Reklamı Kapat

Elhamra Sarayı’nı Yaptırmak mı, Tarık bin Ziyad’lar Yetiştirmek mi... İtibar Neyle Olur?

Genç mimar kardeşim, Mahmut Ayaz, zaman zaman seyahatlere çıkarak ülkelerdeki enteresan mimârî yapıları inceler. Son olarak Elhamra Sarayı'nı gezmiş. Sarayın birçok bölümlerinin resimlerini göndermiş. O resimleri görünce, yaram depreşti, yine derinden derine bir “ah!” çektim. Bugün adına “İspanya” denilen ülke, tam 781 yıl İslâm hâkimiyetinde kalan bir belde. 711’de Tarık bin Ziyad 12 bin kişilik mücâhid ordusuyla İspanya’ya ayak basmış. Geldikleri gemileri yaktırarak, mücâhidlere bir tek hedef göstermiş, ya Allah’ın mülkü olan bu toprakları fethedip İslâm’ı hâkim kılacaklar ya da şehit olacaklar… Ortada ne süslü saraylar, ne köşkler varmış. İşte bu şuûrdaki mücahidler ordusu İspanya’da şehirleri birer birer fethetmişler.

Tarihe Endülüs Emevî Devleti diye geçen devletin en ihtişamlı zamanlarında, cihada, ilme, birlik ve beraberliğin tesisine ehemmiyet verildiğini görüyoruz. Gitgide bu insicam, bu âhenk kaybolmuş; 1031-1090 yılları arasında neredeyse her şehir bağımsızlığını ilan etmiş; 30’a yakın devletçik ortaya çıkmıştı. Elhamra gibi bugün bile görenlerin hayranlıkla gezdiği saray inşa edildiğinde, halifelik” kaldırılmış, yerine “Şûra meclisi” konulmuş, birlik ve beraberlik kaybolmuştu. Her devletçik ayrı baş çekiyordu. (Günümüzdeki tabloya ne kadar da benziyor değil mi?)

Endülüs’te idarecilerin ve halkın cihadı unutup rahatlarına ve keyiflerine düşkün hale gelmelerinin ve itibarı lüks binalarda, şatafatlı hayatta aramalarının neticesi ne oldu? Cihad terk edilince düşman güçlendi. Saldırıya geçti. 30’dan  fazla devletçikleri birer birer yutmaya başladılar. 1530 yılına gelindiğinde Endülüs topraklarında korkunç bir Müslüman kıyımı başlamıştı. Hıristiyan İspanyollar, Müslümanları korkunç işkencelerle katlediyorlardı. Barbaros Hayreddin Paşa, 7 sefer düzenleyerek, Haçlı kılıcından kaçıp sahillere ulaşmış olan 70 binden fazla Müslüman'ı kurtardı ve bu mazlumları Cezayir topraklarına iskan etti. Kalan Müslümanlar, dehşetli zulümlere karşı 1568’de ayaklandı. Ancak ortada ne bir baş, ne birlik ve beraberlik vardı. Neticede Haçlılar insanlık tarihine kara bir leke olarak geçecek katliâmları gerçekleştirdiler. 1614 yılına gelindiğinde yaklaşık 8 asır İslâm hâkimiyetinde kalmış olan topraklarda bir tek Müslüman kalmamıştı.

Kim ne derse desin, Elhamra bana sevimli gelmez. Hatta ziyadesiyle itici gelir. Zira bu abartılı şekilde şatafatlı olan saray, itibarın yanlış yerde aranmasının müşahhas misalidir. Tıpkı bizde Dolmabahçe Sarayı ve Yıldız Sarayı gibi… Bir Topkapı Sarayı’na bakınız, bir de Dolmabahçe Sarayı’na… Topkapı Sarayı son derece sade ve mütevazı bir yapıdır. O devrin idarecileri o mütevazı yapıda çok az konaklamışlardır. Ömürleri at sırtında fetihten fetihe, cihaddan cihada koşmakla geçmiştir. Fatih’i, Yavuz’u, Süleyman’ı düşünün… Borç parayla yaptırılan Dolmabahçe ve Yıldız saraylarında ise abartılı bir şatafat, cafcaflı bir hayat nidâsı vardır.

Elhamra Sarayı yapılmadan önce o tepede bir kale ve mütevazı bir yönetim merkezi binacık yapılmıştı. 1030 yılına kadar Endülüs’te, cihad nağmeleri, Tevhid’i haykıran zikirler ve ilim-irfan faaliyetleri devam etti. Kurtuba’da 400 bin el yazması eseri ihtiva eden muhteşem kütüphane tesis edildi. İspanyol vahşiler o muazzam eserleri yakıp yok edeceklerdi. Bir Batılı ilim adamı; “Bize Endülüs’ten 4-5 kitap intikal etti. Onunla aya çıktık. Şayet o kitapların tamamı elimizde olsaydı, bugün yıldızlar arasında seyahat edecek seviyeye ulaşacaktık.” demiştir.

Tarık bin Ziyad’ın, değil sarayı, bir kulübesi bile yoktu. Ancak o “Cennet kılıçların gölgesi altındadır” hadis-i şerifini rehber edinmiş ve kılıcı ile dünyanın en itibarlı kişileri diye bilinen Hıristiyan krallara diz çöktürmüş, el-etek öptürmüştü. 1232’de Elhamra Sarayı'nın temelini atan I. Muhammed (Muhammed bin Ahmer), bin tane Tarık bin Ziyad yetiştirmeyi hedefleseydi, daha iyi etmez miydi? O yetişecek bin Tarık bin Ziyad misali mücahidle, bütün Avrupa’nın İslâm’la şereflenmesi kuvvetli ihtimal dahilindeydi. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?