Reklamı Kapat

Bilginin hikmete dönüşmesi

Eşyaya ve olaylara hikmet nazarıyla bakabilen fertler sorumluluklarının farkındadırlar ve önlerine çıkan engeller ne olursa olsun hakikat çizgisinden uzaklaşmazlar. Bilginin hikmetle buluşmadığı toplumlarda ise şiddet, cinayet, zina, yalan ve ihanet artar ve o toplum bir kaos toplumuna dönüşür. Eğer bir sevgi toplumunda yaşamak istiyorsak bizleri hakikatle tanıştıracak olan bilgiye hak ettiği değeri vermek zorundayız.

İyi şeylerin mutlaka bedeli vardır. Eğer tavrınızı hak ve adaletten yana almışsanız karanlığa batmış onlarca cani ile mücadele etmek zorunda kalırsınız. Böyle bir durumda bütün haramzadeleri, vicdani duyarlılığını kaybetmiş insan müsveddelerini karşınızda bulursunuz.  Her taraftan sesler yükselmeye başlar… İşçisinin hakkını ihlal eden patron da, eşine şiddet uygulayan antisosyal koca da, ebeveynine karşı çıkan genç de halkına zulmeden devlet yöneticileri de sizi hedefine alır. Doğru yolda iseniz ve istikametten uzaklaşmamak için gayret gösteriyorsanız yolunu kaybetmiş biçareler sizi düşman belleyecek ve saflarına çekmeye çalışacaklardır. Ancak eğer inanıyorsanız ve iddianızda samimi iseniz geri adım atmayıp,  karşınıza çıkan engel ne olursa olsun yola devam etmelisiniz.

OLGUN İNSAN ELEŞTİRİYE AÇIK OLUR

Olgun insanlar eleştiriye açık olurlar, siz onların hatalarını söylediğinizde tepki göstermez, durumlarını yeniden analiz eder ve teşekkürlerini bildirirler. Cahil kişiler ise eleştiriye karşı son derece hassastırlar. Siz her ne kadar yapıcı davranmaya çalışsanız da onlar bunu bir tehdit olarak algılar ve tepkisel davranırlar. “İnsanlar konuşa konuşa anlaşırlar” söylemi bu insanlar için geçerli değildir. Zira siz olayı hangi yönden ele alırsanız alın bu kişiler sizi dinlemez, anlamak istemezler. Oysa bir insana yapabileceğiniz en büyük iyilik onu kötülükten alıkoymaktır. Fakat bunu onlara anlatamazsınız. O yüzden cahille karşılaştığınızda ifadelerinizi uygun bir üslupla aktarın, aldığınız tepkiler karşısında ise sessizliğinizi koruyun. Aksi takdirde tartışmanın kazanını hiçbir zaman siz olmayacaksınız…

MANEVİ YOKSULLUK

Yoksulluk insanın parasını, servetini, işini kaybetmesi değildir. Yoksulluk, yetim bir çocuğun başını okşamaktan kaçınmak, onu küçümsemek ve yok saymaktır. Yoksulluk özende hazırlanmış bir kitabı çöp konteynırına atmak, düşünceyi çöpe terk etmektir. Yoksulluk insanları görmezden gelmek, sevgiyi kalbe hapsetmektir. Yoksulluk servetin elden çıkması değildir, sevginin katledilmesi, tebessümün kaybolması ve kalplerin katılaşmasıdır. Yoksulluk kalbin secdeden uzaklaşması, gönlün şefkatten mahrum kalmasıdır. Yoksulluk erdemlerin rafa kaldırılması ve kötülüğün galip gelmesidir.

Yoksulluk insanın düşünme, üretme, hareket etme yeteneğinin kırılması miskinliğin zafer ilan etmesidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?