Reklamı Kapat

Ekmek aslanın ağzında mı?

Yeter ki gönüller bir olsun, paranın hiç önemi yok söylemi, elzem ihtiyaçlarını karşılayabilen kişilerin gönüllerinden dökülmüştü ancak bugün geçerliliğini kaybetti. Zira insanoğlu yaşamını maddi ve manevi ihtiyaçlar ekseninde sürdürüyor. Bu ihtiyaçların vaktinde giderilememesi onun yaşamını bütünüyle etkiliyor. Nitekim Resulullah şöyle buyurmuştur: “Şu üç şey Âdemoğlunun saadetindendir; saliha bir hanım, geniş ev, rahat binek” (Müsned, 1/168).

İslam ailenin geçimi için rızk peşinde koşan kişiyi övmüş ve bunu bir ibadet olarak değerlendirmiştir. Zira Müslüman ihtiyaçlarını karşıladığı sürece verimli çalışabilir, hayır hasenat yapabilir, tebliğ çalışmalarına vakit ayırabilir ve daha verimli olur. İhtiyaçlar insanın enerjisini sömürerek hizmet potansiyelini zayıflatır. O nedenle asgari ihtiyaçlarımızın karşılanıyor olması gerekir. Fakat ne yazık ki siyasi aktörlerimizin iddia ettiği gibi ülkemizin ekonomik seviyesi yükselmiyor aksine yoksullukta tavana doğru yükseliyoruz. İnsanlar artık temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyor, yüksek tahsil yapmış genç bireyler işsiz, bu çocuklar ekonomik sorunları nedeniyle yuva kuramıyor ve ister istemez karamsarlığa kapılıyorlar.

Geçtiğimiz yıl internet bankası internet sitesi ülkemizdeki genç işsizlik oranının dünya ortalamalarının üzerinde olduğunu yazmıştı bugün bu tablonun daha da vahim durumda olduğunu görebilirsiniz. Başta da dediğim gibi bir parça ekmeğin bir kuru soğanın olsun yeter ki huzurun yerinde olsun sözü artık geçerliliğini kaybediyor. Zira asgari ücretle geçimini sürdürmeye çalışan fertler evin kirasını, faturaları, mutfak masraflarını ve çocukların okul ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekiyor. Bu kişiler çıkmaza, çözümsüzlüğe ve çaresizliğe düşüyor. Çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamayan baba depresif sorunlarla yüz yüze geliyor ve aile saadeti bitiyor.

Yüksek tahsil yapmış genç bireyler iş bulamıyor, ihtiyaçlarını karşılayamıyor ve kendilerini yetersiz hissetmeye başlıyorlar. Son yapılan araştırmalar, üniversiteyi bitirdikten sonra işsiz kalan gençlerde ruhsal sorunların, suça eğilimin ve sosyal uyum sorunlarının arttığını gösteriyor. Gazetelerin üçüncü sayfalarına göz attığınızda şiddete ya da suça bulaşan kişilerin çoğunun işinden çıkarılmış ya da iş bulamamış gençlerden oluştuğunu görürsünüz. İşsiz kalan gençlerin çoğu bir süre sonra suça eğilim göstermeye başlıyorlar.

Yapılan araştırmalarda işsiz kalan gençlerin, kendilerini değersiz gördükleri ve bu çocuklarda depresyon, kaygı bozukluğu gibi sorunların ortaya çıktığı görülmüştür. Yaşamlarını zor şartlar altında idame ettirmeye çalışan gençler aile ve çevrenin baskıları ile yüz yüze geliyorlar ve umutları tükenen çocuklar sosyal patlamaya hazır hale geliyorlar. Üniversite sonrası işe atılan gençlerin ise, güven duyguları yükseliyor, çalışma hayatı bu çocukları zihinsel ve fiziksel olarak zinde tutuyor.

İşsizlik sorunu öncelikli olarak ele alınması gereken bir sorundur. Zira sağlıklı bir toplumun inşası maddi ancak manevi yükselme ile mümkün olabilir. Aksi takdirde geleceğe umutla bakma şansımız olmayacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?