzgârları o kadar tesirli esiyor ki hakikat namına hiçbir şey ayakta kalamıyor. 

Gündelik olup bitenden, düşünce dünyasından, siyasete varana kadar her alanda hem teorik hem pratik çıkmazların, tutarsızlıkların alıp başını yürüdüğü bu zamanda kıymet verilenlerle aslında kıymetli olanların hak ettikleri karşılığı bulamadıklarını üzülerek görüyoruz. Çer çöp olması gereken ne varsa hepsinin baş üstü olduğu fasit bir dairenin içerisindeyiz. Karşı oldukları ne varsa onları bir şekilde yücelten davranışlara ve eylemlere sahip topluluklar, birlikten bahsedip ayrılıkları kaşıyan söylem ve eylemler nedeniyle tam bir kaosun içerisinde yüzüyorlar. Bu nedenle hareketlerini karmaşanın dışına çıkartacak bir teori ve pratik geliştirmeleri pek mümkün görünmüyor. Sürekli ötekinin varlığına, durduğu yere göre konumlanan düşüncelerin bir zemin üretmeleri ve o zemini ikmal etmeleri de hayli zor görünüyor.

Geçmişten bugüne süregiden bir öze dönüşten bahsediliyor veya yeni bir açılım yapmaktan dem vuruluyor oysa zihinsel dünyanın mihengi kaybolmuş ve bu yüzden yaşanan altüst oluşlar normalmiş gibi algılanıyor. Dolayısı ile öze dönmek de imkân dâhilinde olamıyor. Haliyle muzdarip olunan ne varsa onun ızdırabı üzerinden acıtma yapılıyor. Aslında bunun yerine kendi dilini, kendi yaşama biçimini diğerine tehdit olarak sunmadan teklif ettikleri hayatı, düzeni kendi ayakları üzerinde durabilecek bir kıvama ulaştırmak bütün bu algıları yıkmaya yetecektir. İddia etmek yerine yapabiliyor olmak mesuliyetini kuşanmak sağlıklı bir başlangıç için önemli bir kilometre taşı olacaktır.

Başkalarının ne yaptığı ve nerede durduğu üzerinden kendini tahkim etmeye çalışan her düşünce, her hareket zamanla başkalarının kopyası olmaya mahkûm olacaktır. Popülizmden beslenerek onun argümanlarını kullanarak ondan kurtulmak mümkün değildir. Bu yüzden varlık alanını belirlerken ne kadar sağlıklı bir organizma inşa edilirse o kadar sahih bir süreç ortaya çıkartılır. Mühim olan bireysel veya toplumsal olarak sağlıklı bir dolaşım sistemine sahip olabilmekte yatıyor.  Hoşça bakın zatınıza…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?