Reklamı Kapat

Yalnızlığın onuru

Dünyayı kuşatan küresel ve emperyal ruhun etkisi oldukça etkili. Farkında olunmadan insanlık savruluyor. Bu, ancak çıkar çevrelerinin işine gelebilen ve âdeta bayram edilen bir dönem. Bunun büyük ölçekte olduğu kesin, ancak küçük ölçekte de lokal gibi görünen ama etkisi olan bir kuşatmadır ne yazık ki.

İnsana düşünme ve inanma payı bırakmayan bir hayat veya bir dünya anlayışı. Bir Müslüman kendisi gibi düşünemiyor. Kendisi gibi düşünüyor gibi görünüyor ama düşünüş ve anlayış biçimi tamamen yabancı.

Yazılarımıza kimi dostlarımızdan itirazlar geliyor. Nedeni neden sadece Müslümanlar merkeze alınıyor ve muhatap alınıyor diye. Temel sorunun insan olması gerekmiyor mu? Elbette bunun doğru bir yanı var, ancak bizim açımızdan bütüncül olamıyor. İnsanlığı kurtuluşa erdirecek sağlam ve sağlıklı düşünüşler İlâhî olan. Şu vurgumu sürekli yapıyorum. Ben Müslümanım; önce kendimden, yakınlarımdan, çevremden, Müslümanlardan ve insanlıktan sorumluyum. İnsanlığın onuru ve kurtuluşu da ancak İslâm inanç ve düşüncesiyle olabilir. İslâm derken Kur’an, Peygamber’in sünneti, yaşayışı, peygamberler silsilesi ve İslâm medeniyet bütünlüğü.

Batı, insanlık adına olan bütün hamleleri ve girişimleri engelledi, önünü kesti, ideolojiler üretti, hiçbiri insanlığı kurtarmadı, felâketten felâkete sürükledi. İnsanlık bunalımda ve mutsuz. Bunun sorumlusu genel anlamda ne İslâm ne de Müslümanlardır. Batı ruhuna kapılanların açmazıdır.

Batı, metafiziği tüketti, yok etti. İlâhî olandan uzaklaştırdı. İslâm ve Müslümanlar bu özünü koruyor. Müslümanlar açısından sorun kendileri olamamaları ve emperyalizmin ve Batı ideolojilerinin güdümüne ve etkisine girmeleri.

İslâm’ı temsil noktasında sorunlar var. Müslümanlar kendisi değil. Düşünleri, yaşayışları, algılayışları yabancıları gibi. Müslümanlar küresel emperyalizmin tamamen etkisinde ve kuşatmasında.

Bu anlamda büyük bir yalnızlık söz konusu. İslâm düşünce ve inanışını hakkıyla yaşayan, savunan ve eser ortaya koyan çok az. Müslüman entelektüellerin bu kadar kolay teslim olabileceği aklımızın ucundan köşesinden geçmezdi.

Giderek yalnızlaşılan bir dönem. Bu, bir güç yitimi midir, bir kaçış mı? Sanıyorum ki kaçış ve güçten yana oluş.

Hakikat arayıcıları ve yolcuları öteden beri azdır. Peygamberlerden, büyük velilerden ve Allah dostlarından biliriz.

İnsanlar sırf çıkarı zedelenmesin diye hakikatten, doğruluktan ve adaletten kaçıyorlar. İşin kolayına kaçıyorlar.

Yalnız olma onuru insana bir anlamda güç ve direnç kazandırır. Onlar bildikleri yol istikametinden asla şaşmazlar.

Üstat Necip Fazıl, yalnızlık ve onurlu duruşun şiirini Sakarya Türküsü’nde dile getirir:

“Yol onun, varlık onun gerisi hep angarya

Yüz üstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya”

Seslenişinin nedeni de budur. Bazen yılgınlığa kapılıyor, bazen umudunu kesiyor ama hiçbir zaman yolundan vazgeçmiyor Üstat. Onun seslenişi nehir simgesinden Müslüman insana seslenişidir.

Bugünü için kalabalık gibi görünün milyonlarca Müslüman arasında yalnızlık elbette çok acı. Fakat bu umut yitirme anlamına gelmez hiçbir zaman. Kişi her şeyden önce kendinden sorumludur. Kişi sorumluluğunu yerine getiriyor ve yönünü bozmuyorsa, iyilik ve güzellik tohumlarını eke eke gidiyorsa bir gün bir biçimde karşılığını bulacak. Dönemlerin zalim sistemleri ve onları temsil edenleri olsa da. Yalnızlık onuru bambaşka bir durum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Mavikelebek - '' Bir Müslüman kendisi gibi düşünemiyor. Kendisi gibi düşünüyor gibi görünüyor ama düşünüş ve anlayış biçimi tamamen yabancı.''

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Kasım 10:01

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?