Reklamı Kapat

Tarım şurası ve Anadolu’ya sahip çıkmak

Tarım Şurası’nın sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede 60 madde var. Şuranın 2024 yılında tekrar toplanması da sayılan hedeflerin içindeki yerini aldı. Madde madde bildirgenin detaylarına girecek değilim. Ancak en başta şunu ifade etmeliyim ki, bu şuranın 15 yıl sonra toplanması bile başlı başına bu iktidarın tarıma bakışını göstermeye yeter. Koskoca 15 yıl tarım adına çok önemli kayıpları not ettiğimiz bir zaman dilimi olarak gelip geçti. Zararın neresinden dönülse kârdır denir ya, şuranın da bu saatten sonra en azından bu bakışla değerlendirilmesi gerekir. Buradan sonuç bildirgesinde açıklanan maddelerin bütün yanlışları ortadan kaldıracağına dair büyük bir beklenti içinde olamadığımı da üzülerek ifade etmeliyim. Ancak yanılmayı da çok arzu ederim. Bununla birlikte şuranın toplanmasının kamuoyunda eksik olduğunu düşündüğüm tarımın önemi noktasındaki hassasiyete katkı sunacağına inanıyorum. Bence bardağın en önemli ve dolu tarafı da burasıdır.

İktidarın bu zamana kadar tarıma verdiği en büyük zarar, özellikle AB ile üyelik müzakerelerinin başlayacağının ilan edildiği 2004 yılı sonrasında Maastricht kriterlerine göre tarımda çalışan oranı yüzde 10’a düşürmek için tarımsal ürünlere kota uygulamasıdır. Bu karar sosyolojinin altüst olmasına sebep olmuş, Anadolu’yu boşaltmış, iç göçü kronik hale getirmiş ve özellikle başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerde nüfus patlamasına sebep olmuştur. Şekere kota uygulanmış ama Brezilya’dan, Arjantin’den şeker ithalatına devam edilmiştir. Tütüne kota uygulanmış ama güle oynaya Amerika’nın Virjinya tütünlerinin ithalatına hız verilmiştir. Fındık gibi stratejik bir ürün ile ilgili insanımıza koruma kalkanı sağlanamamış, üreticiler Batı’daki küresel baronların insafına bırakılmıştır. Sayın Tarım Bakanı dün katıldığı bir TV programında hedeflerinin “doğduğun yerde doy” olduğunu söylediğinde, yüzüme konan acı tebessüme bir türlü engel olamadım. Hadi bakalım, ha gayret dedim. Köye dönüşleri destekleyeceklerini söyledi, inşallah diye içimden geçirdim. Ancak bütün bu hedeflerin gerçekleşmesi, dün yapılan yanlışları tekrar etmemekten geçer. Eleştirilere karşı tahammül göstermek şarttır. Bizden değiller diye dile getirilen endişeleri yok saymamak gerekir. Çünkü bütün bunlar dün de çokça ve acımasızca yapıldı. Zaten bugünlere de bu yanlış tavırlar sonucunda gelindi.

Diğer taraftan şeytan tarım ile ilgili yapılan her açıklamaya “Ba’de Harabül Basra” diye bakmayı telkin etse de her şeye rağmen mutlaka bir çıkış yolu vardır, olmalıdır. Anadolu bu milletin bin yıllık göz aydınlığı ortak vatanıdır. Mezopotamya “Bereketli Hilal”dir. Anadolu yoksa dünya tarihi kadük kalır. Hatta yazmak bile mümkün olmaz. Bu topraklar emanettir. Dipsiz göllerin dibinde hazine aramak gibi insanı kahreden ihtiraslara gerek yoktur. Anadolu zaten başlı başına bir hazinedir. İnsanın olmadığı yerde medeniyet de olmaz. Tarım nasıl bu ülkenin milli güvenlik sorunu ise Anadolu da bu güvenlik sorununun merkezidir. Anadolu’ya sahip çıkamayan, Anadolu’yu insansızlaştırmak gibi ölümcül hatalar yapanlar, dünün de bugünün de yarının da vebalini sırtlanmış olurlar. Şairin “Yazılmamış bir destan gibi” diye tarif ettiği Anadolu’yu ihya etmek en başta iç göçü engelleyici doğal tedbirleri almaktan geçer. Anadolu tabi ki her alanda gelişmelidir. Ancak bunu sağlayacak motor güç tarımdır. İşsizliğe ket vurmak da ithalatı dizginlemek de kendi ayakları üzerinde durmak da tarımla doğrudan bağlantılıdır ve savunma sanayi kadar önemlidir. Geliniz Anadolu üzerine kumar oynamayalım. Anadolu’ya gözümüz gibi bakıp sahip çıkalım. Nimete nankörlük yapmayalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?