Reklamı Kapat

Galatasaray raporu

Galatasaray’ın bu sezon oynadığı maçların analizi madde madde aşağıdaki gibidir:

•Gol yollarında zorlanıyor. Rakip kalede pozisyon üretemiyor. Topu filelerle buluşturamıyor. En kısır sezonunu yaşıyor. Oysa Fatih Terim, sezon öncesi “santrfor-golcü değil, stoper-durdurucu” istiyorum diyerek yönetime bir göndermesi vardı. Buna karşın kalede güven veren isim Muslera ve savunmadaki yerinde müdahaleler şu an itibarı ile Galatasaray’ı ligin en az gol yiyen takımı yapmıştır. Yani Terim’in “göndermesi” taca çıkmıştır.

•Takım neden gol atamıyor? Çok basit. Transfer döneminde gidenler ile gelenler listesine bakacak olur iseniz nedenini çabuk kavrayabilirsiniz. Bruma gitmiş, N’Diaye ve Rodriques gelmişti. Rodriques gitmiş, Onyekuru gelmişti. Yani kanatlarda, ortada hep bir kesici ve takımı atağa kaldırıcı itici güç vardı. Fernando gitti, Seri, N’Zonzi, Lemina geldi. Bu futbolculardan hemen takıma adapte olup, oyun kurma, çapraz ters toplar atarak bir yüksek performans beklendi. Bu olmadı. Tabii bunda Terim’in anlam veremediğimiz taktiksel yanlışlıklar ve stratejik hataları da etkili oldu. N’Zonzi, Lemina ve Seri bana göre doğru taktik ve tempolu oyunda her zaman Galatasaray’a katkı yapabilecek kapasitede oyunculardır. Fakat kanatlarında Rodriques veya Onyekuru ayarında futbolcun yok ise bu isimler devamlı savunma yapmak zorunda kalır ki bu da fazladan güç gerektirir. Diagne, Emre ve Selçuk seçimleri, bir imparator için taktiksel planda tam bir fiyaskoydu. Skora ihtiyacı var iken, Feghouli ile Belhanda’yı oyundan almak Belhanda-taraftar ve Feghouli-Terim karşıtlığı oluşturdu. Bu da takımın havasına olumsuz yansıdı. Feghouli geçtiğimiz sezonu kurtaran isimlerin başında geliyordu. Keza Linnes de öyle idi. Linnes’i tribünde oturtmak hem maddi hem manevi hem de taktiksel açıdan Galatasaray’ı zarara uğrattı. Hücum gücünün gol atarak veya topu rakip kale önünde tutamayarak savunmaya yardımcı olmaması, Seri, Marcao ve Lyundama gibi futbolcuların hata yapmasına ve sarı, sarıdan kırmızı kart görmelerinde etken oldu. Son olarak, vitesi boşalmış damperli kamyon misali koşularıyla Ömer Bayram’dan bir Rodriques bir Onyekuru çıkartmak tam bir Terim efsanesidir! Bu tarz oyun ligdeki takımlar için geçerli olabilir fakat C. Brugge gibi genç ve güç bakımından yüksek düzeyde olan takımlara tutmaz. Nitekim Ömer, “Hocam ben bittim. Beni oyundan al” demiştir!

•10 kişi kalan takımlara karşı Galatasaray’ın bir oyun planı yok! Rakip eksik sayıda kaldığında Galatasaray’da anlam veremediğimiz “Alacakaranlık Kuşağı” yaşanıyor. Galatasaray, fazla sayıda oynamanın avantajını sahaya yansıtamıyor. Rakip kaleyi ablukaya alamıyor. Acemice, acele işlere imza atıyor.

•Tam tersi Galatasaray sahada 10 kişi kaldığında sanki çark bozuluyor. Skor olarak önde olsa da bunu koruyamıyor. Kalesinde birçok tehlikeler yaşanıyor. Konu yine dönüyor dolaşıyor Terim’e geliyor. Bu tarz olasılıklar, kurmay heyet ile konuşulmuyor mu?! Eğer hücumda, eğer savunmada veya eğer orta sahada kırmızı kart yaşanırsa oyun ve oyuncu değişikliği şu şekilde olacaktır prospektüsü yok mu?

•Skoru koruma, rakibe pozisyon vermeme taktiği de mevcut değil. Son dakikalarda yedikleri golleri geriye dönüp silmiş olsak, kendi içinde bu kadar olumsuz hava koşullarına rağmen Galatasaray Süper Lig’de lider, Şampiyonlar Ligi’nde de 4 puanla Avrupa Ligi yoluna devam edecekti. Elin teknik patronları bilerek, isteyerek topu rakip ceza sahası önünde kaptırarak ardından baskın bir presle topu kapıp rakip savunmayı aciz yakalamanın ya da ilk yarıyı mağlup bitirir isem geri dönüş yapabilir miyim? Onun taktik arayışları içinde iken, Terim, mahalle arası topçusunun bile ezbere bildiği futbolun temel taktiklerini saha içinde uygulamıyor. Ayrıca futbolcuları da bazı kurnazlıklardan bihaber! Nagatomo’nun golü atan Diatta’yı düşürmeyip gollük vuruşu o dakikada yaptırması beni 11 Haziran 1996 tarihine Nottingham’a götürdü. Bu kez de Alpay, Hırvat Vlaovic’i düşürmemiş milliler son dakika golüyle sahadan mağlup ayrılmıştı. Lig maçında da Lemina, Başakşehirli İrfan’ı engellememiş asist yapmasına seyirci kalmıştı. Yine yıllar öncesine gittim. Popescu Galatasaray’da bir kırmızı kart görmüştü, o da ne kadar yerinde idi.

Pardon ama Florya’da ne oluyor? Galatasaray nasıl antrenman yapıyor? Ya da Galatasaray antrenmanlarda ne yapıyor? Peki, Galatasaray muhabirleri ne izliyor, gazetelerine ne yazıyor? Ya da artık eleştirebilen, soru sorabilen ve bunları gazetesinde yazabilen bir muhabir-yazar var mıdır?

Sevgili hocam, Sayın Terim bu kısa bir Galatasaray raporudur. Bir oku ve fabrika ayarlarına geri dön. Vakit çok geçmeden!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?