Reklamı Kapat

Milli Görüş Hareketi’nin kökleri

Her hareketin en samimi savunucuları, daima ilk yola çıkanlar olurlar. Bu yola çıkış, her türlü tehlikeyi çağırmasına karşılık, hiçbir maddi vaad barındırmadığı için ancak samimi olanlar davaya katılırlar. Ama işler biraz ilerleyip ganimet paylaşımı için küçük de olsa bir ışık görünmeye başladığında menfaatçiler yığılmaya başlarlar. İşte bu noktada hareketin ilke ve prensipleri çok sıkı bir şekilde uygulanırsa bu menfaat şebekeleri istediklerini elde edemezler. Aksi halde ortalık fesatçıların insafına terk edilmiş olur.

1969’da Erbakan Hocamızın liderliğinde “Müstakiller Hareketi” ile başlatılan Milli Görüş Hareketi” 50’nci yılına girerken geriye dönüp bu hareketin doğuş yıllarını, köklerini yeni nesle hatırlatmak lazımdır. Karşı görüşten olan Odatv yazarı H.V. Altay, Milli Görüşçü bir köylünün samimi duygularını köşesinde şöyle dile getiriyor:

“Bundan çok yıllar önce, 70’li yıllarda arkadaşlarla bir köy gezisine gitmiştik. Köyün ileri gelenlerinden birinin evinde kahvaltı yaparken, duvarda asılı duran kocaman bir anahtar dikkatimi çekti. O zaman, siyaset arenasında Erbakan’ın Milli Selamet Partisi vardı. Anahtar da partinin amblemiydi. Ben salağa yatıp evin sahibine: “Hayırdır Hacı, bu cesamette bir anahtar hangi kapıyı açıyor?” diye sordum. Ev sahibi tereddütsüz yanıt verdi: “Cennetin kapısını.” Bütün arkadaşlar kahkahaya boğuldu. Yalnız ben adamın içtenliği karşısında ürpermiştim. Selametçilerin siyasi simgesi olan anahtar, muhteremin zihninde Kur’an-ı Kerim gibi kutsal bir nesneyi ifade ediyordu. Anahtarın kerametine olan sonsuz inancı gözlerinden okunuyordu.”

Bu satırların yazarı bu inanç karşısında pek hayret etse de aslında köylü diye tanımladığı bu arif insanın inancı tam da olması gereken gibiymiş. Çünkü davası İslam olmayan mü’minde hayır yoktur ve davası İslam olanın varacağı yer de cennettir.

Milli Görüş davası bir İslam davasıdır. Nitekim Milli Görüş partilerinin ilki olan Milli Nizam Partisi’nin kongresinde 8 Şubat 1970 tarihinde Necmettin Erbakan genel başkanlığa seçilmesinin ardından yaptığı konuşmada şunları söylüyor:

“Biraz önce sizlere M.N.P. kurucuları takdim olundu. Ama sizden niçin saklayalım, niçin partimizin hakiki kurucularını bu ilk açılış gününde zikretmeyelim. Açıkça ilan ediyorum ki, bizim partimizin kurucuları Sultan Fatih Hazretleri, Sultan Yıldırım Hazretleri, Sultan Murat, Sultan Melikşah, Ulubatlı Hasan, Orhan Gazi, Nizamülmülk, Akşemseddin, Sultan Yavuz, Kılıçaslan, Alparslan, Gelenbevi Hazretleri ve Sultan Hamid’dir.”

30/6/1970 günü Diyarbakır’da yaptığı konuşmasında savcılığın iddianamesine göre (özetle): “Milli Nizam Partisi’nin görüşünün hakkı getiren, batılı yok eden görüş olduğunu, M.N.P’nin 4 aylık bir çocuk gibi olduğunu ve bu çocuğun terbiyesini ve gideceği yolu öğrenmesi için Akşemseddin Hazretleri’ne teslim edildiğini, Cenab-ı Hakk’ın aziz milletimizi, Âdem Aleyhisselâm’dan beri muhtelif peygamberler vasıtası ile insanlığa gönderdiği hak yolunun bin seneden beri bekçisi yaptığını, Masonların Selanik’te loca kurduklarını ve birtakım subayları da Mason yaparak hazırladıkları Hareket Ordusu ile Sultan Hamid’i tahtından indirdiklerini, böylece dünyanın idaresinin Müslümanlardan Yahudilerin eline geçtiğini” söylemiştir.

Evet, Milli Görüş Hareketi; birilerine iktidar yolarını açarak iktidar nimetlerinin el değiştirmesini sağlamak değil, Hakk’ı hâkim kılma ve ma’rufun egemen olmasını sağlama davasıdır. Bu davada bu amaç dışında yer alanlar bütün ümmete ihanet edenlerdir.

Bu davanın ilklerinin hemen hemen hepsi tekke terbiyesinden geçmiş nefsi terbiye almış kişilerdir. Davanın lideri Erbakan Hocamız, Abdülhamid Han Hazretleri’nin izinden giderek bu yola manevi önderlerin rehberliğinde çıkmıştır. Kendisi de, Gümüşhanevi tekkesinin şeyhlerinden sırasıyla Hasip Efendi (v. 1949), Abdülaziz Bekkine Efendi (v. 1952) ve Mehmed Zahid Kotku Efendi (v. 1980) Hazretleri’ne talebe olmuş, hizmetlerinde bulunmuştur.

Milli Görüş, Türkiye’de mutedil İslam anlayışı olan Ehl-i Sünnet’in mensubu ve en etkin savunucusu olmuş, İslam’ı tahrif etme amaçlı akımlardan olan, ılımlı İslam projesi, radikal Müslümanlık, tarihsellik, modernizm, sünnet inkârcılığı, mezhep ve tasavvuf düşmanlığı gibi akımlara karşı durmuş, bunların yayılmasına imkân vermemiştir. Bugün Milli Görüş sahada biraz zayıfladığı için bu tahrif hareketlerinin sesi biraz fazla çıkmaktadır.

Milli Görüş bir taraftan İslam’a dıştan saldıran laik/Batıcı cephe ile mücadele ederken bir taraftan da İslam’a içten saldıran tahrifçilere karşı aşılmaz bir kale gibi durmuştur. Bu bile Milli Görüş mensupları için yeter bir şereftir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Hayati Otyakmaz - Bu güzel ve ibretli makaleniz için çok teşekkür ederiz muhterem Mustafa Kasadar Hocamız.

Selâm, saygı ve dualarımızla...

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 11 Kasım 15:15

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?