Reklamı Kapat

Cinayet mi, intihar mı, cinnet mi?

Arka arkaya üç ailenin fertlerinin siyanür ile ölümlerinin ardından başlayan tartışma sürüyor. Daha uzunca bir süre de süreceğini söylemek yanlış olmasa gerek. İlk olay İstanbul’da Fatih’te dört kardeşin topluca ölümü ile gündeme geldi. Ne oluyor, dört kardeş nasıl oldu da birlikte öldüler? Diye sorarken ikinci olay Antalya’da yaşandı. Orada da anne, baba ve iki çocuktan oluşan bir aile İstanbul Fatih’te olduğu gibi yine siyanürle ölmüşlerdi. Ne oluyor, nereden çıktı siyanürle ölümler derken bu defa İstanbul Bakırköy’de tek çocuklu üç kişilik bir ailenin siyanürle öldükleri haberi geldi. Kısacası, İstanbul Fatih’te yaşanan olayın soruları devam ederken birbirini takip eden benzer olaylar toplumun her kesiminde konuşulmaya, tartışılmaya başlandı. Tartışma başlayınca elbette bu olayların neden ileri geldiği, özellikle de intihar mı, cinayet mi sorularının cevabı araştırılmaya başlandı.

Halbuki, intihar mı, cinayet mi tartışması olayın sonucu ile ilgiliydi. Esas üzerinde durulması erken husus bu insanlar niçin böyle bir noktaya gelmişlerdi, bu sorunun cevabı önem kazanıyordu. Kaldı ki, söz konusu üç olayda da hem intihar hem de cinayet olabilir. Eğer üç olaydaki insanlar topluca siyanür alarak ölmemişler, içlerinden biri önce diğerlerini zehirledikten sonra kendisi de almış ve ölmüş ise olaya iki boyutlu olarak bakmak gerekir. Ortada bir zehirleyen varsa o kişi cinayet işlemiştir. Sonunda kendisi de aynı zehri alarak ölmüş ise o da intihar etmiş olur. Ancak tüm bunlar sonuçla ilgili tahminlerdir. Esas olan insanların bu noktaya nasıl ve hangi sebeple gelmiş olmalarıdır. Çünkü sonuçta belli ki bu insanlar bir ümitsizlik çıkmazına sürüklenmişler, bu dünyada kalmanın anlamsızlığı duygusuna kapılmışlar ki, ister toplu ister içlerinden biri olayı gerçekleştirmiş olsun, sonunda üç aile hayattan kopmuştur. O zaman bu insanları böylesine bir cinnet haline sürükleyen ümitsizliğin sebebini tespit etmek, ona göre birtakım adımlar atmak gerekiyor. Hemen belirteyim ki, olay ister intihar ister cinayet olarak nitelendirilsin, bir cinnet hali söz konusudur.

Bu cinnet hali bir aile ile de sınırlı kalmamış, adeta birbirinin kopyası olaylar birbirini takip etmiştir. Yani cinnet halinin bir aile ile sınırlı olmadığı görülüyor. Fatih’teki ilk olayın ardından kardeşlerin ekonomik sıkıntıya düştükleri ve bu sebeple çaresizlik girdabına sürüklenerek bu dünyadan çekip gitmeye karar vermişler şeklinde değerlendirmeler yapıldı. Ancak nasıl bir yorum getirilirse getirilsin, kafalarda oluşan birtakım sorular cevapsız kalmaya devam etti. İkinci olayda da yine haberler ailenin reisinin ekonomik bir çıkmaza girdiği şeklindeydi. Eğer olayların sebebi ekonomik çıkmaz ise olayın üzerinde gerek yöneticiler, gerek sosyal yardım kurumları yeni stratejiler ve hareket tarzları geliştirmek gerekiyor. Fatih’te yaşanan ilk olayın ardından özellikle devletin sosyal devlet olma özelliğini hayata yansıtması gerektiğine dikkat çekmiş, bunun yanında sosyal yardım kuruluşlarının da ortaklaşa bir toplantı yaparak meseleye bir çözüm araştırmaları gerektiğini belirtmiştim. Günümüzde artık fertlerin milyonların içinde tek başlarına yaşadıklarını, tüm sorunlarına kendi başlarına çözüm aramak ve bulmaya mecbur oldukları, artık komşuluk dayanışmasının yok olduğunu hatırlatmıştım. Bu bakımdan bu intihar ya da cinayetleri bir cinnet halinin sonucudur. Bu bakımdan adını koymak için zaman geçirmek yerine olayın sebeplerine inmek, ona göre birtakım tedbirler geliştirmek gerekiyor. Bu arada insanlar şehirleşme sonucu bir taraftan yalnızlığa mahkûm olurken, komşuluk ve hemşeri dayanışması yok olup gitmiş, ne yazık ki, bu özelliklerin yeniden topluma kazandırılması zorlaşmış durumdadır. Bu bakımdan esas görev ülkeyi yönetenlere, ardından resmi sosyal yardımlaşma kurumları ile STK’lara düşüyor. Bir merkezi plan çerçevesinde el ele vermelidirler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?