Reklamı Kapat

En güzel örnek ve önderimiz

Peygamber Efendimiz’in (S.A.V) hayatından bahse¬den eserlere “Siyer” denir.

Siyer, “Siyret”in çoğuludur.

Siyret, kişinin şahsi hayatıyla beraber, topluma olan fay¬dalarını, dışa yansıyan haleti ruhiyyesini, sözlerini, davra¬nışlarını, onaylamalarını anlatan bir ilimdir.

Daha ziyade “peygamberler tarihi”ne “Siyer” denir. “Siyer-i Nebi” veya “Siyer-i en¬biya” diye kitaplar yazılmıştır.

İnsanların hayat hikâyeleri içinde aynı kelime kullanılabilir ama, âlimlerimiz ıstılahi mana olarak yalnız peygamberlerin tarihine has kılmışlar¬dır.

Meselâ “Sultanlar tarihi”, “Krallar, kraliçeler tarihi” denmiş, fakat “Kralların siyreti”, “Kraliçelerin siyreti” diye bir tabir kullanılmamıştır.

Siyret, yalnız peygamberler için kullanılır olmuştur.

Siyret yazmak, hayatta en zor işlerden biridir. Bir insanın söylediklerini toplamak kolaydır. Kim duymuş, nerede söylemiş bunları toplayıp kitaplaş¬tırmak kolaydır. Siyrette ise söylediklerini hangi halet-i ruhiye de söylediğini hesaba katmak gereklidir.

Niyazi Mısri:

“Surette nem var benim

Sirettedir madenim”  dediği gibi herhangi bir insanın bile iç dünyasını yazmamız mümkin değilken, Rabbimizin, Rahmet Peygamberi Hazreti Muhammet (S.A.V.) için söylediği:

 “Biz, Seni ancak, âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya Sûresi ayet 21/107)

Ayet, en iyi tarif etmektedir ama ayette geçen “âlem” kelimesi ile “Rahmet” kelimesi, Kur’an ve Sünnet ıstılahi olarak iyi bilinirse ayet daha güzel anlaşılır.

Bu sözlerin bir insandan çıkması nasıl mümkün ol¬muştur?

Bir insandan bu tür sözler çıkabilir mi?

Bu sözleri söyleten sebep nedir?

Peygamberler ki, insanlığın tamamına yol gösteren ve onlara örnek olan insanlardır.

Yöneticilikte en adil insanlardır. İnsanların bilmediği pek çok şeyi Rabbinin izniyle haber verir; öyle ki verdiği haberler 21. asrın insanını dahi sarsıyor, hayrete düşürüyor.

Meselâ hukukta, Efendimiz’in (S.A.V.) hadisleri ve bu hadislerin ışığı altında meydana getirilmiş genel kaide ve kurallar günümüz insanının, özellikle hukukçularını hayrette bıra¬kıyor. Ve adam şunu söylemekten kendini alamıyor: “1400 sene evvel, hukukun tedvin edilmediği bir zamanda, böyle bir sözü söylemiş olması fevkalade.”

Biz, tabii ki “mu’cizedir” diyoruz. “Al¬lah (C.C.) ona bildirmiştir ve Peygamber Efendimiz de söylemiştir.” diyoruz.

Ama ayetler, vahiy yoluyla bildiril¬miştir.

Hayatı birçok yö¬nüyle mu’cize olan Efendimiz’in hayatını, hayatında kera¬met dahi göstermemiş bir adamın yazması, anlatması zor¬dur.

Ün yapmış bir doktorun haya¬tını, bir doktorun yaz¬ması münasiptir; hissiyatını o anlaya¬bilir.

Yine bir komuta¬nın hayatını, ona yakın olan bir ko¬mutanın yazması doğru olur.

Çünkü aynı hissiyatı yaşa¬maktadırlar. İyi bir müca¬hidin, savaşçının hayatını evinden dışarıya çıkmayan öd¬lek bir adamın yazması mümkün de¬ğildir.

Çünkü birisi içinde hep korkular üretmektedir, di¬ğeri ise hep cesaret üretmektedir. Bu sebeple, her ikisi de biri hakkında söz söyleyemez, biri diğerini anlayamaz.

Meselâ size “Deniz hakkında bir makale yazın.” dense, belki zorlanırsınız. Çünkü denizi, gemiyi, kayığı, dalgayı ve bunlara ait özel terimleri bilmezsiniz; sorar öğrenirsi¬niz, fakat yazdığınız makale hayatı denizde geçen, bu işten anlayan, eli kalem tutan bir adamın yazdığı makaleyi tut¬maz.

Bu sebeple Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) haya¬tını yazmak da öylesine zordur. Ama ona inanmışız; söyle¬diklerine, getirdiklerine gönül vermişiz, düstur kabul etmi¬şiz ve kendimizi ona yaklaştırmışız veya yaklaştırmaya çalışıyoruz.

İşte bundan cesaret alarak Efendimiz hakkında konuşmaya, yazmaya çalışıyoruz.

Ya Rasûlallah, Senin hakkında aslında benim söz söylemem doğru değildir. Seni kim yazarsa yazsın, hakkını veremez.

Hani şair:

“Seni sevmek haddim değil amma

Severim ya Rasûlallah” dediği gibi yazmak haddi¬mize değil amma, bu kalem, bu el, bu dil ve bu gönül yine O’nu anlatma yolunda tatlansın, yorulsun ve huzura ersin.

Sevgili Peygamberimiz’i, “Âlemlere rahmet yapan, Allah celle celalühün ayetleridir.

Buyurun, onun Rahmet Ümmeti olmak için Kur’an-ı Kerim’i, O’nun gibi anlamaya ve O’nu örnek alarak yaşamaya bu günden itibaren başlayıverelim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?