Reklamı Kapat

Aklı karışıklar

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada, Hindistan’da 2.000 rupe karşılığında iddiaya giren ve 60 yumurta yiyip hayatını kaybeden adamın hikâyesine rastladım. Daha evvel de ülkemizin güzide şehirlerinden birinde yapılan yarışmada bir adam 1 kg. isotu yemiş ve karaciğer yetmezliğinden hayatını kaybetmişti. Sosyal medya üzerinden tanıtım yapmaya çalışan bir restoran sahibi ise önündeki servis tabağını kaldırıp, yarışmamıza katılan bir genç kız yarım saatte 4 kg. et yiyerek 5 bin TL kazandı diyor ve dikkat çekmeye çalışıyor.

İnsanların ilgilerini çekecek yöntemler bulup, kazançlarını yükseltmeye çalışan tacirler her dönem ve her yerde karşımıza çıkabilir. Fakat duruşlarını, onurlarını ve sağlıklarını hiçe sayarak 1 kg. isotu, 40 tane hamburgeri, 4 kg. eti, üç kg. balığı birkaç dakikada yiyerek zafer elde ettiğini zannedenler büyük risk aldıklarının farkında değiller. Ayrıca birkaç dakikada 4 kg. et yiyebilmek bir başarının belirtisi de değil. Kişinin 40 lahmacunu yarım saatte mideye indirmesinin onun hayatına hiçbir katkısı olmayacak…

Başarma ve başarıdan haz alma içgüdüsü insanın doğasında var. Ancak bunun için kişinin başardığı şeyin ne olduğunu ve bunu nasıl başardığını dikkate alması gerekir. Yani başardım diyen kişinin başardığı şeyin kendisine ve çevresine nasıl bir katkısının olduğunu sorgulaması gerekir. Bir çiftçinin çaba sarf ederek elde ettiği ürünleri pazarlamasını bir öğrencinin bilimsel keşiflere imza atmasını, bir anne-babanın çocuklarının eğitim ve terbiyesi için vakit harcamasını bir gencin hayır hasenat işleri ile meşgul olmasını başarı olarak görebiliriz. Ancak bir adamın ağzındaki kaşıkla yumurtayı düşürmeden yarım saat taşıyabilmesini başarı olarak değerlendiremeyiz. Bunu ancak bir eğlence ya da oyun olarak görebiliriz.

Unutmayalım Allah’ın lutfettiği emanet bir bedende ve geçici olarak kaldığımız bir misafirhanede ikamet etmekteyiz. Bu imkânları O’nun rızasına uygun şekilde kullanmak zorundayız. Bunun için zamanı doğru kullanmalı ve attığımız her adımın hesabını vereceğimizi unutmamalıyız.

BİR KAÇ SÖZ

Gereksiz konuşanlar asıl konuşmaları gereken şeyleri ihmal ederler. Gereksiz işler peşinde koşanlar ise asıl yapmaları gereken işleri ertelerler. Çünkü bütün enerjilerini ve vakitlerini işe yaramayacak işler peşinde tüketmişlerdir.

İnsan arkadaşının, dostunun davranışlarını taklide meyillidir. O nedenle kiminle vakit geçirdiğimizi ve kiminle dostluk kurduğumuzu dikkate almak zorundayız. Bir büyüğümüzün de dediği gibi “bübül güle, karga çöplüğe götürür”.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?