Reklamı Kapat

Densiz Trump’ın mektubu

Tarihin en sallapati, en densiz, en hadsiz, sabah başka akşam başka telden konuşan, bir beyanatında Türkiye ile ilişkilerinin çok iyi olduğundan dem vuran, diğer bir beyanatında ise Türkiye’ye ekonomik yaptırımlar uygulayacağını açıklayan ABD Başkanı Donald Trump’ı ibretle ve hayretle izleyip, daha başka ne inciler döktüreceğini merakla beklemekteyiz.

Barış Pınarı Harekâtı başlamadan hemen evvel Donald Trump’ın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanı’na ağır hakaretlerde bulunduğu bir mektup basına sızıverdi. Trump, devletler arası diplomasi saygınlığına uymayan bir üslupta ve çalakalem yazıldığı belli olan bu mektupta, “İyi bir anlaşmaya varalım! Binlerce insanın katledilmesinden sorumlu olmak istemezsiniz ve ben de Türk ekonomisini mahvetmekten sorumlu olmak istemem; ki bunu yaparım. Rahip Brunson sırasında size zaten bunun küçük bir örneğini gösterdim. Bazı sorunlarınızı çözmek için çok çalıştım. Dünyayı hayal kırıklığına uğratmayın. Bu işi doğru ve insancıl bir şekilde hallederseniz, tarih sizi iyi hatırlayacaktır. İyi şeyler yaşanmazsa, tarih sizi sonsuza dek bir şeytan olarak hatırlar. Sert adam olma. Aptallık etme! Seni daha sonra arayacağım…” demişti.

Bu hadsiz, densiz mektup basında yer aldıktan sonra hükümet yetkilileri, “Biz Barış Pınarı Harekâtı’na başlayarak bu mektubu çöpe attığımızı gösterdik” türünden beyanatlar verdiler. Oysa, diplomaside devletler arası yazışmalar çöpe atılmaz… Devletlerarası saygı üslubu korunarak, ama onların suratına şamar olacak ifadeler kullanılarak karşı tarafa iade edilir… Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de yapması gereken, bu mektuba, bu hadsizliği, densizliği suratlarına vuracak, çarpacak nitelikte bir mektupla karşılık vermesiydi.

Dış politikasını Siyonist Amerika’nın kuyruğuna takılarak belirleyen, dünyanın jandarması ABD’nin Ortadoğu’da kendisine biçtiği rolü oynayan, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’un eş başkanlığı görevini de layıkıyla yerine getiren AKP hükümetinden bu hadsiz mektuba, “Dirayet, feraset ve basiret” gerektiren bir karşı duruş beklemekteydik. Ama bu fırsat kaçırıldı…

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Amerika’da Trump’la görüşmesi nasıl sunulursa sunulsun, bize göre bu buluşma Amerika’nın kendisini dev aynasında görerek herkese ayar vermeye çalışabileceği bu nezaketsiz tavrın ve mektubun gölgesinde kalmaya mahkûm olacaktır.

Bana göre bugünlerde Ömer Seyfettin’in Pembe İncili Kaftan hikâyesini yeniden okumakta yarar var. Laftan, sözden anlamayan kral için padişah elçi çıkarmaya karar verir. Bunun için uygun bir adam aranır, bulunur… Kahramanımız her şeyini satarak o günlerin Pembe İncili Kaftanı’nı alır, üstüne giyer ve o ülkeye ulaşır, kralın huzuruna çıkar… Kendisine oturacak bir yer bile göstermezler… Kahramanımız da sırtındaki Pembe İncili Kaftan’ı yere sererek oturur ve padişahından aldığı tüm mesajları sert bir edayla ve üslupla krala aktarır. Kral, elçinin vakarı karşısında şok olmuştur… Kahramanımız sözleri bittikten sonra da arkasına bile bakmadan, Pembe İncili Kaftan’ını almadan oradan ayrılır. Kralın halayıkları dillere destan ve bir bakanın bir daha bakmak istediği Pembe İncili Kaftan’ı, kapıdan çıkmak üzere olan kahramanımıza yetiştirirler… “Galiba unuttunuz” derler. Kahramanımız da, “Hayır, bilakis bıraktım” der… “Çünkü bir Türk üzerine oturduğu şeyi, bir daha sırtına almaz…” Ne dersiniz?

Bu vakarı, bu duruşu, bu tavrı, bu asaleti Trump denilen densizin huzurunda aynen uygulayacak babayiğitlerimiz sadece hikâyelerde mi kaldı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?