Reklamı Kapat

Down sendromlu, otizmli meleklerimiz…

Nasıl bu hale gelebildik. Bizim vicdan diye bir hazinemiz vardı. Ne zaman kaybettik.

Şefkatimiz şelale gibi gümbürdeyerek akardı.

Hangi yağmursuzluk kuruttu.

Aksaray’da otizmli çocuklar bazı veliler tarafından yuhalandı.

Ülke nefesini tuttu.

Boğuldu.

Konuşamadı.

Rahman’ın en büyük hediyesi çocuklar.

Siz bir de çocuğu olmayan ebeveynlere sorun bu değerli hediyeyi.

Down Sendromlu Melike’si için ölüp ölüp dirilen Sağlam ailesi.

Yirmi yıllık bir çocuk özleminden sonra evlerine Melike ile gelen baharı.

Yuvada meltemler, sabalar estiren, zerdali çiçeği, iğde kokulu Melike yürüdüğünde, ilk kelimeleri hecelediğinde aile bayramları yaşadı.

Hadi onların çocuğu yoktu.

Arkadaşım geç yaşında delikanlı kızları ve oğulları varken Mina doğdu, “Sanki yeniden genç oldum, sanki diğerlerinde yaşamadığım kadar mutlu oldum bu geç yaşımda Mina beni gençliğe evriltti” dedi. Evli abi ve ablası ile anne-babasının dünyalar güzeli prensesi idi Downlu Mina.

Dört kızlarından sonra kucaklarına aldıklarında Hüsna’yı, Sezer ailesinin şefkat şelalesi daha da güçlendi. Bütün kardeşlerinin ve anne-babanın biraz geç yürüyen, geç konuşan ama hiç geç kalmamış büyük sevgilisi Hüsna, arkadaş çevremizin de en sevimli sakiniydi.

Aksaray’daki ilkokulda otizmli öğrencilerin ve ailelerinin yuhalanmasıyla başlayan vicdansızlık, cehalet eylemi hepimizi ürküttü.

Eylemi okul müdürü ve mahalle muhtarının organize ettiği öne sürüldü. Muhtarın özrü ise kabahatinden büyük;

“Biz orada hiçbir özürlüye, hafif otistiğe karşı değiliz. Ama okula yakınlarda 17 tane ağır otizmli öğrenci geldi. Velisinin hep yanında olması gerekiyor. Sınıfları ayırdık ama teneffüste mecburen birbirlerini görüyorlar. Ağır otizmli olanların yaşları 14-16. Bu durum rahatsızlık yaratıyor.”

Muhtar, velilerin her gün kendisini arayarak okuldaki otizmli çocuklardan şikâyetçi olduklarını iddia ediyor;

“Ben de bu işi Vali beyle görüştüm, ‘Bir ay sabredin’ dedi. İl Milli Eğitim Müdürü ise 8-9 ay sürecek diyerek işi karıştırıyor. Valilik başka bir okula taşınacaklarını söyledi ama vatandaş inanmıyor. Çünkü bundan 3-4 sene önce yine gidilip şikâyet edilmiş, MEB bu okuldan onları alacağız demiş ama almamışlar.”

Bahsi geçen çocukları toplum engelli görmekte fakat değiller, onlar eğitilebilmekte, çok başarılı olmaktalar, arkadaşımın otizmli oğlu, mühendis oldu. Ki sanatçı, doktor, hafız olan otizmliler biliyorum.

Engelli bir abla ile çocukluk, gençlik geçirdim.

Annem-babam ve biz kardeşler için o çok sevgili, daha fazla şefkate ihtiyacı olan bir çocuktu.

Ailem onu bizlerden hiç ayırmaz, bize ne alırlarsa ona da alırlar, annem konfeksiyon ürünler, o zamanlar fazla olmadığından dikiş makinesi başına geçer, en güzel elbiseleri bir örnek ablam ve bana dikip giydirirdi.

Sosyal hayatımızdan onu hiç çıkarmazdık; pikniklere, sinemaya, tiyatroya, konserlere götürürdük.

Tabii hemen insanların dikkatini çekerdi.

Arsızca dik dik vahşi bir yaratığa bakar gibi ilkel bir şekilde süzerlerdi.

Şimdi otizmli çocukları yuhalayarak, bakma işini de bırakmışlar. Merhametsizlikte bayağı mesafe kat etmişler.

Ablamdan biliyorum onlar gösterilen sevgi ile mutlu olurlar.

Kendilerinin istenmediğini, sevilmediğini, hoşlanılmadığını herkesten daha fazla anlarlar.

Bir tebessüm, şefkatli bir bakış ile derin bir iç çekerek huzurlarını belli ederler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?