Reklamı Kapat

Çıkmazlardan çıkmazlara

Bölgemizde, özellikle Türkiye’mizde yaşananlar içler acısı. Bir yandan emperyalizmin güçlü parmağı bir diğer yandan içte yaşananlar.

Emperyalizm, işini yapıyor, bu, normal. Fakat büyük kuşatmanın getirdiği etki daha tehlikeli. Kitleler sonuçların nereye varacağının farkında değil.Bir bakıma insanlık güdülüyor.İnsanlık bilinç yoksunu. Duygu ve dalgalar daha çok etkili oluyor.

Sıradan olaylar, entrikalar, çekişmeler asıl gerçeklerin göz ardı almasına neden oluyor.

Türkiye asıl gözetmemiz gereken yurdumuz. Burada homojen bir yapıya sahibiz. Ayni kültüre mensup insanların birlikteliği. Elbette ki farklılıklar var, bu kaçınılmaz. Irkların, mezhep ve meşreplerin, siyasal bölünmelerin fazlasıyla yoğun olduğu bir ülke. Bu bir zenginlik olmasına karşın şu hâliyle ayrışma işin çok yönlü nedenler oluşturuyor.

Siyasal cepheler sistemin açmazı. Sistem bunu zorunlu hâle getiriyor. Çok parçalı olunduğundan belli merkezler güçlü kılınmak isteniyor. Homojen yapının birçok unsuru devre dışı bırakılıyor. Bunda başarılı oluyor gibi görünse de sonuçları tam anlamıyla çıkmaz.

Türkiye gibi bir ülkede en hassas konuların başında ırkçılık geliyor. Türkiye Cumhuriyeti sistem olarak bu yapı üzerine kurgulu. Kemalizm’in özü de diyebiliriz. Burada siyasal partilerin bulundukları yer ve konumları hiç de önemli değil. çünkü muhafazakâr siyasal bir parti ile ırkçı Turancı bir parti aynı anlayışla birlikte olabiliyor. Benzer durum karşı cephede de var. Kemalizm’in özünü oluşturan bir siyasal parti ile karşıtı gibi görünen bir diğeriyle aynı birliktelik içindedirler. İktidar olsalar sonuçları çok da farklı olmuyor.

Geçmiş zamanlarda kimi simgeler ayrıştırıcı gibi görünüyor idiyse de bugün için bu unsurların hiçbir önemi yok.

En somut simge “başörtüsü”. Bir zamanların paranoyak olayına dönüşen bir simge. Bugün bu durum söz konusu değil. Kimi provakatif olaylar olsa da gerilimin asıl nedeni değil. Çünkü kabul gören ve artık sorun olmaktan çıkan bir durum.

Siyasal partilerin isimlerini sıralamanın bir anlamı yok. Sistemin özellikle ruhunu temsil eden ulusalcı ve ırkçı siyasal partilerin muhafazakârları kuşatmaması ve yörüngesine çekmesi.

Bu güçler sistemin belli bir düzene dönüşmesine izin vermiyor. Güçlü gibi görünen muhafazakârlar görünümde iktidar konumunda. Asıl gücü veya yönelimi sağlayan diğerleri. Veya uçları kontrol eden güçler var. Bunda da öyle ya da böyle başarılı oluyorlar. Karmaşa bitmiyor bir millet nasıl birbirine düşürülür, nasıl düşman edilir en somut yaşananları.

Kimi üst değerlerin bir karşılığı olmuyor.Ne yazık ki Müslüman olmak yeterli bir neden değil. Üzülerek bunu görüyor ve yaşıyoruz. Sorun paylaşım ya da aynı veya ortak düzelmelerde bulunla imkânları yok ediliyor. Bir ülke ancak kendi içinde de bu kadar yalnız bırakılır. İtibarsız kılınır ve emperyalizmin işi kolaylaştırılır.

Ortak değerler ırkçılık ve Kemalizm olunca yeniden başa dönülmüş oluyor. Yılların emeği ve çabası boşa çıkmış oluyor. Zaten inanç yönünden duyarı olan İslâmî özlü kesimler ciddi anlamda dalgalara kapıldılar. Bu, ister siyasal çıkar ve konum olsun, ister burjuvalaşma ve sekülerleşme olsun sonuçlar vahim.

Daralan ekonomik yapı veya yaşanan hayat tarzı insanları âdete söz konusu sisteme mecbur ediyor. Değerlerin hiçbir anlamı kalmıyor. Görünümde Müslüman olması yeterli oluyor.

Türkiye muhafazakâr bir siyasal partinin iktidarı gibi görünüyorsa sadece dış veya kabuk olarak böyle ne yazık ki. Camiler gençlerle mi dolup taşıyor? Gençliğin enerjisini ve birikimini oluşturan yayınlar, eserler mi kapışılıyor.

Kesimlerin önderler mi önceleniyor? Reklâmın, ya da soysal medya dalgasının oluşturduğu sıradanlıkların ilgi görmesi ne anlama geliyor.

Sulandırılmış ve sıradanlaşmış büyük kitle. Sahih ve öz olanlar için olan çabalar ise etkisini ancak bir yere kadar gösterebiliyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?