Reklamı Kapat

TYB Şiir Şöleni’nden farklı notlar...

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) 1992 yılından bu yana Türkçenin Uluslararası Şiir Şöleni düzenliyor. Bu yıl 13’üncüsü ifa edilmekte. Edirne’de dün başladı... 24 ülkeden 50 dolayında şair katılıyor. İlk neler gördüm? Anlatayım;

• Otelin 13. katındaki odamdan bu serhat şehrimize baktığımda uçsuz bucaksız bir Trakya Ovası’nı görüyorum.

• Mevsim sonbahar. Hatta sonbaharın da sonu; şurada ne kaldı Kasım’ın ayrılmasına. Ekinler çoktan biçilmiş, harmanlar kaldırılmış.

• Yer yer tarlalardan dumanlar yükseliyor; tahmin etmişsinizdir, anızlar yakılıyor. Gübre olmaları için. Yine de dikkatli olmakta yarar var!

• Çiftçinin biri gelecek yıla hazırlık yapıyor. Toprağın altını üstüne getiriyor, traktörüyle. Herk mi diyorduk, Anadolu’da!

• Bir tarlada 5-6 tane irice kuzunun huysuzluklarını dikkatlice izliyor kocaman bir kangal. O koca kangal, kuzuların gözlerine bakıyor adeta. Aslında elbette kuzuların şahsında sahibinin... Bir döngüdür gidiyor.

• Hava, tıpkı Ankara’daki Saadet Kongresi’nde olduğu gibi ne sıcak ne soğuk. Orta halli. Hafif bir esinti var. Ay ‘ondört’lemiş haliyle, tepsi gibi...

• Kaldığımız otelin bahçesinde turlarken orta boy, bir dal ayçiçeği sarı başlığıyla mevsime meydan okurcasına salınıyor. Yüzünü Yunanistan yönüne dönmüş. En son güneş o taraftan batmıştı, sahi...

• Bu çerçevede ben de serhat şehrimiz Edirne’deyim... Farklı şehirlerden, farklı ülkelerden katılımcılar iştirak ediyor ve hepsinin farklı öyküleri var. Dilimin ve kalemimin döndüğü nispette sizleri de bu ortamdan, yaşananlardan haberdar edeceğim.

• En son ne zaman gelmiştim Edirne’ye? Aralık 2016 idi yanılmıyorsam. Milli Gazete Gecesi’ne... Programa, İstanbul’dan Gazetemiz İmtiyaz Sahibi ve Genel Müdürümüz Ömer Yüksel Özek, Milli Gazete Genel Yayın Yönetmenimiz Mustafa Kurdaş, Milli Gazete yazarları olarak bizler iştirak etmiştik. Muhteşemdi...

• Edirne denilince ilk akla gelen isimlerdendir; Mustafa İriş. Her daim hazır, her daim canlı, her daim planlı programlı, disiplinli bir işadamı Mustafa İriş bey, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı. Edirne’de çok sevilen, tanınan ve saygı duyulan bir isim… Şehrin neredeyse gizli belediye başkanı gibi; tanımayanı yok.

• Dün, Saadet Partisi Edirne İl Başkanı Ali Demirkıran, Kadir İriş ve bir heyetle birlikte Şiir Şöleni’ni ziyaret ettiler.

• Program ağırlıklı olarak Trakya Üniversitesi Konservatuar Salonu’nda gerçekleştiriliyor. Trakya Üniversitesi zaten ev sahibi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve TİKA destek veriyor.

• Türkçenin Uluslararası Şiir Şöleni’nin Daimi Heyet Başkanı D. Mehmet Doğan. Organizasyonda D. Mehmet Doğan’dan hemen sonra gelen isim de Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan.

• Çok sayıda ismin programda farklı konumlarda görevlendirildiğini de söyleyelim. Bunlardan birisi de benim ortaokullu yıllarımdan bu yana tanıdığım gazeteci-yazar-şair Halil İbrahim Özdemir.

• Programın açılışında Türkçenin Uluslararası Şiir Şöleni’nin geçmiş 27 yılını anlatan sinevizyon anlamlıydı...

• TYB Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan, geniş bir şiir vizyonu ortaya koydu. TYB Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Türkçenin 13. Uluslararası Şiir Şöleni’ni, Edirne’yi sanatıyla işleyen koca Mimar Sinan’a ithaf ettiklerini ifade etti. “Bu kez niçin Edirne?” sorusu da cevabını bulmuş oldu.

• Edirne’ye gelirken araçta tanıştığım eğitimci-şair Adem Turan, vaktiyle Milli Medya’ya destek veren isimlerden; Yeni Devir’e önemli katkıları olmuş. Oldukça çarpıcı bir çalışmasından bahsetti. Söz, anlatacağım...

GÜMÜLCİNE; BİR OSMANLI KASABASI!

TYB’nin bu yılki Uluslararası Türkçe Şiir Şöleni’nin en ayırt edici özelliklerinden birisi hatta en önemlisi, -Edirne merkez olmak kaydı ile- bir ayağının Yunanistan’da diğer ayağının Bulgaristan’da olması.

Elbette Şiir Şöleni’nin 3 günü de dolu dolu. Ama benim programda en fazla dikkatimi çeken bu ikisi oldu; Gümülcine ve Kırcaali ayakları...

Dün öğleden sonra, Gümülcine’ye hareket ettik. “Yahya Kemal Şiir Faslı” ve “Hayâlî Bey Şiir Faslı” Gümülcine’de icra edildi.

Peki, Gümülcine nasıl bir yer?

Gümülcine esasen, Yunanistan’ın Trakya kesiminde eski bir Osmanlı kasabası.

Türkiye-Yunanistan sınırının 98 km. batısında. Selanik-İstanbul demiryolunun geçtiği geniş ovada kurulmuş yaklaşık 40.000 nüfuslu bir yerleşim merkezi.

Birçok camii, kalabalık Türk nüfusu ve Pomak azınlığı ile Gümülcine, Batı Trakya Müslümanlarının dinî ve kültürel merkezi konumunda. Müftülük merkezi olmasının yanı sıra burada birçok Türk okulu da bulunmakta.

Gümülcine, 1371’den 1912’ye kadar kesintisiz olarak Osmanlı idaresi altında kaldı. 1344’te Aydınoğlu Umur Bey tarafından zapt edilen şehir bu tarihten itibaren Gümülcine adıyla anıldı.

İlk Osmanlı kroniklerinde, Gümülcine’nin Osmanlı hâkimiyetine girişiyle ilgili olarak Gazi Evrenos Bey’in 762 (1361) yılı civarındaki akın faaliyetleri gösterilir; bazı kaynaklarda ise 1363 tarihi verilir. Yunan ilim adamları 1361 tarihini kabul etmektedirler.

Evrenos Bey, 1371’den 1383’e kadar burayı uç merkezi üssü olarak kullandı. Gümülcine’de kaldığı dönemde İslâmî hayatın başlangıcını simgeleyen birçok bina yaptırdı. Bunlar arasında imaret, kubbeli bir cami ve çifte hamam vardı. Günümüzde Evrenos Bey İmareti ve Eskicami hâlâ ayaktadır. Her ikisi de Balkanlar’daki en eski Türk yapılarından.

Osmanlı fethinden sonra boş durumda bulunan arazilere Anadolu’dan getirilen Türk kolonileri yerleştirildi. Nitekim XIX. yüzyılın sonlarına ait salnamelerdeki listelere bakıldığında, Gümülcine’nin birçok köyünün Türkçe ad taşıdığı ve bundan da Türk kolonilerinin yerleştirildiği sırada müstahkem yerler dışındaki kır kesiminin boş olduğu anlaşılmakta.

8 İMAM, 2 MÜEZZİN, 5 TEKKENİŞİN!

1454 tarihli Tahrir Defteri’nde Gümülcine’de sekiz imam, iki müezzin, beş tekkenişin ve ahî teşkilâtında görevli bir kişinin adlarının bulunması, fetihten hemen sonra İslâmî hayatın kurulduğunu göstermektedir.

XVI. yüzyılın ilk yarısında Gümülcine’nin Müslüman ve Hıristiyan nüfusunda azalma oldu. 1519’da burada 303 Müslüman ve kırk üç Hıristiyan hanede yaklaşık 1400-1500 kişi bulunmakta, ayrıca bu tarihte şehirde on dokuz hane Yahudi yaşamaktaydı. Evliya Çelebi’nin verdiği bilgiye göre bunların hepsi kalede oturmaktaydı.

Günümüzde mi; eski Osmanlı görünümü sadece çarşı semtinde muhafaza edilmekte, Gümülcine’de...

***

(Not: Türkçenin 13. Uluslararası Şiir Şöleni’nden farklı notlara devam edeceğim. Bulgaristan-Kırcaali’de neler oldu? Ve heybemdeki diğer notlar... Gelecek yazıda... Ayrılmayın lütfen...)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?