Reklamı Kapat

İlahi havamızı, gâvur nefesleri kirletemez

İstanbul dışına konferans için çıktığımda, “Eee hocam, ne var ne yok İstanbul’da?” diye sorarlar.

“İstanbul hava alanından bu şehre gelinceye kadar havanın hep sisli olduğunu gördüm.

Her yerde hava aynı idi.

Şehirler, rakımlarına göre derece farkı gösterse de bu ülkede üç aşağı beş yukarı aynı hava eser.

İstanbul’da on beş milyonun on dört buçuk milyonu Kur’an-ı Kerim’e iman eder ve onun için canından geçmeyi göze alır ama bazıları şeriata karşıdır.

Kabahati, şeriata karşı olanlarda aramayın.

Her Cuma namazı ve bayram namazları için gelen bu insanlara şeriatı tanıtamamışız.

Birileri kapkara bir karikatür çizmiş ve altına da “şeriat” yazmış ve o adamlar o karikatürdeki şeriata karşılar.

Ben de, o kâfirlerin tarif ettiği şeriata karşıyım.

“Şeriata karşıyım” diyenle ben beraberim.

Bu sözü söyleyenler, Kur’an’ın ve sünnetin tarif ettiği şeriata karşı değiller.

İçlerindeki karayı karikatür kelimeleriyle bize sürenler, her ne kadar manevi havamızı kirletmek, zehirlemek, insanların iman boğazını sıkmak için kara kalplerinde marsık yakarak kirli havalarını, en modern vantilatörlerle havamıza enjekte etseler de, gâvurun işkembesinden çıkan karanlık havalar, zehirli düşünceler, insanımızın kalbinde esen İlahi havaları bulandırsa da zehirleyemez, kirletemez, devamlı olamaz.

Çünkü zehirli inkâr fırtınaları, ölümlü insanların ürettiğidir, İlahi havalar ise, kalbimizi, kanımızı, tenimizi, canımızı yaratan ve milyarlarca hücremizi besleyen Hay ve Baki olan Allah celle celalühün kelamı olan ayetlerin hayata yansıyan havasıdır.

Karl Marx öldü. Komünist Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği yıkıldı. Binlerce komünist delikanlımız şu anda bulunduğu il, ilçe ve köyde Müslüman’ca yaşamaya devam ediyor.

Yetmiş yılda yetmiş milyon insanın ölümüne sebep oldu ve devrildi gitti.

Sıra kapitalist gâvurlarda.

Hükümetin veya muhalefetin bize yalan yanlış ulaşan haberleri üzerine konuşursak günahsız kalkamayız bu sohbetten.

Gelin, bu sohbetimizi şu ayetler üzerinden sürdürelim:

“Nice nebilerin yanında birçok Rıbbiyyûn (Rabbe kul olan âlimler) savaştılar da, Allah yolunda kendilerine isabet edenden dolayı ne gevşediler, ne yıldılar, ne de boyun eğdiler. Allah sabredenleri sever.

Onların dedikleri ancak şu idi: "Ey Rabbimiz, bizim günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı sabit kıl, kâfir topluluğa karşı bize yardım et.”

Nihayet, Allah onlara dünya nimetini ve âhiret sevabının güzelliğini verdi. Allah iyilik yapanları sever.

 (Al-i Imran süresi ayet 3/146-148).

Gelin, yaptıklarımızdaki eksik ve yanlışlarımıza,

Yapmamız gerektiği halde bilerek ve bilmeyerek yapmadıklarımıza tevbe edelim, af talebinde bulunalım ve hemen eksiklerimizi tamamlamaya çalışalım.

İsraftan kaçınalım.

Nefes israfından kaçınalım. Her nefesimiz tarlada, bağda, bahçede, karakolda, kışlada, fabrikada, yolda, masa başında, evde her hâl ve harekette Allah için olmasına dikkat edelim.

Zamanı kurşunlamaktan sakınalım.

Sohbette sonra “Asr” süresi okuyup dağılacağız. Evinize varınca Ankara’dakileri övmek veya sövmek verine “Asr” süresinin anlamını okuyalım, en değerli sermayemiz olan ömrümüzün bir saniyesini boşa geçirmemeye dikkat edelim” anlamında tatlı bir sohbet kaynattık.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?