Reklamı Kapat

Dostunu yakın tut, düşmanını daha yakın

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 13 Kasım Çarşamba günü gerçekleştirdiği ABD ziyareti ile ilgili tartışmalar hâlâ devam ediyor. Bu gidişle kısa sürede bitecek gibi de değil. Gidilmeliydi, gidilmemeliydi tartışmaları da artık geride kaldı. Ancak şurası çok açık; Amerika ile 1964-1980 arasında yaşanan krizin de ötesinde zor bir sürecin içindeyiz. O dönemde Kıbrıs meselesi ilişkilerde ana sorun idi. Bugün ise çeşitliliği artan krizler derinleştikçe derinleşiyor.

Bu iktidar döneminde Türkiye’yi zora sokan bir nokta var ki, o da dış politikanın çoğu zaman sadece içe mesaj verme kaygısı üzerine kurgulanmasıdır. Burada tabi ki dış politika ülke kamuoyundan bağımsız yürütülür gibi bir şey söylemek istemiyorum. Ancak insanları portakal bıçaklatan duygusal bir havaya soktuktan sonra, bu durumu günü kurtardığınız için bir başarı hikâyesine dönüştürmeye kalkarsanız, geleceğiniz yer bugünkü gibi çıkmazın merkezi olur. Bu algı oyunları Amerika ile yürütülen ilişkilerde de böyle oldu. Her ABD ziyareti sonrası veya herhangi bir toplantı için bir araya gelindiğinde Trump hakkında atılan pembe manşetler var ya, işte onlar gelinen sıkıntılı durumun yönetilememesi gibi bir süreci beraberinde getirmiştir. Trump ise gönderdiği mektuptan tutun, her görüşmede yazdığı senaryolara kadar üzerine düşen oyunu başarıyla oynayan bir aktör gibi zaman kazanarak yoluna devam ediyor. Son görüşmede de bunu net olarak önce kendi ülkesine sonra da bütün dünyaya göstermiş oldu. Ancak biz görebildik mi, emin değilim. Azledilme tehdidi ile karşı karşıya kalan Trump, kendisinin ipini çekmek isteyenleri memnun edecek adımları atmak için bu görüşmelerdeki konuları da fırsata çevirmekten geri durmuyor.

Geliniz şimdi basitçe Amerika ile yaşadığımız sorun başlıklarını bir kere daha hatırlayalım.

Mesela ABD, Barış Pınarı Harekâtı ile yapılan anlaşmaya uydu mu? Savunma Bakanı Akar’ın da teyit ettiği gibi hayır. Hadi uymadılar da, peki ne yaptılar? Daha da ileri adımlar atarak Suriye’deki SDG ile ilişkilerini petrol üzerinden duygusal(!) bir zemine bile taşıdılar. Bu arada S-400’lerle ilgili önce sessiz kalarak sanki kabullenmiş gibi yaptıktan sonra neden şimdi gündem yaptılar dersiniz? Bu Suriye’de olanlara karartma uygulamak için olabilir mi acaba?

Bir de F-35’ler var ki, o da ayrı bir konu zaten. Doğru-yanlış bir tarafa ortağı olduğumuz projeyi şimdi bize karşı tam bir tehdit aracına dönüştürdüler. Bakınız Amerika ile konuşulan başlık sayısı arttıkça diğer önemli sorunlar gündeme gelse bile eskisi kadar masada fazla yer tutamıyor. Mesela FETÖ konusunda bu durum çok net belli olmuyor mu? Eskisi kadar iade ve sair konularda ısrarcı olabiliyor muyuz? Bunların yanında Doğu Akdeniz konusu var ki, o zaten başlı başına büyük bir kriz olarak devam ediyor.

Dış politikada atılan yanlış adımların sonucunda bir bedel ödeyeceğimize dair kanaat yaygın bir hâl almaya başladı. Şimdi yapılmaya çalışılanlar ise bu bedelin olabildiğince az olmasına dönük girişimler olarak kabul ediliyor. Eğer bu durum zımnen de olsa kabul edilirse Türkiye’yi daha zor günler bekliyor demektir. “Dostunu yakın tut, düşmanını daha yakın” diye Sun Tzu’ya ait bir söz var, hatırlarsınız. Bizler bugün ülke olarak gelinen durum itibariyle kendimize yakın tutacak dost bulmakta zorlanıyoruz ama uzak olmayalım da şerlerinden emin olalım diye düşündüğümüz düşmanlarımız ele geçirdikleri fırsatlar üzerinden ocağımıza incir ağacı dikmenin hesaplarını yapıyorlar.

Sonuç itibariyle iyisiyle kötüsüyle tamamlanan 17 yılın ardından iktidara düşen bir şey kaldı. İki alan var ki, tehditler buralardan ete kemiğe bürünmüş durumda. Bunların birisi dış politika, diğeri ekonomidir. Bence iktidar “bütün toplumsal kesimlerin katkısını alacak”, ister adına “uzmanlar” deyin isterseniz “akiller” olarak tanımlayın fark etmez, insanları bir araya getirmelidir. Acilen özellikle bu başlıklara odaklanılmalıdır. Zaman artık ülke için, millet için ortak aklı kuşanmanın zamanı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?