Reklamı Kapat

Werter etkisi

Kötülüğün yayılması dinen hoş karşılanmamıştır. O yüzden büyüklerimiz şerri dillendirmekten kaçınır, hayır ve hasenattan konuşmaya özen gösterirlerdi. Fakat günümüzde yazılı ya da görsel medya kötülüğün her zerresini yayan ve bulaştıran bir araç olarak karşımıza çıkıyor. Magazin programları adı altında dedikodu ve gıybet sıradanlaşıyor ve insanların ilgi odağı haline geliyor. Düşünün dedikodunun haram olduğunu kabul eden bir toplumda dedikodu programları büyük ilgi görüyor ve bu programlar üzerinden fahiş gelirler elde ediliyor. 

İnsanların bilgiye ulaşmasını kolaylaştıran medya maksada uygun kullanılmadığında zina, cinayet, gasp, hırsızlık, madde kullanımı, şiddet ve intiharlar gibi vakaların yayılmasına ve suçun bulaşmasına sebebiyet veriyor. Son günlerde siyanürle intihar eden kişiler bunun en bariz örneği… Siyanür ve intihar… Fatih’te siyanürle intihar eden kardeşlerden önce bu iki kavramı yan yana pek duymamıştık. Bu olayın ardından intiharlar çorap söküğü gibi geldi ve aynı yöntemle hayatlarına son veren insanların hazin öyküleri ile karşılaşmaya başladık.

Psikiyatri literatürüne Werter etkisi olarak giren bir kavram var. Werter etkisi insan davranışının yayılması ve diğerleri tarafından taklit edilip öğrenilmesidir. Zira sadece olumlu davranışları değil olumsuz davranışları da taklit etme eğilimine sahibiz. Son yıllarda intihar vakalarının ekranlar üzerinden yayılması, acının aşikâr edilmesi intihar eğilimi olanları olumsuz yönde etkilemiştir. Siyanür ve intihar... Pek aşina olmadığımız şeydi. Ama artık biliniyor, intihar düşüncesi taşıyan kişiler destek almazlarsa bu yöntemi taklit etme tehlikesi ile yüz yüze kalacaklar. 

İntihar olaylarının yazılı ve görsel medya üzerinden tasvir edilmesi intihara meyilli olan kişileri özendiriyor. O nedenle birçok ülkede intihar haberleri ile ilgili yayınlar hukuki sınırlamalara tabi. Ülkemizde de bu konunun hassasiyeti dikkate alınmalı ve intihar haberlerinin özendirici şekilde aktarımına ve yayılmasına sınır getirilmelidir.

Toplumumuzda ekonomik sorunlar birincil sorun olarak karşımıza çıkıyor. İşsizlik had safhaya ulaştı, asgari ücretle çalışan insanlarımız en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyorlar. Ancak siyanürle hayatlarına son veren insanlarımızın ruhsal durumları, maruz kaldıkları yalnızlık ve izole olmuş yaşam biçimleri ve kültürel değerleriyle bağlarının zayıflaması da dikkate alınmalıdır. Neticede her yoksul intihar etmiyor, her ihtiyaç sahibi bu yola başvurmuyor. O nedenle yalnızlaşma, depresyon, çaresizlik, aile bağlarının kopuk olması da en az ekonomik sorunlar kadar üzerinde durulması gereken sorunlardır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?