Reklamı Kapat

Çok sesli ölümler duyulmuyor mu?

Bismillahirrahmanirrahim;

Yaşananları birlikte izliyoruz. Ülkemizde intihar, cinnet, toplumsal facia olaylarının sonu gelmiyor. İnsanlar akşam bin bir türlü problemle giriyor evine. Gürültünün şiddeti fazla olmasına rağmen büyük bir ilgisizlik var. Hani insan çok küçük ve çok büyük frekanslı sesleri duyamaz ya! Çok sesli ölümleri de hissedebilenlerin sayısı o kadar az ki!

Geçtiğimiz hafta 4’er kişilik 2 ayrı aile “yoksulluk” gerekçesiyle yok oldu. İstanbul’un göbeği, Fatih Molla Gürani semtinde Cüneyt (48), Oya (54), Yaşar (56) ve Kamuran Yetişkin (60) isimli 4 bekâr kardeş birlikte yaşıyorlardı. Annelerinin ölümünden sonra diğer kardeşlerin ekonomik sorumluluğu müzik öğretmeni Oya’ya kalmıştı. Birikmiş elektrik faturaları ve diğer borçlarıyla birlikte maaşına haciz kondu. 6 Kasım’da hepsi evde ölü bulundu. Siyanürle intihar haberleri dolaştı.

Benzeri haber 3 gün sonra Antalya’dan geldi. Konyaaltı’nda yaşayan Selim (36), Sultan (38), Ceren (9) ve Ali Çınar Şimşek (5) isimli 4 kişilik aile de evlerinde ölü bulundu. Ailenin pek çok yere borçlandığı yazıldı. Yine çaresizlik, yine siyanür, toplu intihar… Cahillik, yoksulluk, tazyik edici sebepler ürünü daha nice sosyal facialar...

Olayların öznesi ailelerin hayat tarzını değil; konunun toplumsal çözülme ve sosyal sorumluluk boyutunu ele alalım. Hepimiz çevremizle bir arada yaşıyoruz. Birbirimize karşı sorumluluklarımız var. Mevlâna’ya bir intihar haberi ulaştığında sormuştu: “Orada hiç Müslüman yok muymuş?”

DOĞUŞTAN GELEN HAKLAR

Allah, yarattığı her kuluna, insan olmaları itibariyle 5 temel hak verir. Serbest iradesiyle imtihan etmek için. Her insanın doğuştan getirdiği haklar şunlar: 1. Canın korunması hakkı, 2. İstediği dini (inancı) seçmesi hakkı, 3. Neslinin (ırz ve namusunun) korunması hakkı, 4. Aklının korunması hakkı, 5. Mal edinme (mülkiyet) hakkı.

Bu haklar, yönetimlerin insanlara lütfu değil; sonuçlarına katlanmak şartıyla Allah’ın her insana tanıdığı haktır. Meselâ dünyada istediği dini (hayat tarzını) seçebilir, ama âhirette ancak Allah’ın gönderdiği hak din (İslâm) üzere hayatını dolduranlar merhamete uğrarlar.

Efendimiz (s.a.v.) Medine’ye hicretinde, orada yaşayan Beni Kaynuka, Beni Kureyza, Beni Nadir Yahudileri, kendilerine tanınan bu hakları öğrenince Müslümanlarla barış içinde birlikte yaşamak amacıyla Medine Sözleşmesi’ni imzaladılar.

Toplum olarak bir arada ve barış içinde yaşayabilmek için her insana bu hakların Rabbimizce verildiğini bilmek durumundayız. Suç işleyenleri, kamu düzenini bozanları ise ancak âdil mahkemeler cezalandırır. Değilse, kaos oluşur. Huzur ve barış bozulur.

Allah, insanlar için sonsuz nimetler bağışlamış. Bunlar âdil paylaşılırsa toplum düzeni sağlıklı işler. Kamu hizmetlerinde ehliyet ve liyakat aranmalıdır. Torpil, israf, rüşvet âdil paylaşımı önler. Açlık ve yoksulluk yaşanır. Her insan karşısındakinin hukukunu gözetmeli; devlet yönetiminde de “adalet” hâkim olmalıdır. Mekanizmanın düzenli ve âdil işlemesinden hepimiz sorumluyuz.

İNSAN İNSANA EMANET

Allah'ın indirdiklerinin yürürlükte olduğu bir toplumda her insan kontrol ve himaye altındadır. Cesedi koktuğu için kapısının kırılarak kendisine ulaşıldığı duruma düşmez. Gördüklerimiz İslâm’ın her alanda “yaşanılır” olmaması sebebiyledir. İslâm’da insan insana emanettir.

Rabbimiz 9 sınıf insanı birbirine emanet eder; onlara ihsanda bulunmalarını emreder. Nisa Suresi 36. ayet, “Allah’a ibadet edin” emrinden sonra, “O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın” buyruğunu bildirir; himaye etmemiz istenen 9 sınıfı sayar: 1. Anne-baba, 2. Akrabalar, 3. Yetimler, 4. Yoksullar, 5. Yakın komşular, 6. Uzak komşular, 7. Yakın arkadaşlar, 8. Yolcular, 9. Ellerimiz altında bulunanlar (köle, cariye, hizmetçi ve benzerleri). Ayet şöyle biter: “Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.”

Dikkatinizi çekiyorum: Çevremizdeki insanlara karşı ferdî ve toplumsal görevlerimizi yapsak, sahipsiz tek insan kalır mı? Müslümanlık bütün insanlığın sigortası… Buyruklarına uyulursa, hayat yaşanmaya değer hale gelir. Herkes kendini emniyette hisseder. Gelecek kaygısına düşmez. Beşerî çözümlerle insan mutluluğa ulaşamıyor. Çünkü “İslâmsız saadet olmaz.”

İslâm kurumsal temsil edilmezse insanlık huzur ve barışa hasret kalır. Hint ulemasından Hasan en-Nedvî’nin eseri bunun ispatı: Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti? İslâm gayrimüslimlerin de sigortası.

Yaşanan facialar akademik tezlere konu olabilecek türden. Problemler sağlıksız toplum yapımızın tezahürü. Tehlikeyi fark edenler geleceğe dair sonuç alıcı çözümler sunmalı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Can Dere - Yok, inanmıyorum ekonomimiz uçuyor hocam! Şu an gökkubbenin sınırında. Buradan çıkış olsa-ki yok-1.kat sema denizinden çıkıp, 2, 3, 4, 5, 6 ve nihayet 7. kat sema denizini geçip Arş-ı Ala'ya çıkı ak.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 12 Kasım 10:32

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?