Reklamı Kapat

Artık final diyoruz!

Tarihi bir maçtan, tarihe yeni bir not düştük; tarihimizde ilk kez eleme grubunda bir maç kala finallere gitmeyi garantiledik.

Başta milli takım oyuncuları olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etmek isterim. Yüreğinize sağlık çocuklar. Gerçekten de yürekleriyle oynadılar. O yüzdendir ki, Merih maçın kırılma anında tam yerindeydi. Dönen topu bu kez de Mert çeldi. Dayanışma ve yoğunlaşma örneğiydi. Taktiğin, mantığın bittiği yerde sporcu kalbinin sesini dinler. 82. dakika da öyle bir andı.

Şenol hocanın, maçtan bir gün önce, “İki karşılaşmadan da 6 puan alarak finallere lider gitmek istiyoruz” konuşması tamamen bir stratejiydi. 0-0’da maçı tutması bunun göstergesiydi. Tabii İzlanda da çok iyi bir taktik takımıdır. 0-0 onun da işine geliyordu. Nitekim maçın son bölümlerinde riski alıp golü bularak karşılaşmadan galip ayrılmanın hesaplarını yapıyorlardı. Az kalsın planları tutuyordu da! Ondan sonra seyr eyle sen kıdemli kalemşorların kurşunlarını… Neyse ki vaziyet o taraflara uğramadı. Zaten tarihi puan ile finalleri garantilemenin sevincini doyasıya yaşamak gerek. Türkiye olarak böyle bir sonuca ve birlikteliğe şu günlerde çok ihtiyacımız vardı. Siyasi, ekonomi ve sosyal hayatta hiç de iç açıcı şeyler duymuyoruz!

Şenol Güneş’e ayrı bir paragraf açmak istiyorum. Gördük ki bizim uyarılarımızı dikkate almış. Bir önceki yazımızda maçın gidişatını kurgulamış hatta yıllar öncesinden bir örnek de vermiştim. Bu kez o hataya düşmedik. Kalecimiz ve savunmamız olması gereken yerlerdeydi. Artık Güneş de rahat rahat uyuyabilir. Tabii kendisinin de ifade ettiği gibi heyecan bitmez. Şimdi de finallere gidecek takım kadrosu ve oyun kurgusu ne olacak, nasıl olacak onu düşünüyor derdine düşecek. 2002’de hocamı takımla birlikte gitmesi gerekir diyerek savunanlar tarafındaydım. Bugün de öyle. Bu değişmez. O gün de söylemiştim, şimdilerde o söylediklerime Okay tercüman oldu. İzlanda maçından sonra Okay; “Şenol Hocamızla bir aile havası oluşturduk” dedi. Bu çok önemli bir ayrıntıdır. O gün Otto Rehagel, Terim diyenler şimdilerde de dünya markası isimleri zikrettiler. Futbolculara aile havası yaşatan ve finallere götüren isim kim ise milli takımın başında da o olmalıdır demiştim. Aynı cümleyi bugün için de söylüyorum. O günlerde kıdemli isimler, Şenol Güneş’in giyimi, konuşması, oyun tarzı ve felsefi konuşmalarına takılmıştı. Aynı isimler yine aynı tezlerini geçtiğimiz ay oynanan maçlardan sonra da savundu. Şimdilerde hocam giyim tarzını değiştirdi zaten de adamın giyiminden kime ne? Fakat hocam kadro seçimi, oyun ve konuşma tarzı ile onu eleştirenlere yine koz vermeye devam ediyor.

Maçtan sonra alkışlandı, tebrikler, teşekkürler, bu takımın oluşmasında çaba sarf edenlere teşekkürler vs bunlar çok güzeldi. Fakat “Mart’tan bu yana 9 ay oldu. 9 doğurduk ve sonunda çocuk oldu” cümlesini spot veya başlık olarak Milli Gazete Spor Sayfası’nda kullansaydı medya tava olurdu! Buna karşılık rakibin Teknik Direktörü Erik Hamren Türkiye için daha oturaklı cümleler konuştu: “Türkiye son dönemde bireysel iyi oyuncular çıkardı. Bireysel kalite takım olgusuyla Türkiye’yi yüksek bir noktaya çıkardı. Bence aradaki farkı bu yaptı. Tebrik ediyorum.” Bizim kıdemli, aksakallı kalemşorlarda hocamdan bu tarz bir konuşma bekliyor.

Haaa gerçi Hocamız filozoftur. Bu net. Çok tatlı felsefi konuşmaları vardır. Bu da anlayana! Anlamayanlar için son konuşmasında yaptığı felsefeden bahsedelim. Güneş: “Futbolcularımızı dış olumsuzluklardan korumak gerekiyor” dedi. Anlamı: Herkes kendi işine baksın. Futbolcular üzerinden siyaset yapılmasın, magazin sayfalarında fotoğrafları çıkmasın ve takımlarında huzursuzluk oluşturacak konulara futbolcular sevk etmeyelim demeye getiriyor. Hocam bu saatten sonra, bu tip konuşmalar yerine net söyle, tane tane adamın gözünün içine bakarak hem de. Felsefe yapma bence çünkü kimse anlamıyor. Artık bu konuşmaları yapmanın zamanı gelmiştir. Bataklığı kurutmak istiyor iseniz, futbolcuları dış etkenlerden korumak istiyor iseniz, uzun yıllar yaşayacak iyi bir alt yapı ve sistem bırakmak istiyor iseniz şimdi tam sırasıdır derim. Aksi takdirde, havuz hala kirli, bu kirlilik bana bulaşmasın, bataklıktaki sinekler benim kanımı emmesin diye, çayınızı veya kahvenizi yudumlayıp başarının güzelliklerini ve meyvelerini izlemek varken ayrılmak zorunda kalırsınız.

Özetle, milli takımı Şenol Güneş finallere götürmelidir. Yetkisi tam olmalıdır. Takım her türlü etken ortamlardan uzak tutulmalıdır. Buna futbolcuların ve yöneticilerin de dikkat etmesi gerekmektedir. Artık kurada çıkan takımlara ve finallerdeki taktiksel oyun ve oyunculara odaklanmalıdır. Hem Avrupa’da hem de dünyada yarı final oynadık. Çıta yüksek. Fransa maçları bize umut veriyor. Artık final diyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?