Reklamı Kapat

Her istediğimizi aldık da neleri aldık?

Trump ve ABD heyetleri ile yapılan iki görüşmenin ardından da, “Her istediğimizi aldık” yaklaşımı medyaya yansıdı. İlk görüşmenin ardından yapılan açıklamalarda varılan mutabakat kamuoyu ile paylaşılmasına rağmen, çok geçmeden gördük ki, ABD’lilerin söyledikleri ile yaptıkları birbiri ile uyuşmuyor. Attıkları imza onları hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Son Erdoğan-Trump görüşmesinin ardından bir mutabakat imzalanmamış olsa da bu defa ABD basını, “Erdoğan her istediğini aldı” ağırlıklı haberler yayınlıyor. Kısacı sürekli olarak istediğimizi alıyoruz(!) ama durumda bir değişiklik yok. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçakta gelirken gazetecilere yaptığı açıklamalara baktığımızda istenenler genellikle karşıdan gelmiş ve bizim kabul edebileceğimiz şeyler değil. Söz gelimi, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Patriot sebebiyle S-400’ü bırakamam” diyor. Yani S-400’leri almaktan vazgeçmemiz, hatta paketlerini bile açmadan geri iade etmemiz istenmiş. Yine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya ile ilişkileri bir kenara bırakamam” dediğine Oval Ofis’teki görüşmede, “Türkiye’ye ABD’nin yanına dön çağrısı” yapıldığı da anlaşılıyor. Hemen belirteyim ki, gerek S-400 konusu gerek Rusya ile ilişkilerin bir kenara itilmesi isteği hem mantıklı değildir, hem de bağımsız bir ülkeden istenebilecek bir hareket tarzı değildir. Öyle anlaşılıyor ki, başta Trump olmak üzere ABD’li yöneticiler kendilerini dünyanın dediğim dedik pozlarında dolaşan ağası sanıyorlar. ABD basını Trump-Erdoğan görüşmesini yukarıda da belirttiğim gibi, “Erdoğan her istediğini aldı” yaklaşımı ile verdi. Ama bu haberlerin hiçbirinde neler istedik neler aldık sorularının cevabı yok. Anlaşılan o ki, gönül okşamaya çalışıyorlar. Hiçbir şey vermeden vermiş gibi bir hava estiriyorlar. Çünkü bu tavrın benzerlerini sıkça görüyoruz.

Hâlbuki çeşitli kaynaklardan sızan haberlerde çok farklı bilgiler var. Söz gelimi The New York Times gazetesinde yer alan bir haberde, “Beyaz Saray açıklaması anlaşma olmadığını gösteriyor” derken bir başka gazetede, “Sorunları çözemedikleri, Trump’ın S-400’lerden vazgeçilmesi için Sayın Erdoğan’a baskı yaptığı ama sonuç alınamadığı” haberi yer alıyor. Bu arada Alman gazetesi Handelsblatt ise görüşmeyi, Trump-Erdoğan görüşmesini, “Az içerik çok pohpohlama” diye nitelendirdi. Kısacası, öyle anlaşılıyor ki, karşılıklı hamleler yapılmış ama ciddi bir sonuç alınamamış. Kısacası dilimizdeki, “Dağ fare doğurdu” deyimini hatırlatıyor.

Elbette açıklanmayan mutabakatlar var ise işin o boyutunu bilemiyoruz, dışa yansıyan bilgilere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son ABD ziyaretinin bir tek elde edileni olmuştur. O da ABD Senatosu’ndaki sözde Ermeni soykırım tasarısının geri çekilmesi olmuştur. İyi bir gelişmedir ama geri çekme bu sözde soykırım iddialarının gündemden tamamen kalktığı anlamına gelmiyor. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyaretinin öncelikli konusu bu tasarı değildi. ABD’nin terör örgütü ile işbirliğini kesmesi, Suriye’de Türkiye’nin belirttiği güvenli bölgeden yandaşı teröristleri çekmesi gibi hususlardı. Bu konularda açıklanmış bir gelişme olmadığına göre, bu görüşmede sanki daha önce varılan mutabakat gibi her istediğimizi almış olacağız ama hiçbir şey almamış olmaktan kurtulamayacağız.

Bu arada Trump ile bir devlet adamı gibi görüşme ve sonuç almanın mümkün olmadığını, çünkü her konuyu tüccar mantığı ile ve daha çok maddi kâr elde etme hedefine yönelik hareket ettiğini unutmamak gerekiyor. Böyle olduğu için de parası karşılığı vermedikleri hava savunma sistemini Rusya’dan temin edince zıplamalarının tek sebebi gelecek paraların kaybedilmesi olduğunu unutmamak gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?