Reklamı Kapat

Dil ve düşünce

Dil, insanlar arasında ilişkinin temelini teşkil ediyor. Bu, ebette doğru. Çünkü fertler kendisi dışındaki insanlarla ilişkiyi dil ile kurar. Bunun yanında bilgi üretimi ve kültür aktarımı yine dil ile sağlanır. Fakat dil sadece bu şekilde bir iletişimi sağlamıyor aslında zihin dünyamızı da inşa eden bir özelliği var. Bir bakıma hem inşa eden hem inşa edilen durumunda. O yüzden kullanılan dilin ifade biçimi, seçilen kelimelerin isabetliliği kadar muhteviyatı da önemli. Bunun için dil meselesine geniş bir boyuttan bakmamız gerekiyor.

Dil mi düşünceyi belirler yoksa düşünce mi dili? Bu ikilem üzerinde ne kadar tartışılsa da bir sonuca varılması mümkün gözükmüyor. Çünkü düşünce dil ile ifade edilir, yani dil düşüncenin sunduğu kadardır. Aynı zamanda kendi kavramlarıyla düşünemeyen zihin pınarı zamanla önce yosun tutacak sonra kendisini başka yataklara bırakacaktır. Yani düşünce dilin sunduğu imkân kadardır.

Dil düşünceyi belirlerken düşünce de dile müdahale edebilmektedir. Bu iki kavram arasında yatay bir hiyerarşiden söz edebiliriz. Karşılıklı etkileşimleri birbirlerine yön ve istikamet tayin edebilir. Fakat birbirlerinin mutlak belirleyicisi değillerdir. O yüzden bu iki kavram arasında dikey bir hiyerarşiden söz edemeyiz.

Dili ve düşünceyi birbirinden koparmak ya da birini diğerine mutlak bağımlı kılmak hakikate varan yola bir set daha örmekten başka bir şey değildir. Dil gücünü düşünceden düşünce de gücünü dilden alır. O yüzden günümüzde yaşadığımız krizi sadece dile ya da düşünceye bağlayarak açıklamak doğru sonuçlar vermeyecektir. Dile yapılan müdahaleler, düşüncenin sönük bir zeminde seyretmesi krizin temel sebepleridir.

Dil ile düşünce arasındaki bağlantıya değindikten sonra üzerinde durmak istediğimiz diğer bir mevzu ise egemen dil ve düşüncenin başka dil ve düşünceler arasındaki hiyerarşik ilişkisidir. Dil meselesini ulusal bir tercih ya da ortak bir iletişim biçimi olarak göremeyiz. Daha yüksek seviyede bir kavrayışla dili kendi halinde bırakmak gerekiyor. Kendi halinden bırakmaktan kasıt kendi birikimini ve düşünce haritasını taşımasıdır.

Yine de dünyada olup bitenler dil ve düşünce üzerinde tahakkümlerin olduğunu bize gösteriyor. Bazı diller güçten aldıkları imtiyazla başka dillere nüfuz edebiliyor. Bu yüzden bazı fertler ya da toplumlar istese de istemese de başka dillerin etkisi altında yaşamak zorundalar. Bu yüzden bu etkileşimden en az zayiatla atlatmak hem düşünce geleneğimiz için hem de dilin muhafazası için önemlidir.

Kullanmak zorunda kaldığınız dil ya da kavram size ait değilse seçilen kelime ve kavramlara kendi ruhunuzla nüfuz etmeniz gerekiyor. Eğer egemen dilin sınırlarında kendinizi ifade etmeye çalışırsanız o dilin düşünce havzasına mahkûm olmuşsunuz demektir. Egemen dile rağmen kelime ve kavramlara kendi derinliğinizi verebilirseniz düşünce dünyanızı zinde tutma şansınız olacaktır. Böylece kendi dilinizi ve düşüncenizi tekrar muktedir yapma fırsatı varlığını sürdürecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?