Reklamı Kapat

Cinnet hali yaygınlaşıyor mu?

Son bir hafta içinde İstanbul ve Antalya’da yaşanan toplu intiharların medyaya yansıyan sebebi ekonomik sıkıntı ve çaresizlik olarak ifade ediliyor. İnsanlar nasıl böylesine ümitsiz ve çaresizlik içinde kendilerini hissediyorlar ki, hem kendilerini hem de çevrelerindeki en sevdiklerini öldürebiliyorlar? Bu tür intihaların çok yönlü olarak ele alınması gerekir. Olayı maddi imkânsızlığın sürüklediği çaresizlik olarak nitelendirmek doğru olsa bile eksik bir değerlendirmedir. Ekonomik sıkıntının insanları böylesine çaresizliğe iteklemesinin sebeplerinin de tespiti gerekiyor. Elbette, böyle bir araştırmada olayların sosyal ve psikolojik boyutu, hatta inançlardaki zayıflamanın insanların kendilerini çaresizlik içinde hissetmelerinin sebeplerinden birisi olabileceği ihmal edilmemeli.

İstanbul Fatih’te dört kardeşin toplu intiharı üzerine yazdığım yazıda insanların kendilerini böylesine ümitsizlik içinde hissetmelerinde devletin sosyal devlet olma özelliğini koruyamadığı, daha doğrusu bu görevini tam olarak yapmıyor olmasına dikkat çekmiş, en kısa zamanda bu doğrultuda adımların atılması gerektiğine dikkat çekmiştim.

Bu defa Antalya’da bir ailenin toplu olarak hayattan çekilmiş olması öylesine yürek yakan, insanı derinden yaralayıcılığının yanında bir şey yapamıyor olmanın çaresizliğini hissediyorum. Uzun yıllardır bu topluma örnek olarak Batı gösterildi. Sonuçta geldiğimiz noktaya bakarak bu toplumu böylesine kendi değerlerinden kopartarak bize yabancı toplumları örnek gösterenlerin sanıyorum gelinen noktada büyük payları var. Derdim birilerini suçlamak değil ama, toplumu kendi değer yargılarından koparıp yerine daha iyisini koyamayınca sosyal yardım kurumları da işlev görmüyor. Çünkü toplumda yardımlaşma duygusu giderek zayıflıyor. İnsanlar, yüzyıllar önce boyunca çaresiz kaldıklarında kapısını çalıp içeri girdikleri, en azından günlük ihtiyaçlarını karşılayabildikleri toplumsal dayanışmayı sağlayan kurumlar vardı. Belki sayıları şimdiki kadar çok değildi ama, mevcut kurumlar insanların içine yuvarlandığı çaresizliğe derman olmuyor/olamıyorlar.

Böyle olunca insanları çaresizliğe yuvarlanmaktan kurtarma görevi devlete düşüyor. Kısacası, artık soysal devletin lafını etmek değil, sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor. Çünkü Fatih’teki olayda dört kardeşten çalışan bir teki. Belli ki diğerlerinin de sosyal güvencesi olmadığı için 4 kardeşin yükü birinin omzuna yüklenmiş. O da işin içinden çıkamayınca çareyi topluca ölmekte bulmuşlar. Antalya’da yaşanan olayda da medyaya yansıdığına göre ailenin reisinin bir ekonomik çaresizliğe sürüklendiği anlaşılıyor. Çok sevdiği eşi ve iki yavrusunun ihtiyaçlarını karşılayamama noktasına gelince de hayattan kopmak/çekilmek akla eliyor.

Bu noktada iktidar sözcülerinin ekonomi konusunda her gün çizdikleri pembe tablo, geleceğe dönük ümit saçan konuşmalar ile son bir hafta içinde yaşanan olaylar ciddi bir çelişki oluşturuyor. Devlet eğer sosyal devlet olma konusunda çaresiz kalmış ise toplum olarak bu alanda birlik oluşturmak lazım. Bunun için de öncelikli olarak sorunlara doğru teşhis koymak, sıkıntılarımızı halının altına süpürmekten vazgeçmemiz şart. Çünkü var olan sorunları görmezden gelerek çare bulmak mümkün olmaz/olmuyor. Bu noktada toplum olarak sorunlarımıza temelleri yüzyıllar önce atılmış kurumlar ve değer yargılarımızın hayata hakim kılınması gerekiyor. Başka toplumları taklit ederek sağlıklı bir toplum oluşturamadığımız ortada olduğuna göre başkalarına benzemek yerine kendimiz olmak durumundayız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?