Reklamı Kapat

Ahmet Hakan nereye “döndü”

Geçen hafta bir haber düştü. Ahmet Hakan Bey Hürriyet’in dümenine geçmiş. Şöyle bir zihnimi yokladım eskiye dair neler var aklımda diye. Neydi o günler bütün evlerde bir dedikodu herkesin merak ettiği bir soru Ahmet Hakan neden döndü? Tabi sorudaki “dönme” kavramı aslında bir hakaret ve soruyu soranların bir tepkisini ifade ediyor. Ne demek Allah için açılan, Allah için kapanan, Allah için izlenen, izlenince Allah’a kavuşturmaya vesile olan “bir kanalı” bırakıp Hürriyet’e gitmek. Bu eylem gitmek olamazdı zaten olsa olsa “dönmek” olurdu. Peki, nerden nereye dönmek? Yıllardır teşkilatta çalışmış amcama göre “dinden dönmek”, görmüş geçirmiş ağabeyime göre “yüzünü paraya dönmek”, genç kardeşime göre “davaya sırtını dönmek”.

Sonraki süreçlerde bu dönme fiilinin üzerinden zaman geçince bu sefer bizim mahalle Ahmet Hakan Bey’in itibarı kullanmak için sıraya girdi. Bizim mahallede yeni açılan gazeteler ve dergiler onun üzerinden reklâm yapmak için ilk aylarda onunla röportaj yapmak istedi. Fakat Ahmet Hakan dengeyi korumayı başardı ve çok basit ve derin bir tanımlama ile “bir tarafın ya da bir düşüncenin değil tarafsız bir gazeteci olmayı tercih ettim” dedi. Tabi bizim hızlı ağabeylerimiz “bi taraf olan bertaraf olur” cümlesini hemencecik yapıştırdı ama hakikat karşısında retorik en fazla on dakika dayanabilir ilkesinden hareketle onlarda susmak zorunda kaldı. 

Sonra Ahmet Hakan Bey aslında İslam devleti idealinin reel olmadığını zira bir devletin dinden daha çok adalete, liyakat ve sadakate ihtiyacı olduğunu iddia ederek İslam devleti meselesini bir nevi ütopya olarak ilan etti. Tabi konu derin ve felsefi olduğu için bizim mahallenin ağır ağabeyleri meseleyi anlayamadı bir iki ayet ve hadisle Ahmet Hakan Bey’i küfre doğru itmeye kalktı. Sonrasında kendi dediklerine kendileri de inanamayıp İslam devletini fikri olarak değerlendiremedikleri ve temellendiremedikleri için bizim mahalle susmak zorunda kaldı.

Gel zaman git zaman Ahmet Hakan Bey bizim mahallenin somut düşmanı büyük adamların yatlarında katlarında görülünce “aha da demiştik bu adam döndü” dese de bizim ağabeyler aslında Ahmet Hakan Bey’e bir imrenme ve doğru olanı yaptı demeden de geri duramadılar.

Sonra bir baktık ki Ahmet Hakan Bey süreç içerisinde var olmayı, sürekliliği sağlayabildi ve nihayetinde amiral gemisinin dümenine geçti. Yani gemi eski gemi mi? Bilinmez. Zira su almışa benziyor. Ancak öyle ya da böyle şuanda oturduğu koltuk gerçekten medyanın dönüşümüne dair esaslı bir sembolü ifade ediyor. Yani bir düşünün bundan on yıl on beş yıl önce Hürriyet gazetesinin başına “Bizim Ahmet Hakan Hocam” geçecek deseydiniz size gülmez kahkaha atarlardı. Ancak şuanda geçmesine kimse ses çıkarmıyor. Oysa Ahmet Hakan Bey şu anda oturduğu koltukla savaşa savaşa Ahmet Hakan oldu. Bazılarına göre karşı mahalle hakikaten kaybetti. Yine o bazılarına göre en azından kaybetmişe benziyor.

İslami camia yıllardır hatta onlarca yıllardır medya işi yapıyor. Çok değerli yayınlar yapıldı ve çok değerli insanlar yazılar yazdılar. Bu muhakkak, ancak gazetecilik bizde önemli bir meslek olarak kabul edilmediği için olsa gerek bir türlü işte bu dediğimiz gazetecilerimiz olmadı. Belki de olanı olduğu gibi aktarmak bazen bizlerin kabul edemeyeceği sonuçlar doğuracağını düşünmekten ne dünya çapında bir yayınımız nede dünya çapında bir gazetemiz oldu. Bu eleştiriden sakın ola Ahmet Hakan Bey dünya çapında olanlardan diye anlaşılmasın. Kanaatime göre Ahmet Hakan Bey çok net bir şey yaptı kendi gerçeğin peşine düştü. Zihninde ki bütün kalıpları kendi akl-ı selimi ile yıktı ve dedi ki “yahu O, Bu Şu değil ben ne düşünüyorum?” Bu soru insana kendi yolunu çizme imkânı sunabilir. İnsanı yolsuzda yapabilir ancak bu sorunun sorulması kendinde değerdir.

“Karşı mahalle kaybetti ya da en azından kaybetmişe benziyor” cümlesini açmamız lazım. Ben bu kaybedişin bir yanılsama olduğunu düşünenlerdenim. Çünkü kültürel üstünlük ve bilimsel üstünlük hala bizim mahalleye geçmedi. Yakın gelecekte de geçmeyeceğe benziyor. Evet, karşı mahalle siyasi olarak üstünlüklerini kaybettiler. Gerçi geri alma süreci başladı ilk seçimde sanırım bu üstünlüğü tekrar alacaklar. Efendim maddi üstünlüğü de kaybettiler. Ancak siyasi üstünlük geri alındığında medya patronları ister istemez dümen kıracaklar. Yani mesele para olunca kim takar mahalleyi.

İşin kötü yanı sanırım Ahmet Hakan Bey’in ya da o tür koltuklarda oturan kişilerin geleceğinin siyasi sonuçlara bağlı olma ihtimali. Yani muarızlarına göre şimdiden Ahmet Hakan Bey iktidarın güç kaybetmemesi için duaya başlamıştır. Bana göre ise, dümende durabildiği süre zarfından “dönüşünün” sathi değil derin olduğunu ve gazetecilik yapmak istediğini ispat imkânını buldu ve bunu kullanacak en azından kullansa iyi olur.

Ahmet Hakan Bey üzerine tez yapılacak bir fenomen artık. Tez başlığını veriyorum “Siyasi ve Fikri Kamplaşmalar Bağlamında Mahalleler Arası Etkileşim ve Ahmet Hakan Örneği”. On numara bir yüksek lisan tezi olur. Bu konuda ciddiyim. Yani bu dönüşüm aynı zamanda bizim siyasi ve fikri dönüşümlerimizi de takip imkânı sunar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İdris Cevahir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

02

serhat cemen - mithiş bir vurgu olmuş Siyasi ve Fikri Kamplaşmalar Bağlamında Mahalleler Arası Etkileşim ve Ahmet Hakan Örneği

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 14 Kasım 16:20
01

Omer A. - Süper bir yazi. Kültürel üstünlük ya da kemalizmin dönüştürücü gücü. Iyi bir tartışma konusu açmış oldunuz. Yalniz öteki mahalle terimi kaybolması da açılmalı

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 14 Kasım 10:58

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?